Red Light Zone
June 28th, 2009 • Uncategorized • 1 comment
Akşam oldu. Sıkıldın. Hani oldu ki evli değilsin veya evlisin ve eşinizden gizlice bara, diskoya veya bir kulübe gitme cüretini gösterdin. Kapıdan girdin kırmızı ışık, loş bir hava içerde güzel bir müzik ve gençlerden oluşan bir ortam var.
Bir dakika geri gelelim paragrafın başına, işi daha da güzelleştirelim diyelim ki bir de yurtdışında bir oteldesin, ülkemin topraklarından “far far away”. Yani medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar, güzel hatunlarla sorun olmadan konuşabilme opsiyonun olacak. “Hi baby” diyeceksin ve doğrudan derin konulara girebileceksin. Hani oldu ya. Yazı bize ait değil mi? Oldu bu da oldu hadi. Burada durmayalım, senaryoyu ileri götürelim. Bu bar disko ne ortamsa sadece kızlarla dolu olsun ve ortamda uçacak erkek sinek sadece siz olun. Vay vay vay.
Yazının bu kısmına bile hasarsız gelmek büyük başarı. Şimdi girelim bu loş ve hafif müzikli ortama. Rock müzik değilde hani gecenin sonlarına doğru çalınan “joy fm” tarzında müzikler koyduralım bizim DJ’e. Yaklaş bara abicim, içkini iste şimdi. Etrafı bir kolaçan et. Gözler senin üzerinde. Kolunu bara daya, ayaklarını yerden 10 cm yukardaki uzun boruya koy. Elinde bardak yavaş hareketlerle etrafı kolaçan etmeye başla.
Çevrende şimdiden bir hareketlenme olmaya başladı bile. İçecek almak isteyenler geliyorlar, sana çarpıp geçiyorlar. Gözlerini senin üzerinden çekemeyen bir kaç ikiz sarışın bile gördün. Unutma kaynakların kısıtlı, zamanın kısıtılı, yerin kısıtlı, paran kısıtlı en doğrusunu seçmek durumundasın. (En doğrusu derken yanlış anlaşılmalara sebep olmayalım, burada yatırımcı ve girişimci örneği vermek üzere kelimeleri buraya kadar getirdim.) İşte 30 saniyelik kesişmeler var ya senin “elevator pitch” lerin (yazının ilerleyen aşamlarında gözüne çarpacak, ya da CTRL + F yap hemen bul) yani asansör sunumları.
Kiminle konuşmayı derinleştirmeye götüreceğini bu kadar kısa sürede karar veriyorsun. Yanına gidip konuşacağın hatunları belirledin, tek tek başladın. Kaynaklarının kısıtlı olduğunu biliyorsun, sırayla konuşuyorsun ama uzun tutmuyorsun sohbetleri çünkü en uygun adayı belirlemeye çalışıyorsun, çünkü elindeki değişkenleri biliyorsun. Para kısıtlı, zaman kısıtlı, yer kısıtlı vb. vb.
Şimdi kesiştiğin yani kısa sunumlarını dinlediğin hatunlarla pardon şirketlerle detaylı sunum sürecine giriyorsun, ama detaylı konuşmada 10 dk aşmıyor. Neden? En uygun adayı bulman lazım. 2 saat yanlış bir aday üzerinde harcarsan gece biter ve sen yatırım yapamadan tüm girişimciler evlerine veya başka yatırımcılara giderler. İşte bu da yatırımcının ilk sunum için harcayacakları süre. Daha sonra 2 aday belirledin, onlarla 1 saat konuşabilirsin. İkisini de kaçırmadan aynı ortamda tutup bunu başarabilirsen tabi. İşte sermayenin yatırım yapacağı adayları seçme süreci aynen buna benziyor.
Okuyana not: Yazının bu üst paragrafı tamamen uydurmadır. Bir gerçek olaya dayanmadığı gibi hayal gücünün kullanılması bile söz konusu değildir. Sadece kaynağını hatırlamadığım bir benzetmenin haddi aşarcasına “girişimci – yatırımcı”için akılda kalacak örneği olmak üzere ileri götürülmesidir.
Girişimciliğin hangi aşamasında olursanız olun yatırımcıdan para istemeye gitmek oldukça heyecan vericidir. Yatırımcıyı bulduğunuzda yaptığınızın işin ne olduğunu neye yaradığını anlatmanız için çeşitli yöntemler olabilir. Karşınızdakinin size ayıracağı zamana bağlı olarak şirketinizin nelere çözüm getirdiğini anlatabilmelisiniz. Bu sunum için mutlaka önceden defalarca çalışmış olmalısınız. Doğaçlama yapacağınızı düşünüyorsanız emin olun ki yanılıyorsunuz. Sanki doğalmış gibi çalışılmış bir sunumla sermayenin önüne çıkmalısınız. Hangi ürünü veya hizmeti üretiyorsanız üretin 20-30 kelimede ne yaptığınızı açıklamalısınız. Kart vizitinizin arkasına işinizin neye çözüm getirdiğini yazabilmelisiniz. Bu başlangıç aşamasıdır. Daha sonra asansördeki kısa zamandan esinlenilerek adı konulmuş İngilizcesi “Elevator Pitch” bence Türkçesi “Asansör sunumu” na hazır olmalısınız. 2 dakika içinde işinizin/projenizin ne olduğunu, hangi soruna çare olduğunuzu, kim olduğunuzu ve nasıl başarılı olunacağını anlatacak ayak üstü sunumunuz olmalıdır. Yatırımcıyı her zaman asansörde yakalamayabilirsiniz belki bir kokteylde belki bir spor maçında veya havaalanında karşılaşabilirsiniz. Sizinle daha sonra iletişimde kalabilmesi amacıyla bu kısa sunumlara hazırlıklı olmalısınız. Ağzınıza lafı gevelemeden doğrudan açıklıkla sorunun ne olduğunu ve sizin projenizin nasıl bir çözüm getirdiğini kısa süre içinde dile getirmelisiniz. Yatırımcının ne kadar çok para kazanacağını iş modelinin detaylarını sakın detaylıca anlatmaya çalışmayın dakikalar içinde sadece karşınızdakinden daha uzun bir sunum için bilet kopartmaya çalışacaksınız.
Diyelim ki sizi daha uzun dinleyecek olan kişin kartvizitini aldınız ve sunum için gün belirlediniz. Ne kadar heyecanlı değil mi? Powerpoint’i açarsınız hazırlarsınız ve sunum günü gider kapar gelirsiniz sermayenizi. İşin oldukça ayrıntılı bir çalışma gerektirdiğini anlatmak için bu yazıyı dizgiye verdim.
1. Sizi dinleyecekleri araştırın: Kime gidiyorsunuz? Sizi kimler dinleyecekler bunu öğrenin, daha sonra internette ön araştırmanızı mutlaka yapın. Bu kişilerin özgeçmişlerini okuyun kendilerini tanıyın. Gittiğiniz şirketin neler yaptığını, kurumsal yapısını, daha önce kimlere yatırım yaptıklarını öğrenin. Bunları orada anlatmak için değil, sunum öncesi altyapınızı oluşturmak için yapıyorsunuz. Yoksa sakın ola ki karşınızdakilere ne yaptıklarını veya işlerini sorgulayan soru sormayın. Örnek: X holding’inin yatırımı olan A uçak şirketi var ve siz bu holding çalışanlarına sunum yapacaksınız. “A uçak firmasıyla uçuş yaptım, neden sandaviçleri parayla satıyorsunuz?” diye bir soru sormayı düşünmeyin veya “A şirketi nasıl kar ediyor mu? Siz buradan nasıl para kazanacaksınız?” gibi soruları da sakın sormayın. Sunumu yapacağınız kişileri araştırmak size sunum sırasında rahatlık sağlayacaktır, bundan fazlası olmaz.
2. Sunumu hazırlamak: İşte işin kalbi burası. Sunum yapacaksınız ama ne anlatacağınızı biliyor musunuz? Nasıl yapacağınızı biliyor musunuz? Çok basit bu diyerek hazırda bir iş planınız varsa onu alıp sunum sayfalarına 12 punto fontla sakın kopyalamayın. Bunu düşünmeyin bile. Sunum hazırlamak üzerine Guy Kawaski’nin 10/20/30 kuralı vardır mutlaka okuyun. On sayfa sunum, 20 dakika ve 30 puntoyla yazılmış metin demektir. Bir çok kişinin bu sunum konusunda farklı görüşleri olmakla beraber ortak görüş olarak bir sunumda aşağıdaki başlıkların anlatılabilir.
a. Giriş sayfası: Kime sunum yaptığınız, başlık, zaman, yer ve iletişim bilgileriniz bu sayfada yer alabilir. Marka vaadiniz burada yer alabilir. Susuzluğu gideriyoruz, yazılım satıyoruz, açık yenilikçilik alanı oluşturduk diyebilirsiniz. Bu sayfayı kişiselleştirmek önemlidir. Daha önce yapmış olduğunuz sunumlardan kalan tarih, yer veya şirket adı olmamalıdır. Sunum sırasında “Ya esasında bu sunumu sizin için hazırlamamıştık, geçen hafta okulda yaptığımız sunumu getirdik” demek, ilk dakika içinde kendi kalenize atılmış goldür. Sunumun ilk sayfasından sonuna kadar hazırlıklı olun. Yatırımcıları sınıflandırmayın. “Ya zaten bu adamın çok parası yoktur, bize de yatırım yapmaz” demeyin. Her sunuma detaylara dikkat ederek hazırlanın.
b. Problem: Projenininiz veya ürününüzü anlatmadan önce pazardaki müşterilerin yaşadığı sorunu kısaca özetleyin. 3 maddede ana sıkıntıyı anlatın. Eğer bir sorun yoksa kendiniz problem yaratıp onu açıklamaya kalkmayın çünkü bu çok kolay anlaşılır.
c. Çözüm: Sizin bir önceki sayfada açıkladığınız probleme nasıl bir çözüm önerisi getirdiğinizi yine 3 maddede özetleyin. Belki 3 maddeden fazla önerileriniz olabilir, bence öncelik sırasına koyun ve ilk 3’nü açıklayın. Eğer 10 çözüm önerinizi açıklayacak olursanız emin olun ki dinleyicilerin akıllarında sadece 3’ü kalacaktır. Problem ve çözüm bazen aynı sayfa içinde açıklanabilir. Aynı sunum sayfasında 20 – 30 kelimden fazla kullanmamaya özen gösterin. Sakın paragraf paragraf yazılar yazmayın ve bunları sunumdan okumayın. Sunum sadece ana başlıkların hem siz hem de sizi dinleyenler tarafından görülmesini ve ne hakkında konuştuğunuzun bilinmesini sağlar.
d. İş modeli: Geliri nasıl elde edeceğinizi, karlılık oranını anlatabileceğiniz sayfa olacaktır. Sakın bu aşamada detaya girmeyin. Eğer kurulum veya fikir aşamasındaysanız gelir modelinizde değişiklikler zamanla olacaktır. Bunu yatırımcıda bilir siz de bilirsiniz. İşinizin gelir elde edeceği, gönüllü işi olmadığınızı anlatmanız için bir aşamadır. İş modeli konusunda uzun uzun anlatmaya girişirseniz kendinizi bir batalıkta bulabilirsiniz. Gelir modelinizi düşünürken sakın “Çin Sendromu”na kapılmayın. 1,3 milyar kişi yaşıyor bunun %1’ne ürünümüzü satsak 1,3 milyon kişi yapar ilk yıl 1 USD kar etsek, gelirimiz 13 milyon USD net karımız 1,3 milyon USD olur gibi çıkarsamaları yapmak komik olur. İş modeli içinde bu rakamlardan bahsetmeyeceğiniz gibi bu gibi tahminleri anlatacağınız son sayfalarda dürüst olun.
e. Katma değeriniz nedir? İşte işin gizemi buradadır. Değer önerinizi burada anlatmalısınız. Müşteri neden sizden satın alacak? Burada belki 30 sn – 1 dk demo yapabilirsiniz. Sakın uzun olmasın, demo için sunumdan önce mutlaka çalışmış olun. Sunuma iki kişi gittiyseniz, demo için diğer arkadaşınız hazır bulunsun lap top içindeki hazır programdan çalıştırabilirsiniz. İnternet kablosuz ağ bağlantısı kurmak için teknik sorunlarla uğraşmayın. Eğer bekleme odasında kablosuz bağlantı yaptıysanız ve demo online çalışıyorsa belki canlı demo yapabilirsiniz ama benim tavsiyem canlı yapmayın Murphy bu işe mutlaka karışır. Başarılı olma ihtimaliniz yüksek olsada başarısızlık olasılığını işe karşıtırmayın 1 dk için odayı stress rüzgarları birbirine neden olmadı diyen iki girişimcinin yatırımcılar tarafından “Olur çocuklar böyle şeyler” demelerine imkan vermeyin.
f. Pazarlama ve satışlar: Satışlarınızı nasıl yapacağınızı, müşterilerinize nasıl ulaşacağınızı burada anlatın. Yineleyim dürüst olun. Yükseklerden uçamayın. Tüm billboard’lara, metroya, havaalanındaki LCD’lere reklam vereceğiz diye gitmeyin. Eğer işin başında olan bir şirketseniz, gelir – gider tablolarınızın nasıl olacağını karşı taraftakiler sizlerden çok daha iyi biliyordur. Sadece etrafta görünür olmak için yatırımcı size para vermeyecektir. Sizin bu sayfada kısaca açıklayacağınız ve anlatacağınız hangi kanalları nasıl kullanacağınız, verimli girişi stratejinizin ne olacağını açıklamak olacaktır. İşbirlikleri üzerine yoğunlaşmanız doğru olabilir. Blog yazarlarıyla başlayacağınızı, google adwords’de harcama yapacağınızı, tavsiye için üyelere hediyeler vereceğinizi söylemek diğer örnekler olabilir. Sakın bu örnekleri okuyup sadece üçünü yazmayın, mutlaka siz daha yaratıcı yöntemler bulacaksınızdır. Gerilla pazarlama yöntemleri vb. olabilir.
g. Rekabet, rakipler: “Bizim rakibimiz yok, sektörde tek olacağız” veya “Diğerleri bu işi çok kötü yapıyorlar” gibi önermeleri sakın kullanmayın. Sektörün genel çizgilerini açıklayın ana 3 rakibinizi anlatın. Toplam oyuncu sayısını ve sizin 3 ana oyuncudan nasıl farklılaşacağınızı anlatın. Sakın diğer şirketleri küçümsemeyin, kötülemeyin. Tekrar edeyim “bizim rakibimiz yok” demeyin, yeni bir iş alanı yaratmış olsanız bile dolayı rakipleriniz olacaktır. Yemeksepeti ilk kurulduğunda rakipleri yoktu ama telefonla rekabet ediyorlardı. Bulunduğunuz pazarı ne kadar bildiğinizi sunumunuzun bu sayfasında anlatıyor olacaksınız.
h. Yönetim ekibi, ortaklar: Sakın daha önce hazırlamış olduğunuz özgeçmişinizi alıp buraya kopyalamayın. 2 cümleyle ortakları açıklayabilirsiniz. Danışman kadronuzu oluşturduysanız bu kişilerin ad soyadlarını ve hangi konularda uzman olduklarını yazabilirsiniz. Yönetim kurulunuzun oluşturulması önemli bir gelişme gözükebilir, her yeni şirkette bu kurul olmayabilir. Ortakların fotoğraflarını bu sayfaya koyabilirsiniz, bence kısa özgeçmişlerimizi 2nci sayfada yani sunumunuzun başında gösterbilirsiniz. Detaylara girmeden kim olduğunuzu sizi dinleyenlere açıklamış olursunuz. İsmen size hitap edebilirler.
i. Mali tahminler ve anahtar ölçümler: Excel’den hazırladığınız karınca duası gibi tabloları kesinlikler bu sayfaya yapıştırmayın. Şimdiye kadar bir şeyler başardıysanız yani güncel durumu özetleyebilir ve 3 yıllık bir tahmin yapabilirsiniz. Yurtdışında bu 5 sene denilmektedir, bence 2 yılın üstündekiler iyimser dileklerden ileri gitmemektedir. 3 sene sizin ana yolunuzu gösterir. Bu rakamlarda abartılı tahminler kullanmayın, ilk sene 30.000 TL kar ederken ikinci sene bir den 300.000 TL kar göstermeyin. Tüm rakamlarınızın bir dayanağı ve açıklaması olmalıdır. Müşteri sayısınızı ve gelişmenizi çok daha kolay tahmin edebilirsiniz. Bu değişkenden yola çıkabilirsiniz. Ciroları yatırımcının ilgisini çekebilmek için yüksek göstermeyin, olduğunudan küçükde hesaplamalar yapmayın. Hedeflerinizi cesarteli koyun.
