Bana başka bir fıkra anlat

Serzenişim tek delikli düğme üreticilerinedir. Kimse üzerine alınıp konuyu başka noktalara çekmesin. Politikayla, siyasetle işim olmaz. Henüz bu sosfistike bir bilimi, özellikle ülkemizdeki gelişmişlik seviyesinde, anlamış durumda değilim. House of Cards seyrederim o kadar. Bazen de salonda kanepede seyrederken uyuyor buluyorum kendimi. Şimdi ilk paragrafta seslendiğimiz hedef demografiyi anlattım. Aşağıda bu kiteleye mesajlarımı vereceğim. Umarım bu sefer anlarlar.

1950′lere geri dönelim istiyorum senin derdin nerdeyse ikinci dünyası savaşı sonrasına dayanıyor. Belki sen kısa pantalonla oynarken bu adamlar soğuk savaş vesilesiyle bir sistem buluyorlar. Adına da uzun süre sonra internet adını veriyorlar. Tarihçeyi kısa geçiyorum. Okumaz sıkılırsın diye. Ya da sana anlatanları baymamak için.

Kaba taslak 60 yıl önce diyelim akılda kalsın bu adamlar bilgisayar üretim teknolojilerinde de iyileştirmeler yapıyorlar. Sen hala ülkende karşılık bulacak kelime aramakla boğuşurken ‘inovation’ denilen tek dişi kalmış canavar dünyayı değiştirmeye niyetli insanlar tarafından sürekli tekrarlana tekrarlana uzaya çıkıyor iniyor bir daha çıkıyor sonra üzerine tur atıyor. Aslında matbaa suçlu değil anlayacağın.

Paragrafları da çok uzun tutmamaya, cümleleri uzatmamaya çalışıyorum. Nerede kalmıştık adamlar yıllar önce bu internetin temellerini atıyorlar 1990′ların ikinci yarısından itibaren de olayı ticarileştiriyorlar. Anlayacağın para işi devreye giriyor. Olaya hemen ‘hah işte vergi’ gözlüğünle bakmayasın sakın. Çünkü başka bir niyetleri var. Bu adamlar bildiğin dünyayın ticari, kültürel, ekonomik, sanatsal veya ismini ne koyarsan koy geliştirmeye çalışıyorlar. Hatta bir kısmı şirketlerini kurarken küçükcük aşamada bile dünyayı değiştirmek vizyonuyla yola çıkıyorlar.

Bir kısım buluşlarını bile bak diyim ben bile anlamıyorum. Sana diyim biz bunlardan daha iyisini yaparız. Örnek vereyim biz dünya 3ncüsü futbol takımı çıkarmadık mı? UEFA kupasını almadık mı? Yoğurdu bulmadık mı? 1nci, 2nci ve 3ncü köprüleri bizim işçilerimiz yapmadı mı? Evelallah hepsini yaparız. İçinde inancın olduktan sonra başaramayacağın hiç bir şey olmaz. Bunu en son ”Tek düğmeli üreticiler derneği” seçimlernde kanıtlamadık mı?

İşte yazının burası kritik. Yukarı çıkarken birşeyler anlattık şimdi yokuş aşağıya inerken mesajımızla bağlamak gerekiyor. Bu kadar vaktini aldık okudun bir amacı olmalı bu kadar yüzlerce kelimenin bir araya gelen bağlacın. Dikkat etmediğim edebi kuralların.

Çıktığın vitesle in derler. 1 veya 2′ye al vitesi. Otomatikse dokunma o halleder. Bu otomobil mevzu açılmışken Silikon Vadisi denilen yer var ya orada üretmeye başlamışlar bu cihazlardan. Otomobil 1886′da Carl Benz tarafından bulunuyor bu arada. Amerika’da da Ford 1903 yılında Detroit’in dış mahallerinde nerdeyse Michigan’a yakın bir mevkide kuruyor şirketini. Bu yılları özellikle buldum. 150 yılı aşkın bir ‘inovasyon’ var üstünde oturduğun bu dört tekerleğin üzerinde. Ne dicem sonra bu Detroit var ya batıyor. Şimdiler de bu silikon vadisi denilen yerde bunları üretiyorlar. Bildiğin internet var içinde yakında sosyalleşirler de. İki araç birbirini tanır yol verir felan. Unutmadan elektrik tüketiyor bunlar.