j. Şimdiye kadar yapılanlar, sermaye gereksinimi, başarılar: Eğer çok yeni bir şirketseyseniz veya fikir aşamasındaysanız o zaman bunu hazırlayamayabilirsiniz. İşinizin erken aşamalarındaysanız bu sayfaya ne kadarlık bir harcama yaptığınızı ve ne kadarlık sermaye ihtiyacınız olacağını koyabilirsiniz. Sunumumun amacına bağlı olarak fon ihtiyacınızı yazıp yazmamayı ortaklarınızla kararlaştırabilirsiniz. Bu soru size geldiğinde mutlaka hazırlıklı olun. Size yatırımcı ne kadar süre için neye ihtiyacınız olduğunu sorarsa tüm ortaklar aynı cevabı bilmelidir. Sermaye ihtiyacınızın dayandığı mali tabloları mutlaka hazırlayın ve yanınızda bulunsun. Bu excel tablolarını sunumda göstermeyeceksiniz ama size daha detaylı sorular sorulduğunda çantanızı hazırlıklı bulundurun. İsteyeceğiniz sermaye anlamlı olmalıdır. Bu rakamın dayandığı nokta şirketinizin değeridir. Henüz satış yapmamış bir yeni şirketin değeri nasıl bulunur bu ayrı bir konudur. Şirket değerinizi dayandıracağınız inandırıcı noktalarınız olmalıdır. İşin çok başında ve tecrübesizseniz değerleme daha düşük olabilir, bu bakımdan ekibinizde tecrübeli yönetim kurulu üyeleri olması avantaj olabilir. Tecrübeli ve tanınmış kişileri yönetim ekibinize katabilmek değerinizi arttırabilir. Onları ikna etmiş olmanız yatırımcı gözünden artı puan olarak değerlendirilebilir.
k. Sunumla ilgili diğer hususlar: Sunumda her sayfada 20-30 kelimeden fazla kullanmamaya, paragrafları kopyalamamaya dikkat edin. Kullandığınız fontlar kolay okunur ve bilinen fontlar olsun. Komiklik olsun sıradışı gözüksün diye bilinmeyenleri kullanmayın. Bunun yanı sıra diğer bilgisayarlarda bulunan fontlar olmalıdır. Sunum sayfalarında arkafon resimleri yazıların okunmasını engellememelidir. Basit fakat çekici olmalarına elinizden geldiğince özen gösterin. Basitlikle, özensizlik arasında fark vardır. Her sayfası özenle çalışılmış basit olması için çaba sarfedilmiş olmalıdır. Siz sunum yaparak sermaye almayacaksınız ancak sunumunuz sizin anlatmanız gerekenleri en iyi şekilde göstermenize yardım etmelidir. Renkleri seçerken okunabilir olmasına dikkat edin. Beyaz arka rengi üzerine sarı harfler veya siyah üzerine gri renk kullanmayın. Logonuzu sunumda kullanın. Sayfa numaralarına, toplam sayfa sayısını gösterebilirsiniz. Eğer sunumunuzu yazıcıdan alacaksanız anlatımdan sonra verin işin gizemi kaçmasın. Anlatacaklanızı madde madde anlatın. 5 adet üzerinde madde kullanmayın. Anlattıklarınızı görsel olarak süsleyebilirsiniz. Grafikler kullanabilirsiniz. Ne grafikler de ne de görsellikte ileri gitmeyin. Yanar döner fotoğraflar koymayın. Video ekleyecekseniz toplam süreniz içinde olmalı ve kısa sürmelidir. Sunumu tek kişinin sunması tercih edilir, iki kişi giderseniz diğer arkadaşınız lap top başında size yardımcı olmalıdır, böylece hem anlatıp hem de sunumun teknik sorunlarıyla uğraşmazsınız.
3. Sunum yapacağınız yerin adresini telefonunu ve kimlere sunum yapacağınızı öğrenin. Çok basit bir bilgidir. Es geçilir. Sunumun hangi ofiste yapılacağını, adresini, harita üzerindeki yerini, telefon numaralarını yazıcıdan çıktı alıp yanınıza alın. Sunuma gitmeden önce kimlerle görüşeceğinizi öğrenin. Ad soyadlarını bilin. Plazaların kapısında “Hangi Kemal Bey?” sorusunun cevabına hazırlıklı olun. Kemal beyin sizin geleceğinizden haberi mutlaka olsun. Güvenlik yukarı telefonla aradığında Kemal bey sizi bilmeyebilir. Sadece girişimcileri dinleyeceğini bilebilir. Bu konu basit gibi gözükebilir ancak bir çok soruna yol açmaması için bu basit detayları atlamayın.
4. Sunum öncesi hazırlık: Sadece ilk yatırımcı için değil herhangi bir zamanda yatırımcıya sunum yapacakmışçasına sürekli hazır olun. Ayna karşısında saatinizi ayarlayın ve 2 dk, 10 dk ve 20 dk lık sunumlar yapın. Ne kadar çok sunum yaparsanız o kadar çok kendinizden emin olursunuz. Arkadaşlarınıza veya danışman ekibinize bu sunumları tekrarlayın. Sizin yokluğunuzda B planı olarak kimin sunum yapacağını kararlaştırın. Tek kişi sunum üzerinde uzmanlaşır ve zamanı geldiğinde tatilde olursa ekibin diğer üyeleri onun kadar projeyi anlatabilmelidirler. Sunumu mutlaka özelleştirin. Gideceğiniz şirkete, yatırımcıya ve kişiye özel olarak sunumunuzda değişiklikler yapın.
5. Sunum günü: Zamanından önce sunum yapacağınız yerde bulunun. Bu 30 dk önce olmamalıdır. Hiç bir zaman toplantıdan 30 dk öncesinden gitmeyin. Erken gittiyseniz bile yakın bir yerde kahve için, alışveriş merkezlerinde dolaşın zaman geçirin. Güvenlikten girişi, asansörden çıkışı hesaba katarak 5 dk öncesinden kararlaştırılan mekanda bulunun. Size içmek için bir şey sorulursa heyecan yapmayın, hiç bir şey içmeyecekseniz bile su isteyin, önünüzde bulunsun. Lap top’unuzun üstüne dökmeyin. Sakar birisiyseniz hiç birşey içmeyin.
6. Kıyafet, laptop, usb, basılmış sunumlar, demo: Biz internet şirketiyiz, pijamaylada gelsem farketmez, baksana Facebook’un kurucusu terlikle gidiyormuş gibi söylemlere kapılmayın. İnternet kültürü rahatlığı içerebilir, karşınızdakilere saygı gösterdiğinizi hissettirin, düzgün, temiz giyinin. Ter kokmamak için gerekli önlemleri alın. Son dakikada yetişirseniz emin olun ki sunum sırasında alnınızdan damlalar akacak sizde bunu peçeteyle veya selpakla silmeye kalktıkça istenmeyen görüntüler ortaya çıkabilecektir. Lap top’unuzu yanınızda getirecekseniz, şarjının yeterli olup olmadığını mutlaka kontrol edin, belki toplantı odasında fiş bulamayabilirsiniz veya masa altına eğilip fişi bulmak uygun olmayabilir. Eğer lap top sorun çıkartırsa ve sorun olacağını düşünüyorsanız 2 tane lap top’la gidin. Bir sorunla karşılaşırsanız bunun sorumlusu ve çözecek sizsiniz. Toplantı odasındaki tüm fişler doluysa sorumlu sizsiniz. Sunumunuzu usb disklere yedekleyin belki 2 lap topunuz çalışmaz ve odadaki bir bilgisayarı kullanırsınız. Usb’de virus çıkabilir, 2nci yedeğiniz olsun. Sunumunuzun yazıcıdan çıktısını alın, toplantıya katılacak kişi sayısı + 3 kadar bastırın. Demo yapacaksanız mutlaka defalarca test edin. Canlı bir demo düşünüyorsanız bir defa daha düşünün. Israrlıysanız tüm şartları sağlayın, toplantı odasında kablosuz ağın olmaması sizin sorumluluğunuzdadır, cep operatörlerinin internet bağlantısını yanınızda bulundurun, istediğiniz hızda çalışmyacaksa, lap top’unuzda hazır programlardan çalıştırın. Demonun videosunu çekin, hard diskinizde ve usb diskinizde bulunsun. Projektörle sunum yapmanız gerekiyorsa buluşma noktasında olup olmadığını öğrenin, yoksa alternatif planınızı yapın. Sunumda çıkabilecek tüm muhtemel hataları düşünün, anlatamamak sizin sorumluluğunuzdadır. “Olur böyle sorunlar” dedirtmeyin. Başarı detaylarda gizlidir. Sunumunuz hatasız olduğunda zaten olması gerekenin bu olduğu düşünülecektir. Hatalar silsilesi üst üste geldiğinde sizi kimse hatırlamayabilir. Sunum sadece bir araçtır. Aracınızın çalışacağından emin olun.
7. Zamanında gidin: Bu da çok bazit bir kuraldır. Zamanında gidin. Trafik, park yeri, tuvaletiniz vb sorunları siz düşüneceksiniz. Bilinmeyen bir semte gidiyorsanız erken çıkın. Kaybolabilirsiniz. Telefonla kaybolduğunuz yerden tarif almak en son başvuracağınız bir yol olmalıdır. İlk defa gidiyorsanız muhtemel sorunları tahmin edin. 2nci boğaz köprüsündeki tamiratta sizin sorumluluğundadır. Bunu bileceksiniz. Eğer sizi dinleyen zamanında toplantı salonunda yer alıyorsa siz de orada bulunabilirsiniz. Bahane üretmeyin. En basit bir görevi yerine getirin. Zamanında toplantı salonunda olun.
8. Sunum ne kadar sürmeli: Bu konu dinleyenin size ayıracağı zamanla ilgili gibi gözüksede kesinlike 15-20 dk aşmamalıdır. Soru cevap için mutlaka süre bırakın. Sunum yatırımcının size daha detaylı ilgili olup olmayacağını belirleyecektir. Yoksa tüm sorunları o süre zarfında çözmeyeceksiniz. Sunumun kaç dakikada bitmesi gerektiğini toplantı zamanı alırken sorun veya anlayın. Size 10:00 – 10:45 ajandası gönderildiyse 20 dk sunum yapın daha 10 dk giriş çıkış, içecek, sunum, laptop açılış kapanışa, 15 dakika soru cevaba ayırın. Size 30 dakika toplantı süresi ayrıldıysa 10 dakikada sunumunuzu bitirin. Bunun için daha önceden ayna karşısında alıştırma yapmıştınız.
9. Sunum sırasında: Gergin olmayın, ters cevaplar vermeyin, sinirlenmeyin. Size bazen o kadar zor ve ters sorular sorulabilir ki sakın kimseyi suçlamayın bunlara hazırlıklı olun. Gülüşmeler bile olabilir. Bunları kaldırmayı öğrenin. Ne kadar hazırlıklı olursanız bu tür psikolojiyi o kadar rahat yürütebilirsiniz. Sakin olun. Size gelen soruları not alın, eğer iki kişiyseniz biriniz not alıp diğeriniz cevaplayabilir. Bu karşı tarafın değerli olduğu algılamasını yaratır. Sadece algılama olarak değil daha sonra düzelteceğiniz noktaları ve sık sorulan sorularınızı oluşturmuş olursunuz. Eğer cevabını veremediğiniz bir soru olursa bir sonraki sefere buna da hazırlanırsınız. Sunum sırasında bazı şeyler ters gidebilir, bunun için B planınız mutlaka olsun. Teknik sorunları daha önceki maddede anlattığım gibi kaldırmaya çalışın. Tüm olayların sorumlusu sizsizniz, başka suçlular aramayın.
10. Sunum yaptıktan sonra: Sunum sonrasında hemen karar verilmeyebilir. Doğrudan size düşünceler aktarılabilir. Her iki durumda da toplantı yaptığınız kişilerle iletişimde kalmalısınız. Eğer size yatırım konusunda cevaplarını daha sonra verecekleriniz söylediyseler, toplantı sonrasında uygun bir süre içinde teşekkür epostası ve cevaplarını beklediğinizi anlatan bir ileti gönderebilirsiniz. Sakın bu epostanıza cevap almayınca 1-2 gün sonra tekrar tekrar eposta göndermeyin. Sabretmesini bilin. Eğer söyledikleri süre içinde cevap göndermediyseler 2 hafta içinde hatılatıcı nazik bir ileti gönderebilirsiniz, bu kadar. Bunun dışında karşı tarafı rahatsız etmeyin. Size yatırımı gerçekten düşünüyorlarsa sizin toplantı sonrasında verdiğiniz iletişim adreslerine mutlaka ulaşacaklardır. Spam klasörünüzü zaman zaman kontrol edin, bazen bu tür epostalar bile gözden kaçabilmektedir. Eğer size hayır yanıtını toplantı sonrasında verdiyseler, kibarca iletişim bilgilerinizi ve ilgileri için teşekkür iletisi atmayı unutmayın. Projenizde büyük gelişmeler oldukça onları haberdar edebilirsiniz. Bu periyod karşı tarafı sıkmayacak düzeyde olmalıdır. Uzun iletiler yazmaktan kaçının.
Kaynaklar: Yatırımcılara yapılacak sunumlar konusunda okumanız gereken ve bu yazı için kullanılmış kaynaklar
Kod adı “Bıldırcın”
June 21st, 2009 • Uncategorized • 2 comments
Bugün medyanın ekonomi sayfalarında boy boy yer alan büyük şirketlerin yöneticilerinin 1950 – 60 kuşağı olduğunu düşünürsek, mezun oldukları üniversitelerde okudukları işletme ve ekonomi kitapları 1970’li yıllarda hatta bir kısmı 1960’larda yazılmıştı. Eğer kendilerini sürekli yenilememişlerse şu anda endüstri devriminin yığın üretim kuralları üstüne stratejiler geliştiriyor olmalılar. Kıt kaynaklar, altın, petrol ve üretimin ana başlıklar olduğu yıllardan bu yana çok zaman geçti. Coğrafi mesafeler internet ve yeni teknolojilerle aşılıyor. Pazarlar genişliyor, rakipler farklılaşıyor.
Bu paragrafı yazalı nerdeyse 10 yıl geçti. 1999’daki bir yazımın başından aldım koydum. Değişen hiç bir şey yok. Geçen hafta internetin yenilenen dünyasını ve web 2.0 kavramını anlatmaya elektronik sektöründeki büyük bir marka firmaya gittim. Firmanın yöneticileri ve müşterilerine interneti iş modellerinde nasıl daha etkin kullanacaklarını anlatacaktım. Sunum öncesinde bir kaç soruyla yeni ekonomi konularındaki ilgilerini öğrendim. Sonuç inanılmazdı. Gazeteler, mesajlama ve eposta arasına sıkışmış bir yönetici dinleyicisinden bahsediyoruz. Bugün bir çok yeni internet şirketi bu büyük holding yöneticilerinden randevu almak ve ilk sermaye yatırımı almak için çabalıyorlar. Bu devasa holdinglerle her toplantı beni büyülüyor. Şirketlerin CEO’ları ve genel müdürleri esasında bu yeni ekonomi kavramındaki fırsatı sürekli okuyorlar ve ilgileniyorlar ama hiç bir şey bilmiyorlar. Kulaktan dolma bilgilerle yaklaşıyorlar. Belki de bu sebeple girişimci kuşakla aralarında büyük bir uçurum oluşmuş durumda.
Gelin 2006 yılında twitter’i Türkiye’de kurmak için çabalayan bir Jack Dorsey düşünelim.
- Sosyal bir network ve mikro blog sistemi kurmayı düşünüyorum.
- Ne blogging?
- Mikro blogging
- Nedir o bizim web sitemiz var.
- Bakın efendim bu bir web sitesi değil 140 karakterle internet kullanıcılarının kendilerini takip edenlere metin tabanlı içerikleri okumalarını sağlayan bir sistem
- Yok kardeşim bizim web sitemiz var, öğrenci bir arkadaş var o yapıyor
Ya da
- Sosyal bir network ve mikro blog sistemi kurmayı düşünüyorum.
- Blogların bir web sitesinden farkı nedir ki? Siz neden bunu yapıyorsunuz ki?
- Mobil cihazların yaygınlaşmasıyla beraber internet kullanıcıları her yerden metin tabanlı paylaşım yapabilecekler
- Hmm akıllı çocuğa benziyorsun sen gel bizde çalış, dolgun maaş veririz.
Bir kısım şirketlerden toplantı için randevu alabileceğini bile düşünmüyorum twitter’in kurucusunun. Hele sektöründe öncü olan telekom oparatörleri kesin şöyle bir cevap yapıştırırlardı.
“Mobil gelirler üzerinden % 50 alırız bunun bir kısmı vergi vb gidiyor zaten geri kalan kısmın giderleri de düşünce sana % 5 gibi bir pay kalır. Biz işbirliği yaptığımız ortaklarımıza para kazandırıyoruz. Eğer kabul edersen sana okkalı bir sözleşme imzalatırız. Bir sorun olursa bizim bir yükümlülüğümüz olmasın. Ha bir de bu olayı sadece bizimle yapabilirsin. “Exclusive” lik olayı yani …”
Daha sonra twitter’in kurucusu Jack Dorsey adını bildiği fakat şirket içinde ne yaptığını bilmediği en az 10 kişiyle daha farklı 8 toplantıya girip, yapmak istediklerini tekrar baştan anlatıp karşısındaki yeni işe başlamış uzmanlara sistemini çalışacağını ikna etmekle geçecek en az 6 ayı bu büyük şirketle geçebilirdi. En son pazarlama bölümüyle yapacağı bir toplantıda
“Bizim yazılımcı arkadaşlarımız var, bunun daha iyisini yaparlar. Pazarlama bütçemiz çok büyük. Basın lansmanı için Ekim ayını düşünüyoruz, istersen gel gelir paylaşımı yapabiliriz.” cevabını duyabilirdi.
Bu yapılan toplantılardan genel müdürün haberi bile olmayabilir, haberi olsa iş modelini anlamayabilir veya milyar TL lik bilançoyla, 4-5 ülkede şirket alımlarıyla uğraşırken bu işe 5 dk fazla ayırmazdı. 2006 yılında üç sene sonra twitter fenomen olunca içerde neden biz bu tür projeleri kaçırıyoruz toplantıları yapılır. Şirket içi reorganizasyon planlanır. Herkes yeni iş modellerini hayata geçirecekmiş gibi yapıp, “bıldırcın” diye bir projeyi başlatabilirlerdi.
Şimdi geri dönelim ve bu pahalı takım elbiseli, kol düğmeli burunlarından kıl aldırmayan yöneticilere bir kaç noktayı hatırlatalım. Bilgi ekonomisinin kuralları sizin 1970’lerde yazılmış işletme kitaplarından farklılaştı. Zaman ve hız boyutları değişiyor. İş süreçleri arasındaki süre kısalıyor. İstekler eş zamanlı kaşılanabiliyor. Mekan ve mesafe boyutu değişiyor ve sosyal ağlarla kurulan bağlantılar sayesinde mekanın önemi azalıyor. Ekonomik değer somuttan soyuta doğru yön değiştiriyor ve en önemli katma değer elle tutulmayan hizmet ve bilgiyle yaratılıyor. Eski ekonomide az bulunan, daha değerliyken yeni ekonomide değer, az olan ile değil bol olanla yaratılıyor. Üretim faktörleri arasına yenileri ekleniyor, yaratılıcılık yetenek ve buluş da üretim faktörleri arasında yer alıyor.
Maalesef ülkemizde gelişmiş bir risk sermayesi piyasası oluşmadığı için yeni girişimcilerin çoğu şirketlerin kapısına fikirlerini hayata geçirmek ve ortalık yapmak üzere gidiyorlar. İş süreçleri yeni şirketleri desteklemeye göre düzenlenmediği için büyük şirketlerin koridorlarında bu girişimciler ya kayboluyorlar ya da işin sonunda firmaların çalışanları haline geliyorlar.
Yeni ekonominin kurallarına uygun olarak büyük holding şirketleri kendilerini yenilemeleri gerekiyor. Son 30 – 40 yılın tekel gibi çalışan markaları internetle beraber rekabetin kabuk değiştirdiğini yakından görmeleri “işbirliği“ kavramının nalıncı keseri gibi sadece kendi çıkarlarına değil, kazan – kazan kuralı olduğunu anlamaları gerekiyor. “Bizim daha iyi elemanlarımız var biz bunun alasını yaparız. Markamız, paramız tüm malzemeler hazır seni ezer geçeriz. Bizim 1 milyon müşterimiz var hepsine eposta gönderirsek zaten sizin iş modelini yaparız bize ne katma değer sağlayacaksınız?” yaklaşımları yerine “Birlikte nasıl çalışabiliriz? Sizin bizden daha iyi bildiğiniz neler var bunları nasıl birleştirebiliriz?” diye sormaları gerekiyor. Büyük bir firmanın oluşturduğu birikimden daha fazlasını bir yeni şirketin sahip olabileceği, odaklandıkları taktirde işlerini büyük şirketlerden daha iyi yapabileceklerini anlayabilmeleri gerekiyor.
Dışardaki yeni şirketlerle işbirliğinin yanı sıra bu markaların çalışanlarına internetteki bir çok özelliği yasaklamasına hatta bir kısım şirketlerin erişimi engellemelerine anlam vermek mümkün değil. Bilgisayar ve oyun denilince ülkemizde ciddi olmayan istenmeyen bir hava yaratılır. Ciddi toplantılarda bilgisayar oyunlarından bahsedilmez, oyun oynayan sevilmez, küçümsenir. Oysa bu sektör dünya eğlence sektörünün lokomotifi olmuştur. Playstation, Wii, Xbox devasa şirketlerin ciddi sektörler içinde ürettikleri ürünlerdir. İnternet kokulacak veya yasaklanacak bir mecra değildir, çalışanları bu konuda daha çok eğitim verdikçe bu aracı daha verimli işleri için kullanacaklardır. Bu yasakları getiren şirket yöneticileri aslında kendileri internette boş zaman geçirdikleri için çalışanlarınında boşa zaman harcayacaklarını düşünerek bu yasaklamaları getirmektedirler. İşte yine geldik aynı yere değişen kurallar ve yeni ekonominin getirdiği kavramlar. Bu konuda kendini güncellemeyen kol düğmeli yöneticilere korkunun ecele faydası olmayacağını anlatmak gereklidir.
Sonra dönüp neden Türkiye’den dünya markası çıkmadığını soruyoruz. Ekonomik düzen tam bir yengeç sepeti. Bir şeyler yapmaya çalışan girişimcilere destek olunmadığı gibi bir kaç başarılı yeni şirketi hemen ayaklarından aşağı çekmek için bekleyen bir ortam var. Kendimiz kendimize engel olmazsak bu ülkeden internet sektöründe başarılı girişimler çıkmaması için hiç bir sebep yok. Kendimizi küçük görmeyip haftanın 7 günü çalışma temposuna hazır olup gelişmiş ülkelerdeki rakiplerimizi yakalamak için çalışırsak herşey elimizden gelir.
Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
June 13th, 2009 • Uncategorized • 1 comment
Bir internet fikri buldunuz bir çok aşamadan geçirdiniz ve yapmaya karar verdiniz. Bravo! İlk aşamayı geçtiniz şimdi sizi oyunumuzun ikinci aşaması sizi bekliyor. Daha zor engelleri aşmanız gerekecek. Bu aşağıdaki “Beni Oku” dokümanı size gelecek aşamalarda yardımcı olacaktır.
Ne zordur bu “beni oku” metin dosyalarını okumak. “kurarım kardeşim ben bu programı sen bir çekil kenara hele bir” varsayalım ki fikrinizi bir çok avcıdan koruyarak veya onların filtresinden geçirerek “eh belki tutabilir” aşamasına getirdiniz. Açılmamış bir internet projesi seviyesindesiniz o zaman bir numaralı performans olayına geçeceksiniz, yok siz siteyi beta, gama, alfa felan yaptıysanız o zaman siz iki nolu bölüme buyrun.
Neden performans ölçülsün ki ?
Zaten görmüyor musunuz gece gündüz çalışıyoruz. Geçen gece yattığımda saat 3 felandı. Yani inanılmaz bir çalışma temposunda çalışıyorum, görmüyor musunuz?
Hatta hem bir işte çalışıyorum hem de bu internet projesini yapıyorum, sen de ne yaptın müdür?
Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz bunu görmüyor musun?
Elinizde haritanız ve pusulanız olursa ne zaman, nereye, hangi hızda varacağınızı da bilirsiniz. Harita ve pusula olmadan da yaparım diyenler olur, bırakın yapsınlar. Hedeflerinizi belirlerken unumamanız gereken üç önemli nokta var.
• Ölçülebilir
• Ulaşılabilir
• Cesaretli
Projeniz açılmış olsun veya olmasın tüm hedefleriniz ve performans kriterleriniz ölçülebilir olmalı. Örnek: sitenin üye sayısı, geliriniz, trafik, işbirliği yaptığınız şirket sayısı buna örnek olabilir. Eğer fikir aşamasındaysanız ölçülebilir hedefler koymak biraz daha zor olabilir ancak yine de fonksiyon setlerinizi açıkça ortaya koyup bir bitiş tarihi yazabilirsiniz. İşte size ölçülebilir hedef.
Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı. Ne çok düşük ne de çok yüksek hedefler koymalısınız. 100 metreyi 10 sn altında koşmanız yüksek bir hedef, 30 dk altında koşmak ise çok alçak bir hedeftir. Planladığınız hedeflere ulaşabilmek sizi motive eder, bunun yanı sıra projeniz hızlanır.
Cesaretli olmalısınız, ölçülebilir ve ulaşılabilir hedefler cesaretlendirici olmalıdır. Sizi motive etmeli ve vardığınızda yeni limanlara sizi götürebilecek kadar itici olmalıdır. Heyecanlı olun ama bu heyecanı uzun süre korumak için elinizden gelen tüm çabayı gösterin. Bu bir maraton uzun bir nefese ihtiyacınız olacak. Elinde bir sopa birden hayallerinizi gerçekleştirecek periye çok büyük bir olasılıkla rastlamayacaksınız.
Ekibinizle beraber performans değerlendirme toplantıları yapın. Bunu ciddiye alın. Zaten çalışıyoruz işte bu kadar oluyor demeyin. Neden yapamadığınızı sorgulayın. Tüm hedefler için bir sorumlu ve son tarih koyun. Değerlendirme toplantılarını periyodik olarak yapın. Çok sık yaparsanız bu size çalışmak için fırsat vermeyebilir, çok uzun sürelerde yaparsanız bu da ölçümlemeyi yapmanızda zorluk çıkartır. Yeni internet şirketlerinde veya fikir aşamasından girişime doğru yol alan ekiplerde bir aylık periyodlar uygun olur. Her ay performans toplantılarında neleri yaptığınızı ve yapamadığınızı gerçekçi olarak değerlendirin. Bu toplantılarda yapamadığınız işler için bahane uydurmayın, nasıl yapacağınıza dair çözümler üretin. Ekip toplantılarında sakın yapamadığınız noktalar için arkadaşlarınızla tartışmayın. Suçlamayın, çözüm üretin.
1. Açılmamış bir internet projesi için: Şimdi eğer projeniz açılmadıysa örnek olarak neleri hedef koyabilirsiniz.
a. Süreçlerinin dokumantasyonu (üyelik, satın alma, sadakat programı): Tüm sitenin adım adım akışının çıkartılması. Üyelik nasıl olacak. Eposta onayı olacak mı olmayacak mı? Hangi sorular sorulacak, puan mekanızması nasıl çalışacak. Akış diyagramlarıyla tüm detayları açıkça dokümante etmeniz gerekmektedir. Bunları projenin sahibi olarak sizden başka kimse düşünmez. Sakın bu detayları bir programcıya veya tasarımcıya bırakmayın.
b. İlk versiyonun tanımlanması: İlk vesiyon özelliklerini sıralayın. Bu versiyon içinde nelerin olacağını tek tek madde madde yazın. Bu versiyonun tamamlanması belki hayallerinizdeki siteyi ortaya çıkarmayacaktır ama internette hayata geçen bir proje çok daha önemlidir. Bu bakımdan fonksiyon setleri ve özellikler tek tek yazılmalıdır. İlk versiyona çok özellik yüklemeyin, kısa sürede en basit ihtiyaçları karşılacayak sayfayı hazırlayın yeterli olacaktır.
c. Veri tabanı tasarımı: Programcılar yazılıma dalmadan önce versiyon versiyon neler yapacaklarını çok iyi bilmelidirler. Veri tabanı tabanı tasarımı önemli bir bölümdür. Yazılıma doğrudan girişmeden önce üzerinde detaylıca düşünülmelidir. Yeni bir internet projesinin hedefleri arasında veri tabanı tasarımının ne zaman bitirileceği yer alabilir.
d. Site tasarımı (html, psd): Site tasarımı ilk versiyondaki özelliklerle uyum sağlamalı, fazla fonksiyon setleri konulmamalıdır. Sitenin tasarımının psd olarak bitirilmesi sonra bunun html veya css’e çevrilmesi yeni projelerde önemli bir yer tutar. Gözle gözüken hatta en zevkli kısım bu tasarım bölümüdür.
e. Beta çalışabilen site: Tüm özellikler, yazılım vb. Tamamlandıktan sonra kapalı veya açık bir beta sitenin açılma tarihi çok önemli bir performans göstergesidir.
f. Beta sürecinde kullanıcı sayısı: Beta süreci içinde kaç kişiyi üye yapacağınızı isterseniz önemseyebilir, isterseniz hedef olarak yazmayabilirsiniz. Ancak bu madde kriterler arasında akılda bulundurulabilir.
g. Beta sürecinden gerçek versiyona geçiş: Beta süreci sonsuza kadar sürmez bununda belli bir süresi vardır. Hataları düzeltip, versiyona geçmek için kendinize bir hedef belirleyebilirsiniz.
Bir proje hayata geçtiyse sayılarla hedef koymak daha kolaylaşır. Artık sanal dünyanın ortasında bir ada olarak yerinizi almışsınızdır. Bu gemiyi alıp bir yere ulaştırmak zorundasınız. “Nereye gideceğini bilmeyen kapatana hiçbir rüzgar yardım etmez“ Haritanız elinizde nerede olduğunuzu ve ne kadar süre içinde nereye gideceğinizi bilmeniz gereklidir. Yoksa kuzey rüzgarı sizi güneye, güney rüzgarı kuzeye atar. Ortada bir yerde kalır durursunuz.