Toparlayalım mesajı. Ne demiştik bu kadar kalabalık yazıda. Bir teknolojik gelişmenin sonucunda çıkan icatlar dün bulunmadı, yüzyıllık bir macera. Uzun vadeli yatırımların ve sürdürebilir bir vizyonun eseri. Dolayısıyla bugün salya sümük ağlamana gerek yok. Gölge etme otur çalış senin de olur. Günlük evinin sorunlarıyla uğraşırken bu iki çocuk çıkıp çalışıyor bazen arama motorunu geliştiriyor bazen iletişimde devrim yaratacak inovasyonlara imza atıyorlar.

Şimdi desen ki bizim de topçularımız var onlar kadar iyi oynuyoruz. Fayda etmez 1-2 dışa düşen örnek haricinde başarı yakalaman mümkün değil çünkü yol yanlış haritayı ters tutuyoruz. bu dışa düşenlerde sürüden ayrılan tipler. Birisinin demesi lazım bu hedefe gidiyorsak harita tek ama düz okuman lazım. Ters tutarsan ne ekonomini büyütebilirsin ne de sanayini geliştirebilirsin. Üretttiğini düşündüğün uçağın, bırak uçağı ya bilgisayarın, (biz bilgisayar üretmiyorduk ki) işte üreteceğin neyse parçalarının hepsini yurtdışından alırsın sonra koltuğunu ben üretiyorum diye böbürlenirsin.

Evet diyorduk ki mesele para olursa yeni dünyanın kuralları değişti onları hatırlatayım sen de dernek yasalarını buna göre toparla düzelt. Kim teknolojiyi bulursa o topluyor araziyi. Dolayısıyla artıklardan otlanmaya çalışmayalım oturalım konuşalım. Belki yürüyerek yetişmemiz çok uzun sürecek bu drone üreticilerini ama bir yerden başlayalım. Her seferinde oyunu bozuyorsun başa dönüyoruz. İlk kutuya koyuyoruz piyonları.

Özetle diyeceğim şudur Muhittin, adına teknoloji, bilişim koyarak vadi üretmezsin. Teknoloji dediğin şey fabrikada yapılmıyor. Ülkenin en iyi yazıcılımcılarını bir binaya koysan ortaya bir şey çıkmaz. Şu andaki kültür, ekonomik sistem veya ortalık inovasyon yapmaya, teknoloji üretmeye uygun değil. Yabancılardan medet umma, kimse araştırma geliştirmesini buraya kurmaz. Godot gibi bekler durursun. Haydi hala geç değil otur konuşalım ama sakın interneti tekrar bulurum istersem ben ülkemi intranet yaparım deme. Masaya oturup konuşmamızın başlangıcı bu espri olmasın, bana başka bir fıkra anlat kır buzları.

Düşüncelerimiz kaderimizdir.

İster bilinçli, ister bilinçsiz olsun, kişinin başına dışardan gelen hiçbir olay onun rızası olmadan gerçekleşmez. Hiçbir şey insanın düşüncelerinin içinden geçmeden oluşamaz. İşte bu sebeple, düşünce en büyük güçtür. Tanrılar Okulu

Prof. Stefano D’anna

Yengeç sepeti

Yengeç avcıları avladıkları bir yengeci sepete koyduktan sonra ikinci bir yengeci sepete atarlar ve bu iki yengeç birbirlerine sarılır, biri diğerinin dışarı çıkmasına izin vermez. İki yengeci sepete atan yengeç avcısı onların dışarı çıkamayacağını bilir. Bu yüzden yengeç sepetlerinin kapağı yoktur.

Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!

Kurbağalar bir gün yarışma düzenlemiş. Hedef; çok yüksek bir kulenin tepesine çıkmakmış. Bir sürü kurbağa da arkadaşlarını seyretmek için toplanmış ve yarış başlamış.Gerçekte seyirciler arasında hiç biri yarışmacıların kulenin tepesine çıkabileceğine inanmıyormuş.Sadece şu sesler duyulabiliyormuş: ”Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Yarışmaya başlayan kurbağalar kulenin tepesine ulaşamayınca teker teker yarışı bırakmaya başlamışlar. İçlerinden sadece bir tanesi inatla ve yılmadan kuleye tırmanmaya çalışıyormuş. Seyirciler bağırmaya devam ediyorlarmış:”Zavallılar! hiç bir zaman başaramayacaklar!”

Sonunda bir tanesi hariç, hepsinin ümitleri kırılmış ve bırakmışlar. Ama kalan son kurbağa büyük bir gayret ile mücadele ederek kulenin tepesine çıkmayı başarmış. Diğerleri hayret içerisinde bu işi nasıl başardığını öğrenmek istemişler. Bir kurbağa ona yaklaşmış ve sormuş;”Bu işi nasıl başardın?” diye. O anda farkına varmışlar ki; Kuleye çıkan kurbağa sağırmış!