2. Projeniz beta aşamasında veya tamamen açılmış olabilir: Açık bir internet projesi için hangi maddeler örnek hedef olabilir? İşte 6-7 örnek
a. Satış, ciro, gelirler: En sevdiğim madde. Sitenizi açtınız, ne kadar süre içinde kaç lira kazanmayı hedefliyorsunuz. Satış rakamlarınız sizin için en motive edici kriter olmalıdır. Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz bahanesini geçin. “Çok müşteriyle konuştuk ama satış olmuyor“ bahanesini duymak bile istemiyorum. Satış yapacaksınız. Ağzından girip burnundan çıkıp satışı gerçekleştireceksiniz. Bunun lamı cimi yok.
b. Müşteri ziyareti: Bankacılıkta haftalık müşteri ziyareti sayısı bazen önemli göstergelerden birisidir. Ne kadar çok yeni müşteriye giderseniz satış yapma ihtimaliniz o kadar artar. Eski müşterileri ziyaret ederseniz, hem ilişkinizi korumuş olur hem de bilgilerinizi güncellersiniz. Yeni ürünleriniz varsa satabilirsiniz. Eğer B2B satış yapan bir iş modeliniz varsa haftada ziyaret edebileceğiniz müşteri sayısı bir çok faktöre göre değişebilir; içinde bulunduğunuz sektör, yaşadığınız il, kapasiteniz vb. B2C iş yapıyorsanız ulaşabileceğiniz potansiyel müşteri sayısıda kriter olabilir. Bunları istatistiklerinizden takip edebilirsiniz. Sepetine bir ürün eklediyse bu güzel bir gösterge olabilir. Sepetin son aşamasına gelip çıkıyorsa işte size potansiyel müşteri sayısı.
c. Ödeyen müşteri sayısı: Bir önceki maddede yer alan potansiyel müşterilere ulaşmak önemlidir ama eninde sonunda gol atmanız lazım. Aylık satış yapacağınız farklı müşteri sayısı en önemli kriter olabilir. Bu madde doğrudan sizin ciro hedefinizi etkileyecektir. Bir çok ürününüz varsa ciro – müşteri sayısı bağlantılı olmakla beraber aynı hedefler değildir.
d. Karlılık: Bir çok müşteriye satış yapabilirsiniz, ciroyuda tutturmuşsunuzdur ama kar marjı düşük cep telefonlarından satmışsınızdır ya da eticaret sitenizden altın külçe satıyorsanız ciro hedefi tamamdır ama karlılık %1 lerde kalmıştır. Karlılıkta tüm diğer düğmelerle beraber hareket ettirilmelidir. Aynı anda hedeflere ulaşmak lazımdır. ( Ne kadar güçleşti oyun yahu. Tüm hepsini yapamayız ki. Elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Görmüyormusun müdür? Dün bütün gece çalıştım durdum, sende yanımdaydın )
e. İstatistikler (trafik, sayfa görüntülenme, ortalama zaman) Sitenizin istatistiklerini ne küçümseyin ne de abartın. Binlerce kişi sfitemize geliyor diye etrafınızdakilere anlatmaya kalkarsanız yalanınız yatsıya kadar yanar. Gerçek rakamlarınızı söylerseniz hiç bir zaman sorun yaşamazsınız. Günlük olarak istatistiklerinizi takip edin. Soru geldiğinde hangi rakamı paylaşacağınızı hangisini gizli tutacağınızı tüm ekip bilsin. Bakar öğrenirim aşağı yukarı şu kadardır diye cevap vermeyin. Bu bilmiyorum demekten daha kötüdür. Zaten sitenizin genel istatisiklerini de bilin. Detaylı istatistiklere dönüp bakabilirsiniz. Tüm bu rakamlar sizin en güzel performansınızı gösterecektir. Size olan ilgi arttıkça siteniz daha çok ziyaret edilecek veya sitede kalınan süre artacaktır. Geleceğe yönelik eğilimleri rakamlarla tahmin edebilirsiniz.
f. Üye sayısı: İstatistikler sitenin ziyaretçi sayısı, ortalama zaman, sayfa görüntülenmeyi ölçerken, siteniz üyelik alıyorsa bu rakamda önemli bir gösterge olacaktır. Kendi isteğiyle üye olanların sayısı hedefleriniz arasına girebilir. Aynı şekilde ayrılan üyelerin yüzdesini de takip etmelisiniz. Havuzu yukardan doldururken aşağıdan kaçak olmamalı.
g. Yeni ürün sayısı: Her iş modeline uygun olmamakla beraber, yeni ürün geliştirme sayısı da hedefler arasına girebilir. Bazı zamanlar yelpazenizi arttırmak satışlara positif etki yapabilir. Bu madde tamamen iş modeline ve şirkete göre değişebilir.
h. Yeni versiyon, yeni özellikler: Yeni versiyonunuzun fonksiyonlarını ve yapacaklarınızı aynı açmadan önce yaptığınız gibi açıkça yazmalısınız. Ne zaman hangi özellikleri koyacağınızı bilmelisiniz. Yazılımcılar elimizden geldiğince hızlı yaparız, en kısa sürede bitiririz gibi süreler verebilirler izin vermeyin, onlardan son tarihler isteyin. “10 Haziran 2010 Perşembe saat 17:00 de bu versiyonu açıyoruz“ cümlesinin altına onaylarını mutlaka alın. Muhlak tarihler vermeyin. Kesin tarihler olsun. “Haziran’da bitiririz, hafta sonu çalışıcam, yarın akşam bir bakayım“ hedef olamaz.
i. Altyapı verimliliği: Açık bir internet sitenin yüklenme hızı önemli bir değişken olabilir, bu verimliliğin arttırılması yazılı hale getirilebiliyorsa hedef olabilir. Sitelerin işlevlerini hızlı yerine getirmeleri önemli sonuçlar doğurur.
j. İşbirlikleri, ortaklıklar: Müşteri ziyaretleri gibi önceden işbirliği yapabileceğiniz üçüncü tarafları belirlemeli bunları hedefleriniz içine koymalısınız. Bu taraflarla tanışmalı, toplantılar yapmalı ve karşılıklı fayda sağlayacak modeller ortaya koymalısınız. İş birliği yapacağınız firma, site veya şirket sayısı ve yaptıklarınız performanslarınız arasında yer alır.
k. Pazarlama: Reklam harcamalarınız, ROI oranları önemli gösterge olabilirler. Bunun yanı sıra basın bültenlerinizi gönderdiğiniz ve yayınlanmasını sağladığınız haber sayısı, sosyal mecrada sizden ne kadar bahsedildiği rakamsal olarak gösterilebiliyorsa sizin performans toplantınızda konuşulabilecek bir madde olabilir. Yaptığınız işleri anlatacağınız blog yazarı sayısı, yer aldığınız dergi makalesi belki bazı internet şirketleri için hedef olabilir.
Performanslarınızı üçer aylık belirleyebilir aylık hedefler koyup bunları gerçekleştirmek için haftalara bölebilirsiniz. Daha sonra her ay sonunda önceden belirlenmiş bir tarihte aylık performansınızı oturup ekip arkadaşlarınızla veya bir yönetim kurulunuz varsa onlarla mutlaka ciddi bir toplantıda konuşmalısınız.
Hedeflerin ne kadar yakınında veya uzağında olduğunuzu değerlindirmelisiniz. Eğer hedeflerin çok üstünde veya altındaysanız o zaman revize etmeniz gerekebilir. Hedefleri koyun ancak onların üzerine oynamayın yani gerçekleştirebilme yeteniğiniz varken gelecek aya bir müşteriyi sarkıtmayın. Her hedefin bir sorumlusu ve gerçekleştirilme tarihi olmalıdır. Unutmayın bu şirket sizin, başkası için çalışmıyorsunuz. Kendinize hesap verin.
“Hedefleri koyarız sorun değil, tamam hepsi benim aklımda zaten, daha önce de yazmıştık bunları” gibi cümleleri söylettirmeyin. Bir sayfalık özet hedef tablosu, arkasına detaylı 2-3 sayfalık açıklamaları koyun ve altına imzalarınızı atın. Bu önemlidir, imzalanmış dokümanları dosyalayın, toplantıdan önce masanın üzerine koyun. Sorumlusu 1 ay içinde neler yaptığını anlattıktan sonra hedeflerin ne kadarına ulaştığını eğer altındaysa bundan sonraki ay neler yapacağını anlatsın.
Bahane üretme toplantıları yapmayın. Her toplantı sonucunda bir çözüm, uygulayacak kişiler ve gerçekleştirilme tarihleri ortaya konulmalıdır. Toplantılarınız eğlenceli ama laubali olmasın, ciddi fakat sıkıcı olmasın, herşeyin üzerinden geçin ama uzun tutmayın. Bunları başaramıyorsanız bir araya gelip Playstation oynayın.
Özetle: “Nereye gideceğini bilmeyen kapatana hiçbir rüzgar yardım etmez“
İnternet girişimlerine yatırım yapacak ilk 10 yatırımcı
June 7th, 2009 • Girişimciler • 1 comment
Uyarı: Bu yazıda anlatacaklarımı sakın evde tek başınıza denemeyin. Uzman yardımı olmadan kesinlikle yazıda geçenleri uygulamayın. Aşağıda yazılanlar sadece bilgilendirme amacıyla verilmiştir. Yazarın sorumsuzca uygulamalardan dolayı bir sorumluluğu yoktur.
Ne yapmak istiyorsunuz? Bunu çok açıklıkla anlatabilmelisiniz. 3 dk içinde ne yapacağını anlatamayan bir girişimci yatırımcı aramaya başlamamalıdır. 3 dakikalık sunum için tekrar tekrar çalışmalıdır. Peki bu adımı geçtiğinizi düşünelim. Niçin para arıyorsunuz? Bu sorununda çok ikna edici cevapları olmalıdır. Yok efendim benim belli bir maaş almam lazım, sabit giderlerimi karşılamam, hayat seviyemi korumam, borçlarım var felan filan gibi sebepleri sakın para istediğiniz kişiye saymayın. Size başlangıçta para verecek olan kişi bu başlangıç sermayesinin ne için harcanacağını çok basit ve açıklıkla anlaması lazım. Unutmayın “Niçin para arıyorsunuz?” sorusunu kendinize soracaksınız. Belki de sizin hiç başkasının parasına ihtiyacınız olmayabilir. Bunu bilebilmenizin çok basit bir yolu var, birinci soruya geri dönün: “Ne yapmak istiyorsunuz?” Örnek: İnternetten sandalye alıp satacağım. Nelere ihtiyacınız var? Bunları nasıl temin edebilirsiniz? Ne kadar harcamanız lazım? Ne kadar süre içinde bu harcamaları yapmanız lazım. Unutmayın işe giderken kiralık bir BMW’ye de binebilirsiniz veya Minibüsle de gidebilirsiniz. Arasında dağlar kadar “nelere ihtiyacınız var” farkı çıkar.
Bu yazı ne iş yapacağını bilen, bu yapacağı işin karlı, ölçeklenebilir ve doğru iş modeli olduğunu anlamış girişimciler için kaleme alınmıştır. Bu adımları geçmeden doğrudan sermaye aramaya kalkmayın. İşin ilginci işiniz için aradığınız maddiyat çok yakınlarınızda olabilir. Bu bakımdan ne kadar ihtiyacınız var? Ne kadar süre bu miktarla büyüyebilirsiniz bunu da çok iyi bilmeniz gerekiyor. İnternet şirketinizi kurarken “yatırımcı bulmak” kelime öbeği herkese çekici gelsede, aslında şirketinize dışardan gelen kimselere karşı yeni sorumluluklarınız doğacağından artık girişiminiz farklı bir aşamaya geçmiş olacaktır. Bu kişilere karşı sorumluluklarınız doğacaktır. Kısaca hesap vermek zorunda olacaksınız. Bunu başlangıçta bir yere not edin. İkincisi azınlıkta olsa çoğunlukta olsa yatırımcı bulduğunuzda sizden beklentiler yükselecektir. Stres katsayınız ve son tarihlerle çalışma zorunluluğunuz ortaya çıkacaktır. Bu girişiminizde başarısız olur, verdiğiniz sözleri yerine getiremezseniz bir sonraki girişiminizde bu tecrübe önünüze çıkabilir. Bu bakımdan şirketinizin erken aşamalarında dışardan yatırımcı aramak bence gerekli değildir. Ortaya çıkartacağınız versiyon hiçbir zaman hayallerinizdeki iş modeli olmayabilir, büyük düşünüp küçük adımlarla başlamalısınız. Bu anlamda fikir aşamasından sitenin belli bir kullanıcı veya belli gelir rakamlarına kadar yatırımcınız olabilecek kaynakları size yazmak istedim. Bunları büyük ihtimalle siz de biliyorsunuzdur. Zaten bildiklerimizi yazmışsın, biz de yatırımcıya nasıl ulaşacağımızı düşünerek yazıyı buraya kadar okuduk diyip bundan sonrasına devam etmeyebilirsiniz. O bakımdan burada kısa bir çay arası verelim, devam etmeyecekleri burada bırakalım. Okumaya karar verenlerle yazının diğer kısmına birazdan devam edeceğiz.
Bu Fringe ve Lost yapımcılarını buradan tebrik edeyim istedim. Basit bir öyküyü güzel bir anlatımla ne kadar çekici hale getiriyorlar. Bravo!.. Pazarları oturup DVD’lerini seyrediyoruz ailecek. Biraz önce “Home” belgeselini internetten indirdim, bunuda seyretmek istiyordum. Daha önce “Zeigest”i saatlerce televizyonun önünden kalkmadan izledim. Bayağı yorucu olmuştu. Yeni demli çaya kim hayır der ki. 20 dakika ocak üstünde bekleyen demliği mutlaka tazelemek lazım. Bayat demin kokusunu hemen alırım, damakta kötü tat bırakır. Evet, devam etmek isteyenlerle ara verdiğimiz yerden yazının kalan kısmına devam ediyoruz.
Sorumuz şu: “İnternet girişiminizin fikir aşamasından şirketin erken aşamalarına kadar ilk yatırımcılarınız kimler olabilir?”
Tekrar uyarı: Yazının bu bölümünde başa yazdığım uyarıyı tekrar hatırlatmak istiyorum. Aşağıdakiler tamamen benim kişisel fikirlerimdir. Lütfen uygulamadan önce uzmanlarına danışın, kararlar tamamen sizin sorumluluğunuz altındadır. (Kaynakça 1 ve 2 yi mutlaka okuyun)
1. Kendiniz: İşin fikir aşamasından şirketin erken aşamalarına kadar kendiniz yatırım yapıp riske girerseniz bu önemli bir adım olacaktır. Sizin işe ne kadar inanmış olduğunuzun bir göstergesidir. Kişisel birikimlerinizi sermaye olarak koyabilirsiniz. Bunun az veya çok olması farketmez sizin bu yolda birikimlerinizi harcama fikrinizi uygulamanız bile önemlidir. Kişisel birikimler sünnette, düğünde gelen altınlar, arabanız, eviniz olabilir. Birikmiş vadeli hesabınız, hisse senetleriniz, fonlarınız diğer örnekler olabilir. Öğrenciyseniz biriktirdiğiniz veya biriktirmediğiniz burslarınız, harçlıklarınız bu maddeye örnek olabilir. (Lütfen bu maddeyi okuduktan sonra uyarımı hatırlayın)
2. Aile: Yapacağınız işi ilk önce anne, baba ve eşinize anlatırsınız. Onlar eğer bu dünyaya uzaksalar ikna etmeniz zor olabilir, ancak basit bir metodla ne yapacağınızı ve niçin yaptığınızı anlatırsanız hiç bir ebeveyn çocuğunu yanlız bırakmaz. Unutmayın bu büyük bir yükümlüküktür. Bundan sonra başarılı olmak için ağır sorumluluk altına girersiniz. Her anne ve baba olsun yavrum helali hoş olsun diyebilir ama onları işin içine kattığınız andan itibaren çok daha fazla enerji harcamalısınız.
3. Yakın akrabalarınız: Kuzenleriniz, yeğenleriniz, kardeşleriniz diğer kaynaklarınız olabilir. Anne, baba ve eşiniz kadar olmasada yakın akrabaların yüküde önemlidir. Omuzlarınıza çöküverirler. Sakın paralı diye işe sürekli karışabilecek bir akrabanızı dahil etmeyin. Çekirdekten uzaklaştıkça sizin işinizde zorlaşabilir. Örnek akrabalarınız size her ay hesap sormazlar, sizin başarılı ve mutlu olmanız için çabalarlar. Dışa doğru gittikçe buna ticari gözle bakarlar.
4. Yakın arkadaşlarınız: En yakın arkadaşınız size ilk yatırımcı olabilir. Burada dikkat edeceğiniz yakın arkadaşlarla bazen ticari işlerin yapılmayacağıdır. Yaşamınızda para haricinde çok yakın arkadaşlıklar ticari ilişki sırasında farklılaşabilirler. Bu bakımdan bunun değerlendirmesini çok sıkı yapın. En yakın arkadaşlar bazen yanlış seçimler olabilirler. Dostluklarınızı kaybetmektense işe başka bir yöntemle başlamak daha doğru olabilir.
5. Uzak arkadaşlarınız: Öğrencilik, askerlik veya işiniz sırasında arkadaş olduklarınız sizin fikrinize ilk sermayeyi veriyor olabilirler. Öğrencilik sırasında yakın olmadığınız fakat görüştüğünüz bir arkadaşınız belki fikrinizi en iyi anlayan birisi olabilir. Yakın bir arkadaşınız olmasa bile aynı öğretim hayatı sırasında benzeri vizyona sahip olduğunuzdan dolayı yakın arkadaşlarınızdan daha verimli bir ortaklık kuruyor olabilirsiniz. Bu arkadaşınız bir başkasını da işin içine çekmeye çalışıyorsa bu durumu dikkatli değerlendirin. Uzun vadede sorun yaratacak ortaklıkları başta kurmamak daha iyidir. İş arkadaşlarınız sizinle aynı sektörde çalıştığı için yine sizin bakış açınızı anlayabilirler. Yapacağınız işe başlangıç için ticari bir ortamda daha önceden çalıştığınız için başlangıç için uygun olabilir.
6. Patronunuz, yöneticiniz: Çalıştığınız iş yerinin patronu veya yöneticiniz sizinle beraber işe ilk sermaye koyabilirler. Yeni kurulacak iş yapısında alt-üst ilişkisini çok iyi düzenlemelisiniz. Eski işinizdeki düzeni yeni girişiminizde devam ettirmemelisiniz. Eskiden yöneticiniz olan birisiyle ortak olmanın sorumlukluklarını her iki tarafta çok yakından anlamaları gereklidir.
7. Bankalar: Gerçi bu son olarak düşenebileceğiniz bir seçenek olmalıdır. Bankalar kredi veren kuruluşlardır. Sizin gözünüzün yaşına veya yaptığınız işe bakmazlar. Kredi kartlarınızın limitini kullanabilirsiniz, bireysel kredi alabilirsiniz. Krediyle işinizi kurmak riskinizi daha da arttırır.
8. Diğer girişimciler: İnternet üzerinde başarılı olmuş girişimciler sizi en yakından anlayacak kişiler olabilirler. Eğer yaptığınız işi onlara anlatma fırsatınız olursa bu girişimciler size başlangıç sermayesi konusunda yatırımcı olabilirler. Aynı sektörde iş yapacağınızdan onların işbirliği yaptığı taraflarla tanışma, ortak kaynak kullanımı ve tecrübe paylaşımı gibi kolaylıklar olacaktır. İşiniz hızlanabilir.
9. Müşteriler, tedarikçiler: Başlangıç kısmını biraz geçirdiğiniz andan itibaren eğer tedarikçilerle çalışıyorsanız onlar sizin işinize ilgi duyabilirler. Yaptığınız iş modeli onların kolaylıkla anlayabileceği bir internet sitesi olacağı için tedarikçilerle konuşmak doğru olabilir. Bunun yanı sıra müşterilerinizde sizin ilk yatırımcılarınız olabilirler. Müşteriler arasında bu işe para koyabilecek hatta büyütebilecek varlıklı kişiler çıkabilirler.
10. Diğer kuruluşlar, profesörler, kuluçka merkezleri: Bu madde yurtdışında çok daha etkin çalışabiliyor. Üniversiteler kuluçka merkezleri gibi hareket ediyorlar. Kurdukları labaratuarlarla yeni girişimcilere destek veriyorlar, onların başlangıç aşamasından ileri gitmeleri için hızlandırıcı birçok destek sağlayabiliyorlar. Son yıllarda Türkiye’deki vakıf üniversiteleri başta olmak üzere bazı hocaların bu konuya ilgi duyduklarını gözlemleyebiliyoruz. Özyeğin Üniversitesinin kendisini girişimcilik konusunda konumlandırmak istediğini basından takip etmek mümkün. Kosgeb, Tübitak destekleri de unutulmaması gereken noktalar. (Kaynaklar: 1 ve 2)
Özetle: Kendi internet girişiminizi kuruyorsanız başlangıç aşamasından belli bir büyüklüğe gelene kadar profesyonel yatırımcı yerine kendi kaynaklarınızla finanse etmenizi öneririm. Bu yöntem verimli sermaye kullanma konusunda sizi eğitecektir.
Okunması gereken kaynakça:
1- Girişimcinin Kontrol Listesi
Orjinal isim: The Entrepreneur’s Book of Checklists
Robert Ashton
Optimist Yayın Dağıtım / İş – Yönetim Dizisi
2- Kendi İşini Kurmak İsteyen Girişimcinin El Kitabı
Orjinal isim: The Art Of The Start
Guy Kawasaki
MediaCat Kitapları / İş Kitabı Dizisi
Okurken kendi işinizi kurmanın 10 yolu
May 30th, 2009 • Girişimciler • 11 comments
Bir üniversite veya yüksek okulda okumak birçok öğrencinin hayalidir. Yanlış bir eğitim ve öğrenim sistemi içinde bir üniversitede okumaya başladıysanız sistem sizi başından sonuna kadar şirketlerde bir çalışan olarak hazırlayacaktır. Mezun olduktan sonra yakın çevreniz sizin bir masa bir kartvizit sahibi olmanız için size baskı yapmaya başlayacaktır. Hele okul bittikten sonraki dönemde bu baskı daha da artar. İşsiz olduğunuzu söylememek için birçok yol bulmaya çalışmaya başlarsınız. Bu sebeple sevmediğiniz bir işte ve sektörde çalışmaya başlayabilirsiniz. Bu otoyoldan çıkış bazen oldukça uzak bir tabeladan sonra olabilir. Yani işin bir de alternatif maliyeti var. Yanlış bir iş bütün yaşamınızda sizi mutsuz edebilir.
Aslına bakacak olursanız herkesin istediği bir işte severek çalıştığı bir ekonomi çok daha verimli olur. Ülkenin toplam geliri çok daha hızlı artar. Yenilikçi birçok ürün ortaya çıkar, yabancı rakiplerinden üstün firmalar doğar. O zaman eğitim ve öğrenim sistemimizde öğrencileri verimli şekilde çalışabilecekleri hatta kendi işleri kurmaya özendirici yapıların kurulması şart.
Özellikle teknoparkların bir an önce büyük şirketlerin vergi kaçırdıkları alan olmasının önüne geçilmeli, küçük girişimcilere destek verecek, yeni birçok fikrin filizleneceği mekânlar haline getirilmesi için harekete geçilmelidir. Üniversitelerle sektörlerin yıllardan beri bitmeyen üniversite – sanayi işbirliği kavramı artık pratiğe dökülmelidir. Maalesef yurtdışında yakalanan bu işbirliği Türkiye’de istenilen seviyelere hiçbir zaman getirilmemiştir.
Ülkeyi kurtardık gelelim asıl meseleye. Bir okulda okurken kendi internet girişimini başlatmak isteyen öğrenciler neler yapmalı. İnternet girişimciliği konusunda birçok üniversitede panel, seminer ve toplantı sonucunda elde edindiğim izlenimleri 10 maddeye toparladım.
1. Çalışın: Staj yapın, yarı zamanlı çalışın, yaz tatillerinde tam zamanlı çalışın. İş dünyasındaki insanlarla tanışın: Okullara kapak atıldığında aslında eğlencenin dibine vurmak için uygun zaman aranır. Hatta sık sık bunun dozu kaçırılır. Eğer bu seviye optimumda tutulmazsa emin olunki sonu hayırlı olmayabilir. Yazın ve final sınavları aralarında hatta hafta sonları bile değerlendirebileceğiniz zamanlardır. Mutlaka okurken her yaz farklı bir sektörde staj yapın. Bu stajı uzun tutun. En az 2 ay mümkünse 3 ay staj yapın. Eğer yaz okuluna gidiyorsanız yarı zamanlı staja devam edin. İş dünyasına yakınlaşın. Size kitaplarda anlatılanlarla gerçek hayattakiler arasında bağ kurmaya çalışın. İş dünyasındaki insanlarla iletişim kurun onlarla sürekli temas halinde kalın. E-postayla periyodik olarak onları sıkmayacak şekilde bilgilerinizi güncelleyin. Ders zamanlarında onları ziyaret edin. Derslerinizi etkilemeyecek şekilde dönem içinde yapabileceğiniz küçük işler varsa onlara yardımcı olun. Eğer aile şirketi varsa küçükte olsa sorumluluk alın ve tüm ders yılında ailenizin işinde bilfiil yardımcı olun. En ucuz tecrübeler hep başkalarının yanında öğrenilir. Gözlerinizi, kulaklarınızı açık tutun. Çalışırken öğrenin. Bunları blogunuzda paylaşın.
2. Araştırma yapın: İhtiyaçları sadece öğrenciler çevresinde değil, tüm sektörlerde görmeye çalışın. İş fikirleri geliştirin ancak hepsini yapmaya çalışmayın. Genellikle okuldayken tüm öğrenciler ihtiyaçları eğitim hayatı içinden görürler. Sanki tüm dünya öğrenciler üzerine kurulmuştur. Okuldaki talebi görmek önemlidir. Belki çok yeni bir pazar keşfedebilirsiniz, ama unutmayın tüm ekonomi öğrenciler veya gençler üzerine kurulmamıştır. Üniversite veya yüksek okullar araştırma yöntemlerini size gösterirler. Bu araç elinizde olursa her türlü konuyu detaylı öğrenmek sizin elinizde olur. Hem gerçek dünyada hem de internette araştırma yapın. Ticaret odaları, sanayi odaları, meslek birliklerine, kütüphanelere gidin. Sayılarla ve istatistiklerle haşır neşir olun. İnterneti sadece gazete, eposta ve anlık mesajlaşma için kullanmayın. Her internet sitesine girdiğinizde yaptıklarını analiz edin. İş modellerini çizin. Nasıl yaptıklarını öğrenin. Öğrencilik sırasında yapmak istediğiniz onlarca fikir ortaya çıkabilir. Sırayla hepsini yapacağız yanılgısına düşmeyin. En önemli iş fikrini ortaya çıkardıktan sonra sadece onun üzerinde çalışın. Dikkatinizi dağıtmayın. Onlarca tavşanın peşinde koşarsanız hiçbirisini yakalayamazsınız. Beyaz tavşanın peşine düşün.
3. Sosyal çevre edinin. Arkadaşlarınızla ilişkinizi geliştirin: Okurken tüm arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya çalışın. (Bu cümle kötü niyetli olarak okunmasın, makalenin konusunun sadece okurken kendi işinizi nasıl kuracağınız olduğunu unutmayın) Mezuniyet sonrasında arkadaşlarınız sizin işbirliği yapacağınız şirketler haline gelecekler. Sadece kendi okunuzla kalmayın. Başka bölümlerdeki öğrencilerle, diğer şehirdekilerle tanışın. İşbirliği yapabileceğiniz noktaları ortaya koyun. Bu şekilde belki gelecekteki ortağınızı bile bulabilirsiniz. Sosyal çevre edinmeyi bir alışkanlık haline getirin. Fikirleriniz dünyanın en yaratıcı fikirleri bile olsa da unutmayın iş insanlarla yapılıyor. Sadece öğrencilerle değil staj yaptığınız veya partime çalıştığınız şirketlerde iş dünyasından insanlarla da tanışın ve iletişimi internet ortamında koparmadan devam ettirmeye çalışın.
4. Seminer, panel, konferanslara katılın. Kitap okuyun. Yanlış arkadaş çevresine takılırsanız bu tür etkinlikler aranızda küçük düşürücü aktiviteler gibi algılanabilir. Bir panele veya seminere gittiğinizde inek damgası bile yiyebilirsiniz. Unutmayın ekmek aslanın ağzında. Mezun olduğunuzda sizi büyük bir rekabet bekliyor olacak. Dozunda eğlenenin arkadaşlarla takılın ama iyi bir konferansı veya iş dünyasından birisiyle sohbeti kesinlikle kaçırmayın. Kulüplerin düzenlediği bu tür etkinliklere bazen taşıma su şeklinde zorla öğrencilerin getirildiğini görüyorum. Konuşma bitse de gitsek şeklinde bakıyor oluyorlar. Soru sorulmuyor, bittiğinde evli evine köylü köyüne dağılıyorlar. Her konferansa katılmak zorunda değilsiniz. Kendi işinizi kurmak istiyorsanız ilgi alanlarınıza göre bir seçim yapabilirsiniz. Önerim iş dünyasından gelen tüm çalışanların ve özellikle de kendi işini kurmuş olanlarla olan sohbetleri kaçırmamanız. Bunun yanı sıra işletme, yönetim, pazarlama, satış, muhasebe, ekonomi konularındaki seminerleri pas geçmeyin. Sadece okunuzdaki etkinliklerle kendinizi bağlı tutmayın. Büyük şehirde oturuyorsanız diğer seminer, konferans ve panel programlarını takip edin. Diğer üniversite kulüplerinin yaptığı etkinliklere katılın. Sertifika için değil öğrenmek için salonda oturun. Konuşma sonunda soru sorun, tanışmak istediğiniz bir konuşmacıysa kendinizi tanıtın ve kartvizitini isteyin. Tüm yapmak istediklerinizi anlatmaya çalışmayın. Daha sonra e-postayla iletişim kurabilirsiniz.
5. Kulüplerde etkin rol alın: Kulüpler küçük bir şirket simülasyonu gibidir. Yönetim kurulları vardır. Belli bir bütçeleri ve yıl içinde ulaşacakları hedefler bellidir. Belki bir kongre belki bir organizasyon yapacaklardır. Kendi bütçelerini kendileri belirlerler. Satış veya sponsorluk için kulüpteki öğrenciler etkin olarak çalışırlar. Bir şirkete gidip bir ürün satmanın, bir organizasyon düzenlemenin ne olduğunu bu süreç içinde öğrenebilirler. İş dünyasıyla bu etkinliklerde çok yakın çalışırlar. Arkadaşları onların çalışanları olmamasına rağmen bir hiyerarşi içinde insan yönetimi konusunda tecrübe sahibi olurlar. Her etkinliğin bir başlangıç ve bitişi olacağı için tarihlerle çalışmayı öğrenirler. Bazen bu çalışmalar dersleri aksatabilir. Bunun dengesini yine sizin kurmanız gerekmektedir. Bir kulüpte başkan olmak oldukça iyi bir deneyim kazandırır. Açılışlarda büyük bir topluluğa konuşma yapmanın ne olduğunu anlayabilirsiniz. Kulüp çalışmaları bazen size işbirliğini öğretebilir. Sadece girişimcilik değil bir dağcılık kulübü size ekip olarak nasıl çalışabileceğinizi ve ekip arkadaşlarınıza güvenmenin değerini öğretebilir. Tüm bu tür çalışmaların sizi gerçek yaşama çok daha erken hazırlayabileceğini düşünüyorum.
6. Küçük girişim denemeleri yapın. Etkinlik düzenleyin, yıllık basım işini alın, fotokopi satın: Mezun olmadan önce yıllık basım işi bazı üniversitelerde gerçekten karlı bir iş olabilir. Hem riskli hem de zor bir girişim olabilir. Talep yaklaşık bellidir ama bu işin tüm süreçlerini kısıtlı bütçe ve yine bir ekiple yapmak oldukça zor olabilir. Küçük bir işletme simülasyonu daha. Ben yapmadım ama şu anda görüyorum ki çok güzel bir tecrübe elde edebilirsiniz. İyi düşünün öyle karar verin. Bu yazıyı okuduktan sonra yapmayın, gerçekten yapabilme potansiyeliniz varsa girişin. Sorumluluk kabul etmem. Başka küçük girişimler yapabilirsiniz. Baskısı bitmiş bir kitabı (telif haklarına tecavüz etmeden) bastırıp veya çok iyi tutulmuş notlarınızı birleştirip pazarlayabilirsiniz ve / veya eski ders yılı sorularını düzenli bir şekilde satabilirsiniz. Yılbaşı partisi, yeni jargonlar “Spring break” “ilkbahar arası”, yaza merhaba partileri düzenleyebilirsiniz. Bu etkinliklerde risk almayı para kazanmayı öğrenebilirsiniz. Bu sırada belki internette küçük eşyalar satabilirsiniz. Gittigidiyor.com’dan bir dükkan açıp veya hazır elektronik ticaret altyapılarından birisini kullanıp ürünler satabilirsiniz. Fatura yazmayı, kdv ödemeyi, gelir vergisiyle tanışmayı öğrenirsiniz.
7. Derslerinizi önemseyin: Sadece geçmek için değil öğrenmek için çalışın: Zorla sadece dersleri geçmek için değil, daha sonra faydalanacağız bilgilerin öğrenmek için çalışın. Sınav öncesi yüklenip fotokopileri ezberlemeyin. Hergün daha az vakit harcayıp düzenli bir sistem kurun. Böylece hem kendinize vakit kalır hem de sınav öncesi haftalarda stres yapmazsınız. Her ders size bir şeyler öğretir bunu anlamaya çalışın. Temel dersler çok önemlidir, altyapınızı oluşturur. İntegral logaritma vb. nerede kullanacağım diye sakın düşünmeyin. Bu temel bilimler sizi tüm virüslerle mücadele etmenizi sağlayan aşılar gibidir. Her zaman kullanabilirsiniz. Küçük bir matematik bilgisinin finans dünyasında milyonlar ettiğine tanıklık edebilirsiniz. Yukarda bundan önceki maddeler size okul dışındaki birçok şeyi öneriyor olsa da sakın okulu boşlamayın. Size bundan sonraki yaşamınızda vereceği bakış açısını öğrenin. Okullar size pencereler açar, o pencereleri kullanmak size kalır.