Siz de, hayallerinizi gerçekleştiremeyeceğinizi söyleyen söz ve kişilere karşı hep sağır kalın. Olumsuz düşünen insanları duymayın!

(anonim)

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil

Silikon Vadisi bir düşünce yapısıdır, bir bölgenin adı değildir.

Sevgili siyasetçiler tane tane yazacağım belki okumanız kolay olur belki daha kolay anlarsınız.

İnovasyon kiloyla satılmaz, teknoloji fabrikada üretilmez.

Destek veriyoruz fikri olana para veriyoruz kimse gelmiyor diye dövünme, para hiç bir şeyi çözmez, sadece bir araçtır.

Bilgi devrimini anlamakta geç kalırsan ekonomini ömür boyu düzeltemezsin. Sanayi devriminde katma değeri küçük işlerle uğraşırsın. Başkasının üreticisi olursun.

Yıllardır yetiştirdiğin yeteneklerini kaçırırısan ülkenin kaynaklarını diğer ülkelere sunuyorsun demektir. Komplo arama.

Tüm yaptıklarının sorumlusu sensin, bu internet yasası senin seçimin.

Bu internet yasası bu ekosistemin yıllardır geliştirmeye çalıştığı tüm kazanımları bir günde siler.

Silikon Vadisi bir düşünce yapısıdır, bir bölgenin adı değildir.

Yabancı yatırımcı çekmeye çalışıyorsun ve doğrudan yatırımları arttırmaya çalışıyorsun ya, bu yasayı maharetli metin yazarların anlatamaz.

Yetenekli girişimcilerin senden destek alır şirketini başka bir ülkede kuruverir. Anladığın dilden diyim başka ülkeye vergi verir. Başka ülkenin istihdam sorununu çözer.

Sen bu internet yasasını şu anda sana fayda getireceğini sanıyorsun ya, gün döner gelir ucu sana dokunuverir. Ülkenin büyümesi durduğunda ekonomistlerin nedenini anlamazlar.

Tecrübeli girişimciler toprakta yetişmez.

Demokrasiden dem vuruyorsun ya bu yasa ülkeyi Orta Afrika’daki ülkelerin arasına koyar.

Güzel binalar yaparak içini rengarenk boyayarak isimlerinin sonuna ‘Vadi’ getirerek teknoloji geliştiremezsin.

Bunun üzerinde cümleyi aynı anda aklında tutabileceğini, anlayacağını düşünmüyorum.

Özetleyim; bu İnternet yasasını çıkartırsan son 10 yıldır gelişen sektörün, (konuştuğun dilden diyim) içine edersin. Sonra kokusundan yanında duramazsın.

 

 

Kızgın kuşlar hangi tarlada büyüyorlar?

Geçen Ekim ayında ailece Helsinki’ye gittik. Tallinn deniz otobüsüyle bir buçuk saat tutuyor. Finlandiya kızgın kuşların ülkesi. Bir fareden (Disney) veya bir kuştan (Rovio) ülke nasıl bir ekonomik değer elde edebiliyor? Tallinn Estonya’ın başkenti, Skype’in çıktığı küçük kuzey Avrupa ülkesi. Manisa’nın nüfusu 2012 istatistiklerine göre 1,3 milyon kişi, Estonya 1,3 milyon ve 45 bin km2’lik bir alana sahiptir. Kaba bir hesaplamayla Konya büyüklüğünde ve Manisa nüfusuna sahip bir ülkeden bahsediyoruz.

San Francisco’da her yıl Haziran ayında ‘LGBT Pride Parade’ düzenleniyor milyonlarca gay, lezbiyen, biseksuel bu festivale geliyor. Sadece Amerika değil tüm dünyanın bu konuda başkenti olmuş durumda. Helsinki’de şehrin ortasında opera, modern sanat müzesi, ulusal tarih müzesi, ulusal sanat müzesi yer alıyor. Dublin’de bir çok ülkeden insan yaşıyor. Büyük internet şirketlerinin merkezlerinin burada olması şehri global bir yere çevirmiş. Tüm ülkelerin insanları bir arada. Belki bana rasgelmiş olabilir taksi şoförü müşteri beklerken kitap okuyordu.