8. Bilgisayar ve interneti sadece eğlence için değil, iş için kullanmayı öğrenin. Bilgisayar kurslarına katılın: Okuldan mezun olduktan sonra nasıl bir girişim yapacak olursanız olun bilgisayar bilgisi kritik önemde olacak. Bilgisayarı sadece oyun oynamak ve internette mesajlaşmak için kullanmayın. Okul hayatınız sırasında bilgisayar eğitimlerine katılın. Belediyeler ve meslek örgütleri bedava kursalar açıyorlar, bunları takip edin ve katılın. Bilgisayar bölümünde okumasanız bile temel yazılım bilgisini öğrenmeye çalışın. Programlama yapmayacak bile olsanız bu konudaki bilginiz size çok kapı açacaktır. Bunun yanı sıra işinizde yazılım ihtiyacı duyduğunuzda teknik insanların nelerden bahsettiğini çok yakından anlayacaksınız. Eğer internet üzerinde bir iş yapmak istiyorsanız bu söylediklerimin biraz daha ilerisine geçebilirsiniz. Sizin yerinizde olsam vaktimin önemli bir kısmını yazılım ve tasarım konusunda kendimi geliştirmeye harcardım. Mezun olduktan sonra bu kadar bol vaktiniz olmayacak. Mezun olduktan sonra programcı olmasanız da internet girişiminde teknoloji en önemli araçlarınızdan birisi olacak. Üniversitelerde yaptığımız panel ve sohbet toplantılarında öğrencilerin interneti sadece haber almak, eposta göndermek ve çoğunlukla da sosyalleşmek için kullandıklarını tespit ediyorum. Kendi işinizi kuracaksanız internet sizin için bulunmayacak bir kaynaktır. Bunu okurken çok verimli değerlendirin.
9. En az bir yabancı dil öğrenin: Bu bir klişedir. Yıllardır söylenir durur. Bir dil bir insan felan filan. Şunu açıklıkla söyleyeyim, beğensekte beğenmesekte kapitalist düzen ve network ekonomisi ülkeleri birbirine çok yaklaştırdı. Kurduğunuz işin rakipleri bir anda başka bir ülkedeki firma olabiliyor. Bunun yaı sıra şirketler işbirliği için sadece kendi ülkelerindeki sektörleri değil diğerlerini de erişiyorlar. Özellikle internet girişimleri global olmak için çok daha avantajlı oluyor. Bir konferansta projenizi anlatacaksanız, sosyal bir çevre edinecekseniz mutlaka aynı frekansta konuşuyor olmalısınız. İngilizce internet ekonomisi için nerdeyse şart, bunun yanına diğer diller sizin bonus puanlarınız olur. Şirketinizin değeri sizin onu nasıl temsil ettiğinizle de yakından bağlantılıdır. Bu bakımdan okul hayatınız süresinde yabancı bir dili çok iyi konuşun. Anlıyorum ama konuşmada sıkıntım var filan demeyin. Hem iyi anlayın hem de iyi konuşun. (Bu madde yanlış anlaşılmasın Türkçe’nin etkin olarak kullanılması konusu değil, iletişim kurmak, araştırma yapmak için yabancı bir dilin gerekliliğini belirtmek istedim. Yoksa tüm yazışmalarımızda güzel Türkçemizi kullanmaya teknolojik terimlerin Türkçe karşılıklarını kullanmaya dikkat etmeliyiz. En basit örnek email yerine eposta kullanıyorum. Bunun yanı sıra yazımdaki yanlışları bana iletebilirsiniz)
10. Soru sorun. Büyüklerin, öğretim üyelerinin, tecrübeli insanların fikirlerini dikkatle dinleyin, analiz edin, hem onları hem kendinizi sorgulayın: Nedensellik konusunda kafa yorun. Her yapılanı doğru kabul etmeyin. Sorgulayın. Soru sorduğunuzda emin olun ki ya gerçek sebebini öğrenirsiniz ya da bunun doğru yöntemi olmadığını anlarsınız. Öğrencilerde genellikle protest bir duruş vardır. Sorgulamaya başladıktan sonra dik kafalalılık, inatlaşma, doğru bildiğini sanma, araştırmadan eksik sallama, araştırma yöntemlerini bilmeme, istatistik kelimesine bile yaklaşmamışlık en sık rastlanana sıfatlardır. Öğrenciyseniz ilk olarak dinlemeyi ve dinlediklerinizi hazmetmeyi öğrenin. Bu emme basma tulumba gibi başınızı sallamanız anlamına gelmediği gibi sürekli itiraz etmek anlamında gelmiyor. Bu iki ucun arasında doğruyu bulacaksınız. İş dünyasından önemli kişilerle iletişimde olursanız onlar size önemli kararlarınızda koçluk yapabilirler. Öğretim görevlileriyle sadece ders notları konusunda değil öğrenmek istediğiniz temalarda konuşursanız size yol gösterirler. Bu tecrübeli insanları dileyin, size çoğu yardım etmek istiyor. Küçümseme, hor görme, suçlama, bahane üretmeyi unutun. Onları dinleyin, not alın, araştırın, öğrenin ve soru sorun. Bu döngü çok zordur. Bunu başarabilirseniz mezun olursunuz.
İki İzmir’li girişimciye açık mektup
May 24th, 2009 • Girişimciler • 11 comments
Muhammed’den eposta aldım, epey uzundu. Gelen kutusunda uzun süredir cevaplanmayanlar arasında kaldı. Kendisine cevabı blogumdan yazacağımı ilettim. Çok güzel sorular sormuştu, bu noktaları diğer yeni başlayanlarında okumasını istedim. İşte gelen eposta ve benim açık cevabım:
from: M. YILDIRIM
to: Burak Buyukdemir
date: Mon, May 18, 2009 at 2:59 AM
subject: Girişimci olmak ya da olmamak!
Merhabalar Burak Bey,
Aslında Burak Bey’den ziyade Burak Abi demek istiyorum. Hem daha önce bir iki kez mail atmıştım hem de hemen hergün hakkınız da birşeyler görüp, duyup okuyorum. O yüzden artık tanışmışız sayılır
Neyse Burak Abi, biz iki girişimci genciz.. Aslında henüz girişmcimiyiz bilmiyorum ama bu konuda çok fazla istekliyiz. En büyük özelliğimiz yılmamak. Çok azimliyiz. Zaman zaman daraldığımız anlar olmuyor değil ama bu yola başkoyduk. Bu arada öğrenciyiz aynı zamanda. Ben Dokuz Eylül Elektrik Elektronik arkadaşım ise Dokuz Eylül Bilgisayar Mühendisliğinde. Amacımız birşeyler üretmek ya da geliştirmek. Ekonomik kaygılarımız olsa da bunlar daha geri planda. Soracağım bir kaç şey olacak. Fırsatın olursa eğer, gerçekten dört gözle cevabını bekliyor olacağız.
1 – Projeyi Duyurmak mı yoksa Gizlemek mi?
Burak Abi sanıyorum ki bu işe başlayan herkesin ilk takıldığı noktalardan biridir. Bizde ilk planda gizlemeye çalışıyorduk. Fikrin çalınmasından korkuyorduk. Daha sonra bunu biraz aştık. Hem insanların bizim fikrimizi çalmaktan daha iyi işleri olduğunu hem de projenin başkalara anlatarak gelişeceğini anladık. Nitekim başkalarına anlattıkça onların geri dönümleriyle fikirlerimiz daha da yerine oturdu. Fakat geçen gün değişik birşeyle karşılaştık. Kalkıştığımız işlerden birinin adı ejandam.com idi. Domainide kaydetmiştik. Geçen gün ejanda.com isimli siteyi gördük. Domain 15 gün önce kaydedilmiş ve İzmirden. Bizde İzmirdeyiz. Bu bir tesadüfde olabilir ama yinede bir garip hissettik. Sence fikirlerimizi başkalarına rahatlıkla anlatabilmelimiyiz yoksa nasıl bir yol izlemeliyiz?
2 – Nasıl finanse edilmeli?
Malesef projelerimizin teknik olarak altından kalkamamaktayız. Bu yüzden şu kararı vermemiz gerekti. Acaba kodlayacak kişileri ekibimize mi katacaktık, yoksa bir şekilde para ile mi yaptıractık. Eğer ekibe katacaksak hayalden başka birşey vaat edemiyoruz. Herkes bizim gibi bu işlere inanmadığı için biraz zorluk yaşıyoruz. Şuan kurduğumuz ekipler var ve nispeten kodlamalar başladı ama yeterli değiliz. Sonra para ile yaptırmayı düşündüğümüzde ise başka sorunlar ortaya çıkıyor. Kendi bütçemizle bunları yaptırmamız zor. Bir yatırımcıya sunmak fikrini düşündük. Ama sadece fikirle karşılarına çıkılabilir mi. Yani somut birşeyler de götürmemiz beklenmiyor mu? Kaldı ki yatırımcı bulduk desek bize sadece para mı vercekler yoksa onların teknik ekipleri ile mi çalışabileceğiz.
3- İstanbul’a uzağız
İzmir her ne kadar Türkiye’nin büyük şehirlerinden de olsa kalbi hala İstanbul. Ve malesef biz oraya uzağız. Bu da bize zorluk çıkarıyor. Danışabileceğimiz fazla insan bulamıyoruz. Birçok aktivite, seminer, organizasyon İstanbul’da oluyor. Tabiki İzmir’de de olmuyor değil ama bir adım geride başlıyoruz yinede.
Sonuç olarak Burak Abi iyi giden de birçok tarafımız var ama kötü gidenlerden birazını sana bahsetmek istedim. Şimdi bunlara dayanarak, fikrimizi kendimiz kodlayacamayacağımızı da bilerek nasıl bir yol izlemeliyiz. Tabiki sizden bir yol haritası istemiyoruz ama tecrübelerinize dayanarak bizi aydınlatıcak bir iki cümle paylaşırsanız çok seviniriz.
Ayrıca ben ve arkadaşım yazın staj için İstanbul’da olacağız. İstanbulda olduğumuz da sizinle tanışıp fikirlerimizi anlatmaktan zevk duyarız. Belki de sadece biz ve çevremizdekiler fikirlerin iyi olduğunu düşünmekte. Sizin yapıcağınız bir iki geri dönüm bizim ayaklarımızın daha sağlam yere basmasını sağlayabilir. Son olarak Burak Abi, şirket kurmanın gerekliliğine karar verdik. Aslında uzun zamna önce karar verdik. Ekim ayında bunu gerçekleştirmiş olacağız. Öncesinde bu konuda da fikirlerinizi duymak isteriz.
Teşekkür ederim.
–
Saygılarımla,
Muhammed YILDIRIM
from: Burak Buyukdemir
to: M. YILDIRIM
date: Sun, May 24, 2009 at 12:31 PM
subject: Girişimci olmak ya da olmamak!
Sevgili Muhammed ve ortağı,
Sizin gibi gençlerin girişimci olma isteğinize gerçekten seviniyorum. Türkiye’de okul sistemi genellikle kendi işini yapmak isteyenler için akıl açıcı yollar sunmaz. Üniversiteden mezun olduktan sonra aile çevresi, arkadaşlar, uzak akrabalar ve hatta sonradan tanıdıklarınız bile öğrencilerin büyük bir holding veya şirkete kapak atması için çabalar. Aile çevresinden yaşlıca olanların bu tür girişimci gençlere yönelik olarak;
“Vah vah oysa çok iyi üniversiteden mezun olmuştu, neden kendi işini kurdu?” sorusu yer bitirir. Kime ne dert anlatacaksın. Bu bakış açısına neyin hayalini anlatabilirsin? İşsiz kalmakla kendi işini açmak arasında nerdeyse bir parmak fark var. Her ikiside aynı anlama geliyor gibi davranırlar.
Bu cümle uzunca süren tekelci ekonomik kültürün sonuçlarını açıkça ortaya koyuyor. Ülkemizin ekonomisi 1980′ler den itibaren farklı bir raya geçmiştir. 80′lerin sonunda konvertibiliteyle yurtdışı açılımı gerçekleşmiştir. Burada bu ekonomik kararların doğruluğunu yanlışlığını tartışmayacağım. Sadece 1990′lardan bu yana ülkemiz içe kapanıklıktan ticari olarak işbirliğine başlamıştır. Eskilerin deyimiyle “müteşebbislik” yani “girişimcilik” veya kendi işini kuranların sayısı oldukça artmıştır.
Tabi şimdi bu söylediklerimden şu çıkarılmasın. Mezun olduk hemen kendi işimizi kuralım veya okumaya gerek yok kendi işimize başlayalım. Üniversite eğitiminin girişimci olacakları orta ve uzun vade de rekabette üstün tutacağını, bunun yanı sıra iş tecrübesi olanların kendi işlerinde daha hızlı yol alacaklarını düşünüyorum.
1 – Projeyi Duyurmak mı yoksa Gizlemek mi?
Fikir konusunda bir önceki gün bir yazı yazdım, oraya yönlendireyim ve özetle şunu ekleyeyim. Bir işi başlamadan önce ciddi bir araştırma sürecine girin. Hızlı olun, odaklanın tüm gücünüzü fikrinizin başarılı olup olmayacağı konusunda analize harcayın. Gelecekte bu işin başında olmak isteyip istemediğinizi sorun kendinize. Eğer cevap benim yapmak istediğim 10 proje daha var bu sadece başlayacağımız proje olursa, bırakın bu hayalleri dışarı çıkın arkadaşlarınızla zaman geçirin. Eğer siz bu projenin gelecekte sizin yapmak istediğiniz bir iş olmadığını düşünüyorsanız ve sadece işi satmak için yapıyorsanız emin olun ki, başarısız olursunuz. O işten gelir kazanmak ve işin içinde bulunmaktan dolayı mutlu olacağınız için yapın. Fikrinizin çalınmasından korkmayın. Türkiye’de 70 küsur milyon insan var ve herkes fırsatları kaçırmamaya çalışıyor. Hızlı olacaksınız ve düşündüğünüz işi yapmaya başlayacaksınız, hergün bir önceki güncen daha iyisi olmak için çalışacaksınız. Siz önemlisiniz, sizin o girişimcilik ruhunuz işin parçası değilse fikirler 5 para etmezler. Özetle fikir aşamasını geçin yapmaya başlayın. Yağmurdan bahsetmeyin.
2 – Nasıl finanse edilmeli?
Birincisi işinizde büyük hedefleriniz olsun ama küçük başlayın. Herşeyi yapmak için uğraşmayın. Yazılım, teknoloji işin sadece bir parçasıdır. Esas siz bana satış ve pazarlama için ne düşünüyorsunuz onu anlatın. Yazılım internet projeleri için çok önemli bir parça olmasına rağmen, basit internet projeleri oldukça karlı olabilirler. Kodlayan arkadaşlarınızda sizin isteğiniz ve girişimci ruhu yoksa kimseyi işinize katmayın. Eğer onlarda da bu heyecanı görüyorsanız o zaman ekip olarak karar vermeniz gereklidir. Sadece zorunluluktan dolayı buna karar verdiyseniz o zaman başka yollar arayın. Başlangıçta siz yatırım yapmazsanız size hiç bir yatırımcının inanmasını beklemeyin. Elde tutulan bir örneğiniz, demonuz yoksa yani siz işe inanmadıysanız yatırımcıları bulma, onlara sunum yapmak için zaman kaybetmeyin. Tüm enerjinizi işinize odaklayın. Siz ortaya güzel işler çıkarırsanız zaten sizi herkes bulacaktır.
3- İstanbul’a uzağız
Bu hem avantaj hem de dezavantaj. İşin olumlu yönleri İzmir İstanbul’dan daha ucuz. Maliyetlerinizi oldukça düşürebilirsiniz. Ofis kiraları, çalışan maaşları, yol giderleri vb. İstanbul’dan % 30 – 40 daha az. Bunun yanı sıra iklim çok daha elverişli. İstanbul’a uçakla 50-60 dk. Yazın plajlara, eğlenceye ve dinlenceye çok yakın. İzmir’de bir çok üniversite var, işbirliği için çok elverişli. Yakında Urla’da da bir teknopark açılırsa o zaman deyme gitsin. Bunlar için güzel yönleri, diğer taraftan bütün şirketler İstanbul’da. Reklam dünyasından, internet şirketlerine kadar hepsi burada yerleşikler. Sektörün burada olması iletişimi dolayısyla işbirliği fırsatlarını İstanbul’da olan şirketler lehine çeviriyor. Sosyal ilişkiler İstanbul’da olduça yüksek. Sadece internet şirketleri değil, büyük holdingler ve yatırımcılarda burada yer alıyorlar. Bir de Boğazın muhteşem güzelliği var tabi ki. İşin kısacası İzmir’in pozitif yönlerini kullanıp internet işinizi oradan başlatmanızda hiç sakınca yok. Benim bildiğim pilli network‘ün, cvyolla.com‘un, ortakları İzmir’de yerleşikler. Bunun yanı sıra pabbuc.com İzmir’de kurulmuş bir internet şirketi. Şehir için bahane bulmadan işe odaklanmanız lazım.
Bir işin başarılı olması için binlerce yol olabilir. Benim önem verdiğim 3 nokta var. İşinize, sektöre ve müşterilerinize odaklanın. Ne demek istiyorum. Tek işiniz bu yaptığınız iş olsun. Tencere satarken, sigortada satmayın. İnternet şirketiniz sizin yaptığınız tek iş olsun. Bir sektöre odaklanın. İçerik üretiyorsanız bunu yapın, elektronik ticaret yaparken, trafik sağlayalım hem bu işte tutabilir diye başka bir site açmaya kalkışmayın. O sebeple fikrinizi seçereken vakit harcayın. Son odak noktanız müşteriler. Onları dinleyin, onların memnuniyetini hep ön planda tutun. Sizi başkalarına onlar anlatacaklar. Her bir müşterinizi sizin avukatınız haline çevirin. Ağızdan ağıza böyle yayılacaksınız.
Herkese kapımız açık. Etohum toplantılarımıza katılırsanız sizlerle tanışmaktan mutluluk duyarım. Şirketi niçin kurmanız gerektiğini tekrar düşünün. Gerçekten iş yapıyorsanız şirket kurmak 1-2 haftalık bir işlem. Kafanızda bunu büyütmeyin. İnternet üzerinde katma değerli bir iş yapıyor musunuz veya yapacak mısınız? buna cevap aramaya çalışın. Size tüm girişimcilik serüveninizde başarılar diliyorum.
Selamlar, sevgiler
Burak Buyukdemir
Senin fikrin kaç milyon dolar eder?
May 23rd, 2009 • Girişimciler • 6 comments
Fikir konusu sık sık konuşmalarımızda soruluyor. Özellikle internet üzerinde iş kurmak isteyen arkadaşlar bir fikir bulduklarını ve bunun çok değerli olduğunu iddia ediyorlar. Belki doğrudur, bence fikirler harekete geçmezlerse beş para etmezler. Ya da başka türlü ifade edeyim şimdiye kadar sadece fikrini milyon dolara satmış birine rastlamadım. Dağın tepesindeki kayanın ne kadar enerjisi vardır? Orada sadece duruyorsa potansiyel enerjisi yüksektir ama taş aşağıya doğru itilmedikçe enerji açığa çıkmaz.
(Dağ, taş ve enerji örneğini tartışılması için değil bir benzerlik gördüğüm için yazıyorum, çünkü bazen bu benzerlik üzerinden tartışmaya doğru yelken kalkabiliyor, yok efendim, dağın tepesindeki taş ne kadar büyüklükte olurmuş, ya taş elmassa bu satılabilir değerde olursa o zaman ne dermişim, ya taşı aşağıya itecek gücümüz yoksa ne yaparmışık vb. sadece analoji. Başka hiç bir amacı yok)
Bir internet şirketini kurmadan önce iş modelini veya iş fikrini ortaya çıkarmak oldukça önemlidir. Belki senelerce bu işin içinde çalışacağınız düşünülürse, yanlış bir başlangıcın maliyeti size oldukça yüksek olabilir. Bu bakımdan bulacağınız iş fikrini ince eleyip, sık dokumanız gerekebilir. Fikirler biranda kafanıza yağmurla beraber düşmezler. Sizin uzunca birikiminizin eseridir. Birikim bazen yeterli olmayabilir. Yaratıcı iş fikirlerinin ortaya çıkması için düzenli bir sistematiğe de ihtiyaç duyulabilir.
Bulduğunuz fikirleri kimseyle paylaşmak istemiyorsanız, lütfen onları hayata geçirin. Kimseye “ Bu fikir çok gizli, Türkiye’de bir ilk hatta dünyada örneği bile olmayabilir ama anlatamam „ demeyin, yapın. Yağmurdan bahsetmeyin, su olun yağın. Fikri haklar konusunda endişe etmeyin. Sadece sözcüklerle ifade edilebilen fikirleri patentle korumak henüz mümkün değil. Onları bir sürece, bir cihaza, yararlı bir modele çevirmeniz gereklidir. Böyle bir fikriniz varsa zaten hiç vakit kaybetmeyin patentini alın. Birikmiş paranızı bunun için riske etmeyi düşünmüyorsanız, o zaman zaten hiç bir yatırımcı size inanmayacaktır. Ne kendinizi sıkın ne de kapı kapı dolaşarak başkalarını.
Bir fikrin başarılı olup olmayacağını sadece onun kulağa hoş gelmesi veya ilginç olması belirlemez. Hatta daha önce yapılmamış olması bile önemli bir değişken olmayabilir. Çok iyi bir fikir kötü bir pilotla yere çakılabilir veya basit bir fikri başarılı girişimciler dünyanın en güzel elmasına çevirebilir. O sebeple başlangıç fikriniz önemli olduğu kadar esas kahraman sizsiniz. Bunu yapabilecek hatta daha ilerisine geçebilecek misiniz? Buna karar verin.
Fikir bulmanın belki yüzlerce yolu olabilir. Okuduğum kaynaklar, kendi deneyimlerim, bu konuda konuştuğum tecrübeli internet girişimcilerinden yeni bir fikir adım adım nasıl ortaya çıkar onu özetledim.
1. Not defteri alın, yanınızdan ayırmayın.
Bir kurşun kalem ve kağıt çok önemlidir. Söz uçar yazı kalır. Başucunuza koyun. Uykunuzda bile bir fikir aklınıza gelebilir. Not alın. Hiç tanımadığınız biri anlatırken sizin kafanızda ışık yanabilir. Dolaşırken bir şey bulabilirsiniz, yazmazsanız çoğunlukla bu küçük fikirler uçar gider. Ya aklımdaydı bir şey bulmuştum neydi dersiniz, sonra canınızı sıkmamak için unuttuğunuzu unutmak istersiniz. Unutmak her ne kadar yaşla bağlantılı gibi gözüksede gençlerde unutabilir. Kendinize bu konuda çok güveniyor olabilirsiniz. İnanılmaz bir akla sahibim, bir şey duysam, görsem hayatta unutmam demeyin. Bir kağıt bir kalem yanınızda bulundurun. Diğer maddelere geçmeden önce bu basit maddeyi mutlaka hayata geçirin.
2. Soru sorun, problemleri ortaya koyun, sorunları yeniden analiz edin.
Sorgulayıcı olun. Daha önceden yapılmış süregelen bir iş modelini sorgulayın. Emin olun ki her işin, her ürünün daha iyisi olabilir. Halihazırda uygulanan sistem geçmişten iyi olabilir ama gelecekten değil. “Adamlar en iyisini düşünmüşler, zaten bu işin uzmanlarından daha iyi mi bileceğim” demeyin. Sizin kullanımınız sırasında çok yeni bir ihtiyacı bulmuş olabilirsiniz. “Neden böyle yapıyoruz” diye sorun. Sadece soru sormanız hiçbir zaman yeterli olmayacaktır.
Bazen soruları, sorunları yeniden değerlendirin. Süren bir sorunu yeniden biçimlendirin. Herkesin sorduğu aynı soruyu farklı gözlükten tekrar sorun Örnek: “Atlar daha hızlı nasıl gidebilir?” yerine “Daha hızlı ulaşım aracı nasıl yapabiliriz?” diye sorun. Daha sonra bu yeni sorulara cevaplar bulmanız gereklidir. İlk önce sormanız gerekli olduğunu belirteyim istedim. Bir sonraki adımlarda bunlara cevap arayacaksınız.
3. Fiziksel hayatta araştırma yapın.
İnternet üzerinde iş yapmak isteyenlerin hep yapmayı ihmal ettiği konu fiziksel yaşamda oluşturdukları iş modelinin nasıl uygulanabileceğidir. İnternet önlerinde olduğu ve belki de saha araştırması daha zor olduğu için hiçbir zaman böyle bir araştırma yapmazlar. Sektördeki oyuncularla konuşmazlar. Eğer o işin içindeyseniz, uzun süredir sektörde çalışıyorsanız zaten bu araştırmayı yapıyorsunuzdur. Örnek Otomobil piyasasında tedarikçilerin, müşterilerin ve üreticilerin neye ihtiyacı olduğunu çok yakından biliyorsunuzdur. Rakiplerinizin neler yapıp yapmadığını da görüyorsunuzdur. Bu işinizin bir parçasıdır. Pazarda neye talep olabileceğini çok yakından analiz edebilirsiniz. Eğer bu işin içinde değilseniz sadece internette gördüğünüz bir iş modelinin uygulanabileceğini düşünüyorsanız büyük ihtimalle yanılıyor olabilirsiniz.
Yurtdışında gördüğünüz birçok iş modeli oranın ihtiyaçlarından ortaya çıkmıştır. Yerel faktörleri göz önüne almadan sadece kopyala yapıştır yapmaya çalışırsanız emin olun ki başarısızlık kapı arkasındadır. Örnek: Çimenin futbol oynamaya elverişli olup olmadığını görmek için sahaya girip incelemeniz, sulayan görevliyle, çim konusunda uzman birisiyle belki hakemle konuşmanız gereklidir. İlk defa bir stada gittiyseniz tüm çimler yeşildir. Büyük stad sizi büyüler çimlerin farkını anlamazsınız.
İş yapmaya çalıştığınız sektörle ilgili araştırma yapın. İstatistikleri okuyun. Veriyi bilgiye çevirin. Pazarın oyuncularıyla, müşterilerle konuşun. Meslek birliklerine gidin, ticaret veya sanayi odalarına gidin. Araştırma şirketlerinin raporlarına ulaşın. Kitap okuyun. Reklamcılarla konuşun. Eğer işin içinde değilseniz kısaca işi yakından öğrenin.
4. İnternette araştırma yapın
Bir iş fikri bulacaksanız bol bol internet üzerindeki kaynakları okuyun. Okumak zordur, hele bilgisayar ekranından okumak daha zordur. Trendleri, iş modellerini yazan sektörün en önemli yayınlarını çıkarın. Bunları düzenli takip edin. Bunun yanı sıra geçmişte neler yapılmış olduğunu da araştırın. En kolayı internette araştırma yapmak gibi gözükse de birçok girişimci buldukları bir fikir de sadece işi en iyi yapan veya pazar liderinin iş modeline odaklanır. Başka siteleri gezmez. Rekabeti çok iyi analiz etmez. Başarısız girişimci örneklerini okuyun. Arama motorlarında gelişmiş arama yapabilmenin yöntemlerini öğrenin. Ağacın dibine bir iş fikri hemen düşmez. İnsanlarla konuşun, forumları, grupları takip edin.
5. İletişimizi kapatın
Bazen her şeyi biliyor olsanız da sizi arkadaşlarınız veya işiniz yalnız bırakmaz. Özellikle gelişen teknolojilerle beraber araya giren bölen cihaz sayısı hızla artıyor. Cep telefonunuz, açık internet siteleri, e-posta programınız, haber sitelerinin uyarı sistemleri, çevirimiçi iletişim araçları, birden fazla açık olanları, sosyal ağ siteleri ve aklınıza gelebilecek tüm diğerleri. Sürekli sizi bölmek üzere önünüzde dururlar. Onlar olmadan hayatın durduğunu düşünürsünüz. Friendfeed, facebook, twitter, MSN, gtalk, skype olmadan nasıl haber alırsınız. Belki eski tek yönlü iletişim araçlarınızda bilgisayar kullanırken açık olabilir Örnek:Televizyon, radyo, video, ev telefonu, düofon, kaset / cd çalar vb. Yeni bir fikir bulabilmek için bazen iletişiminizi kısıtlayın hatta mümkünse tellerinizi kopartın. Dikkatinizi ve düşüncenizi odaklanmaktan uzaklaştıracak bir çok araçtan uzak durun. Belki duş alırken, internetsiz bir tuvalette veya uçak yolculuğu sırasında en verimli zamanlarınız olabilir. Çünkü bu mekanlarda sizi bölen, düşünmenizi engelleyen bir çok dış faktör olmayacaktır. Belki Arşimet de hamamda yıkanırken bu sebeple suyun kaldırma gücünü bulmuş olabilir.
6. Farklı düşünün
Kapalı çarşıya gidin, seyahat yapın, parkta dolaşın, müzeye, sinemaya, tiyatroya gidin. Daha önce az yaptığınız belki hiç yapmadığınız işler yapın. Düşünce şeklinizi değiştirin. Farklı gözle bakmaya çalışın. Tersten düşünün. Eve giderken hep kullandığınız yolu kullanmayın farklı bilmediğiniz bir sokağa girin. İşe sürekli metroyla gidiyorsanız otobüsle gitmeyi deneyin. Kravat ceket yerine daha farklı kıyafetler takın. Yeni insanlarla tanışın, farklı ortamlara girin. Sosyal toplantılara katılın. Konuşun. Sabahları koşun. Erken kalkın. Gecenin bir vaktinde kalkın sokakta dolaşın. Yağmur altında hasta olmadan yürüyün. Denize elbiselerinizle girin. Çok eski bir arkadaşınızı arayın, konuşun. Havaalanına gidin içerde dolaşın, gidenleri izleyin, gözlemleyin. Resim yapın, bilmediğiniz bir müzik aleti çalmaya çalışın. Duvar boyayın. Futbol oynayın. Şehir içince uzunca bir yürüyüş yapın, hiçbir aracı kullanmayın. Eğer imkânınız varsa başka bir ülkeye gidin. Elinize sadece bir harita alın ve dolaşın. Susun uzun süre konuşmamaya çalışın. Kumda çıplak ayakla yürüyün. Soğuk duş alın. Tüm bunları şimdiye kadar kendi yaşamınız için çizdiğiniz o karenin dışına çıkabilmeniz için yazıldı. Kısaca farklı düşünmek ve yaratıcılığınızı ortaya çıkarmak için farklı olun.
Tüm bunları yaptığınızda dünyanın en iyi fikrini bulamayabilirsiniz, ancak iyi bir iş modeli veya fikir bulmak için sistematik olarak çalışmalısınız. Bazen birden kafanıza bir kuş pisleyebilir, bu olasılık her zaman var. Eğer martıların nerede toplandığını biliyorsanız ve düzenli olarak onlara yakın dolaşırsanız emin olun ki çok daha hızlı kirlenirsiniz.
Not: Alternatif başlık olarak “Fikrin beş para etmez” düşünmüştüm.
İnternet girişimcisinin seyretmesi gereken 10 film
March 31st, 2009 • Girişimciler • 8 comments
İnternet girişimcilerinin seyretmesi gereken filmleri kendi araştırmalarım ve seyrettiklerim üzerine çıkardım. Bunlar için Cevahir AVM’le beraber özel etohum gösterimleri ve film sonrası etohum toplantıları planlıyoruz. Eğer film gösterimleri için izinleri alırsak etohum toplantıları sonrasında bu filmleri hep beraber seyretme fırsatımız olacak. Sizlerinde bu listeye eklemek istediğiniz filmler olursa lütfen bildirin beraber bu listeyi güncelleyelim
1. The Pursuit of Happyness
Christopher Gardner alternatiflerinden 2 kat pahalı ve eski bir teknolojiye sahip röntgen cihazı (kemik yoğunluk tarayıcısı) satıcısıdır. Bu cihazı adete kendi üretmişçesine pazarlar. Karısı onu terkettiğinde oğluyla beraber kalır, evlerinden atılırlar, banka hesapları kredi kartları kapanır, sokakta yaşamaya mahkum kalırlar. Bu ümitsiz durumda, kendisinin büyük çabasıyla borsacı olması için bir iş umudu doğar. İşe alınması için 6 ay boyunca ücretsiz staj yapması ve seçilenler arasından sıyrılması gerekmektedir. Bu geçen acı günlerinden sonra milyoner bir girişimci olan Christopher Gardner’ın gerçek hayat hikayesini anlatan bu film sadece internet girişimcileri için değil, tüm zor zamanlardan geçenler içinde ilham verici olacaktır.
2. e-dreams
90′ların sonlarında Amerika’da heryerde dot.com fırtınası eserken, iki Amerikan Koreli genç girişimci, Joseph Park and Yong Kang yatırım bankacılığı yaparken, atıştırmalık yiyecekleri, video ve benzeri yiyecek içecekleri 30 dk gibi kısa sürede dağıtımını sağlamak için kozmo.com’u kurarlar. 1998 de boş mobilyasız bir depoda başlattıkları işi büyütürler. Bisikletli dağıtıcılarını, internet sitelerini ve iş modellerini başarılı şekilde tüm şehirlere yaymaya başlarlar. 10 kişilik küçük bir şirketten 3.000 kişiye ve 11 şehirde hizmet veren dev bir şirkete dönüşürler. O güne kadar eşi görülmemiş bir büyümeyi başarılar. 250 milyon USD’dan fazla sermaye bulurlar. Starbucks ve Amazon.com’un ilgisini çekerler. Nisan 2000′den sonra onları zor zamanlar beklemektedir. Dot.com balonu patladığında diğer internet şirketleri gibi onlarda ellerinde büyük karsız bir .com bulurlar. Operasyonları tehlikeye girer, kavuniçi kıyafetli bisikletli dağıtıcıları işsiz kalırlar. e-dreams, dot.com çılgınlığı yıllarındaki birçok benzer şirketin başından geçenleri anlatan kaçırılmaması gereken bir belgesel.
3. Startup.com
Startup.com iki genç girişimci Kaleil Isaza Tuzman ve Tom Herman’ın 1998 – 2000 yılları arasında Amerika’da devlet dairelerinin sözleşme ve satınalmalarında kullacakları bir yazılım üretmek üzere kurulan govworks.com’un belgeseli. 1998′de Public Data Systems olarak kurulan şirket internetin patladığı yıllarda kendisini internet portalı olarak değiştirmeye çalışır. Ocak 2001 yılında kurucuları şirketi First Data Corporation’a satarlar. Bu satış büyük bir zararla gerçekleşir. Hayatta oldukları 3 yıl boyunca 60 milyon USD harcadıkları tahmin edilmektedir. Bu filmin yapımcılığını Jehane Noujaim ve Chris Hegedus üstlenmiştir. Kaleil Isaza Tuzman’ın Harvard’daki sınıf arkadaşı Noujaim, Goldman Sachs’daki işinden ayrıldıktan sonra govWorks’u filme almaya başlamıştır. Bu filmin çekilmesinden sonra Tom Herman ve Kaleil Isaza Tuzman Recognition Group ve JumpTV.com’da çalışmışlardır.
4. The Triumph of the Nerds: The Rise of Accidental Empires
İnek öğrecilerin başarısı: Tesadüfi imparatorlukların yükselişi. 1996 yapımlı belgeselin tüm senaryosunu internetten okumak mümkün. Film kronolojik olarak kişisel bilgisayarların 1970′lerden başlayarak Altair 8800, Apple I, Apple II ve VisiCalc’in yükselişini, daha sonra IBM PC ve Apple Macintosh devriminin 1980 ve 90′ların ortasına kadar olan gelişimlerinin hikayesini anlatıyor. Apple’in kurucusu Steve Jobs ve Microsoft’un kurucusu Bill Gates’le röportajlarında yapıldığı belgesel önemli filmlerden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Filmin yazarı Robert X. Cringely internet balonun patlamadan önce 1998′de İnek öğrenciler 2.0.1: Internetin kısa tarihçesi adlı belgesel filmi de çekmiştir. Önemli kişilerle röportajları içeren ikinci belgeseli de seyretmekte fayda var.
5. Pirates of Silicon Valley
1999 yapımı olan “Pirates of Sillicon Valley” (Silikon vadisinin korsanları) Paul Freiberger’ın “Fire in the Valley: The Making of The Personal Computer” (Vadide ateş: Kişisel bilgisayarların yapılması) adlı kitabından uyarlanmış. Televizyon için yapılmış olan bu yarı belgesel kişisel bilgisayarların yükselişi sırasında Apple ve Micrososft arasındaki rekabeti konu alıyor. İki şirketin kuruluş aşamasındaki günlerini biyografik olarak ele alan film iki şirketi kurucularının bakış açılarını ve operasyonlarını kıyaslıyor.
6. Secret History of Hacking : Full Discovery Channel Documentary
Bilgisayar korsanlarının bilinmeyen tarihi. Hacker’lar veya bilgisayar korsanları IT sistemlerine para veya politik casusuluk için dolambaçlı yollardan zekice giren suçlular olarak bilinirler. Geçmiş tüm haberleri ve gazeteleri okuyacak olursanız bunu destekleyen birçok yazıya rastlayabilirsiniz. Gerçekler ise çok farklı olabilir. Bu belgesel Amerikayı yöneten şirketlere karşı kültürün bilinmeyen hikayesini anlatıyor.
7. Revolution OS
2001 yapımı J. T. S. Moore tarafından yönetilen belgesel film Revolution OS (İşletim Sistemi Devrimi) son 20 yılda GNU, Linux, açık kaynak ve bedava yazılımın tarihçesini inceliyor. Filmde birçok girişimci ve internet dünyasının önde gelen ismiyle yapılmış röportajlar yer alıyor.
8. The Code (film – documentary)
Fillandiya yapımı olan belgeselde 2001′den bu yana Linux’un gelişimi, dot.com yılları, internet şirketlerinin çöküşü, açık kaynak ve ücretsiz yazılım hareketinin gelişimi anlatılıyor. Belgeselde sektörde etkili insanlarla yapılan röportajlara yer veriliyor. Film hernekadar Fillandiya’da bir televizyon için hazırlanmış olsa da İngilizce çekilmiş.
9. Google documentary
Peki Google nasıl çalışıyor, ofisler neye benziyor diye merak ettiniz mi? Bu belgesel diğerlerinden farklı olarak arama sektörü liderinin görüntülerini ve çalışma koşullarını gösteriyor.
10. Steve Jobs Stanford Commencement Speech 2005
Sevgili Tunç Kılınç‘ın Türkçe’ye çevirdiği ünlü konuşma. (Türkçe altyazıyla izleyebilirsiniz.) Steve Jobs “Aç kal, budala kal” diyor gençlere. “Stay Hungry. Stay Foolish.” Başarı ve tükenişi uç noktalarda yaşamış biri olarak gerekirse dünyanın sana sunduklarından vazgeç, hatta okula bile gitmeyebilirsin ancak asla maceracı ruhundan taviz verme önerisinde bulunuyor.”Yüreğinin ve sezgilerinin sesini dinle; onlar seni yanıltmaz. Neyi sevdiğini bul.” Aşık olacağın, büyük bir tutkuyla inanacağın işin sana zaten istediğin başarıları getirecek. Kaynak: Fikiratölyesi
10 adımda internet girişimcisi olmak
March 16th, 2009 • Girişimciler • 5 comments
1. Ortaklarınızı iyi seçin
Şirketinizi kurarken insan kaynağı sizin en önemli sermayeniz olacaktır. Güvenilir, uyumlu çalışabileceğiniz kişileri seçin. En iyi arkadaşlarınız en iyi iş ortağınız olmayabilir. Çok güzel vakit geçirdiğiniz arkadaşlarınızla ticari iş ilişkisi kuramayabilirsiniz. Bu bakımdan İnternet şirketinizin kurulum aşamasında fikren anlaşabileceğiniz, uzun süre beraber çalışmayı düşünebileceğiniz A takımınızı kurun. Eğer kendinize güveniyor ve işi tek başınıza yapacağınıza inanıyorsanız ortaklık kurmadan profesyonel yöneticiler alabilirsiniz.
2. Doğru fikir
Ortaya fayda koyun. Fikrin çok ilginç olması önemli değildir. Müşterinize sağladınız faydayı açıklıkla anlatabilmelisiniz. Gelir modeli olmayan fikirler üzerinde çok zaman kaybetmeyin. Gelir modeli sadece reklâma dayanan modelleri dikkatlice değerlendirin. Birden fazla gelir kalemi olmasına önem gösterin. Fikri bulduktan sonra ilgili pazarı analiz edin veya bildiğiniz bir sektör hakkında fikir geliştirin. Bu sektörde geliştirdiğiniz iş fikrine yakın modelleri analiz edin, başarılı ve başarız örnekleri inceleyin. Fikrinizin avantajlarını ortaya koyun.
3. Hızlı hareket edin
Sanal dünyada kurallar çok hızlı değişmektedir. Yeni şirketlerin kurulması ve pazarda pay kapmaları eski ekonomiden çok farklı olarak daha hızlı olabilmektedir. Fikrinizi hayata geçirmek için hızlı davranın, aylarca iş planı yapmakla uğraşmayın. Girişiminizin ilk aylarında çok uzun saatler çalışmanız gerekebilir. Ekibinizdeki arkadaşlarınızı bu tempo konusunda bilgilendirin. İlk günlerde az kişi çok verimli çalışmak zorunda kalabilirsiniz. Küçük bir ekip olarak hem hızlı hareket etmelisiniz hem de bir çok işi eş zamanlı yapmalısınız. Planınızı bölümlere ayırın ve yazılımlarınızı sürümlerle hayata geçirin, küçük ama internet üzerinde geliştirmeler yapın. Tüm her şeyi birlikte bitirmeye çalışmayın.
4. Fikrinizi gerçekleştirin, gerçekleştirin, gerçekleştirin
Fikir ne kadar güzel, yeni veya bulunmaz olsa da siz onu hayata geçirmedikçe hiç bir değeri yoktur. Fikir üzerinde belli bir süre kafa yorduktan sonra internet fikrinizi gelir modelini de içine alacak şekilde hayata geçirmek için adım atın. Fikir toplantılarını uzatmayın. Dünyanın en yeni teknolojisini bulduğunuzu düşünseniz de bunun ön araştırmasını yapın, daha önce deneyenlerin tecrübelerini okuyun veya pazar araştırması yapın. Mutlaka taşın altına elinizi koyun ve etkinliğe geçin.
5. Müşterinizi dinleyin, anlayın, dinleyin, anlayın
İnternet girişiminizi kurduğunuzda ilk müşterileriniz çok önemlidir. Sizlerin büyümesine ve ağızdan ağza yayılmasına bu ilk öncü kullanıcılar karar vereceklerdir. Onlar arkadaşlarına tavsiye ederlerse girişiminiz hızlı büyüyebilir. Onların geri beslemelerini dikkate alın ve uygulamalarınızda onlara mutlaka kulak verin. Geliştirmelerinizi onlara danışın. İlk müşterilerinizden grup oluşturun, testlerinizi mutlaka onlara açın. Bunun yanı sıra müşterilerinizin memnun kalmaları için hizmet seviyenizi elinizden geldiğince yüksek tutun. İlk 6 ay içinde bu kültürü oluşturursanız tüm şirket hayatı bu başlangıç evresinden etkilenecektir.
6. Size aşık kullanıcılar oluşturun
Sıradan marka olmayın. Sizin yerinize sizi anlatacak tanıtacak, markanıza âşık müşteriler oluşturun. Koluna Harley Davidson dövmesi yapacak bir müşteri markasına ne kadar bağımlıysa, sizde müşterilerinize bu bağımlılığı sağlayacak ürünler hizmetler vermeye çalışın.
7. Odaklanın, odaklanın, odaklanın
Belli bir pazara odaklanın. Ölçeklenebilir büyüyen bir pazarda hizmet verecek bir ürün seçin. Tek işiniz bu olsun yan işlerle uğraşmayın. Hem dışardan çalışır hem de akşamları internet işini yaparım diye düşünmeyin. 24 saatinizi sadece bu işe adayın. Başka işle uğraşmayın. Risk alınması gerekiyorsa alın. Müşterilerinizi dinleyin onlara en iyi hizmeti vermeye odaklanın. Şirketin başlangıç döneminde olduğu gibi diğer aşamalarda da müşteri odaklı olun.
8. Kaynaklarınızı verimli kullanın
İnternet girişimlerinin başlangıç günlerinde kısıtlı sermayenizi çok düşünceli harcayın. Büyük sermayeli grupların sizi yenebileceğini düşünmeyin, eğer işinize odaklanıyorsanız sizden başkası bu konuda daha iyi hizmet veremez. Başlangıçta sermaye olarak koyduğunuz her kuruşun hesabını yapın. En ucuz yolları bulun. Şirketinize yeni elemanlar almak yerine dış kullanıma yönelim. Birçok işinizi serbest çalışanlara yaptırabilirsiniz. Diğer internet siteleri ve şirketlerle işbirlikleri yapın. Her iş için para harcamaya çalışmayın. Ofis masraflarınızı kısın. Kirası düşün bölgelerde ofis tutmaya çalışın. Sizin yarattığınız değer ilk aşamada mobilyalardan daha önemlidir. İlk aylarda görselliğe önem vermeyin, sorun yapmayın. Pazarlama ve reklâm için yaratıcı gerilla pazarlama yöntemleri kullanın, arkadaşlarınızı sizi anlatmaları için ikna edin.
9. Yaptıklarınızı ölçün
Her aşamada nerede olduğunuzu analiz edin. Planlamaya bir holding şirketi kadar uzun zaman ayırmayacak olsanız da başlangıç aşamasında ve diğer dönemlerde nerede olduğunuzu ve nereye gitmek istediğinizi yazın. Bunları her ay kontrol edin değerlendirin. Ölçümsüzlük ve plansızlık sis içinde hedefinizi bulmaya benzer.
10. Moralinizi yüksek tutun, korkmayın, sabredin, vazgeçmeyin, tekrar deneyin
Başarısızlıktan korkmayın, tekrar deneyin. Bazen çevrenize kulaklarınızı tıkayın. Sizi ümitsizliğe sevk eden, yapıcı olmayan, desteksiz eleştiriler yapanları çevrenizden uzakta turun. Sizin enerjinizi emerler. İnternet girişimciliğinin her aşamasında olaylara objektif, yapıcı ve çözüm odaklı insanları yanınızda bulundurun. Yaptığınız işin önemini anlamayan, internet konusunda bilgisi olmayanların söylediklerine kulaklarınızı tıkayabilirsiniz. Ben demiştim, diyenleri uzaklaştırın. Sabırlı olun. Unutmayın Roma bir günde kurulmadı. Tekrar tekrar deneyin. Her sabah heyecanla işe başlayın. İşinize aşık olun.
Başarılı internet girişimcilerin 10 altın sırrı
January 3rd, 2009 • Uncategorized • 12 comments
1- Para veren olsa
Bu fikrin başlaması için bir yatırımcı olsa inanılmaz başlangıçlar yapabiliriz. Yurtdışına açılabiliriz. Projemizin başlaması için sermayeye ihtiyacımız var.
2- Türkiye’de ilk ve tek, dünyada da bile ilk olabilir.
Bu iş modelimiz Türkiye’de daha önce yapılmamış durumda, dünyada da yok gibi duruyor. Araştırma yaptık benzerini bile yapan yok
3- Yazılımcı arkadaşımız var
En yakın arkadaşımızın, yurttan arkadaşı var yazılımı o yapacak. Geçen hafta toplandık, buna başlayacağını söyledi.
4- Biz yazılımcıyız
Biz ikimiz php, asp, java, ve flash biliyoruz. Şu anda freelance olarak projeler yapıyoruz. Kendi projemize başladık. Daha önce kullanılmamış bir modellemeyle yapacağız.
5- Şirket kurmalı mıyız?
Aslında babamın şirketi var onun üzerinden yapmayı düşünüyoruz. Olmazsa arkadaşın kullandığı bir şirket var onun üzerinden fatura kesebiliriz diye düşünüyoruz.
6- Herkes
Bunu herkesin kullanabileceğini düşünüyoruz. Muhteşem faydalı bir site olacak herkes kullanacak.
7- Araya bayram girdi
Geçen hafta grip oldum, sonra arkadaşın düğünü vardı, balayından sonra başlayalım dedik, sıcaklar bastırınca klima fiyatlarını sorduk, paramız olmadığı için klima alamadık. Bize para verecek bir sermayedar olsa ….
8- İşimden ayrılırım
Bir yerde çalışıyorum ama işimde çok rahatım tüm boş zamanlarımda bu projeyle ilgileniyorum, hatta işte boş zamanda yaratabiliyorum, ama akşamları ve hafta sonu yorgun oluyorum bazen zaman kalmayabiliyor.
9- İlk önce trafik yaratalım diyoruz
Para kazanmadan önce bu siteyle bir trafik yaratalım diyoruz daha sonra diğer projeye buradan ziyaretçi sağlayabiliriz.
10- 10 projem var
Aslında bu bizim başlangıç projemiz, bunu hayata geçirdikten sonra diğer projelerimize geçeceğiz. Bunun gibi 10 tane daha projemiz var. Hepsini tek tek hayata geçirmeyi planlıyoruz.