Bir binaya, binalar topluluğuna veya bir bölgeye ‘Bilişim, Teknoloji, İnovasyon veya Vadi’ adı vermek onu teknolojinin çıkacağı yer haline getirmiyor. Girişimcilik veya internet adını sürekli tekrarlamak ortaya başarılar çıkarmıyor. Endüstri devriminin başarılı şirketlerinden başlayarak bilgi ekonomisinin şirketlerine doğru inceleyelim. Hangi değişkenlerin bu şirketleri oluşturduğunu analiz edelim. O zaman farklı faktörlere ulaşacağız. Ağzımızdan sürekli düşmeyen kültür ve ekosistem kavramlarını biraz deşmemiz gerekiyor.

Tüm fikirlere açık mısınız? Düşünün şehrinizde tüm dünyanın gay festivali yapılacak halkınız buna hazır mı? Sanat, yaratıcılık ve inovasyon bunlar hep yan yanadır. Bu alanlarda ne yapıyorsunuz? Dünyanın tüm yeteneklerini bir araya çekmeniz gerekli birlikte yaşamak için günlük yaşamınız hazır mı?

Sorunumuz nedir? Türkiye’den Bill Gates’ler ve Steve Jobs’lar çıkarmak istiyoruz. Bunun için hibe programları ve bilimsel destekler hazırlıyoruz. Parayla tüm her şeyin çözüleceğini umut ediyoruz. Betonun üzerine tohumlar saçan çiftçi gibiyiz. Bu tohumlardan bir kaç tanesinin şansına kırıklardan girip büyük bir ağaç olacağını ve meyvelerinin tüm herkesi doyuracağını, gölgesinde dinleneceğimizi düşünüyoruz. Yapmamız gereken toprağı ortaya çıkarmak, gübrelemek, sulamak ve tohumların büyüyeceği uygun bir ortamı oluşturmaktan fazla değil.

Ortaya yeniliklerin ve inovasyonun çıkmasını istiyorsak. Her türlü fikri ortaya koyabilecek bir ortamın oluşmasını sağlamak lazım. İlk olarak ‘Benim dediğim olacak bu kesindir ve en iyisini ben bilirim kültüründen vazgeçmek’ Sanat, yaratıcılık ve teknolojinin tüm yeteneklerini bir araya getirmek gerekli. Tüm sanat dallarını desteklememiz ve sanatçıları çekmemiz gerekiyor. Silikon vadisi kültürü sadece yazılımcıların bir binaya oturtulup kod yazmalarından oluşmuyor. Dünyanın en iyi insanları tüm yıl ılıman bir iklimde, oldukça düzgün bir yaşam koşullarında, rekabetçi bir ortamda bir arada oturuyorlar. Bunu ikinci dünya savaşından sonra 60 yıldır yapıyorlar.

Sadece biz değil Avrupa’nın bir çok ülkesi Silikon Vadisini kopyalamak istiyor. Hepsi şehirlerinden girişimler çıksın dünyayı değiştirsinler istiyorlar. Bizim yaptığımız gibi Londra’da bu işin adına ‘Tech City’ koymuş. Berlin bunun için çalışıyor. Avrupa’da her şehir büyük konferanslara ev sahipliği yapıyor. Tabi bu ülkelerin yöneticileri kızgın kuşların ekonomik değerini bilgi ekonomisinin ülke ekonomisine elle tutulmayan nasıl faydalar getirdiğini uzun süredir biliyorlar. Avrupa’daki bir çok şehir Silikon Vadisi kültürünün ortak özelliklerini taşıyor, ancak küçük bir kaç sosu içinde barındırmadıkları için yemek aynı tadı vermiyor. İşin diğer tarafı çok benzer bir yemek yapsanız bile zamanı kopyalayamıyorsunuz. 50 – 60 yıl boyunca bu kültürü sürdürecek bir düzene ihtiyacınız var. Tüm faktörleri bir araya getirdikten sonra bile çalışması kolay değil anlayacağınız.

Londra, finansın başkenti, sanat, yetenekler bu şehirde birlikte yaşıyor. Şehir düzgün bir hayat seviyesine sahip. Bir çok teknoloji şirketi burada ofis açıyorlar. Kültür olarak Amerika’ya çok benzer olduğu düşünülebilir. İyi üniversiteler var, ancak onlarda network etkisini yakalamış değiller. Startup’lar Londra yerine San Francisco’da kurmayı tercih ediyorlar. Londra’nın kendisini ayıştıracak hiç bir özelliği yok. Devlet, hatta belediye bile startup’ların burada kurulması için hibeler dağıtmaya başladı ancak bunların başarılı olacağını düşünmüyorum.

Yukarda belirttiğim gibi finansman bence ekosistemin oluşmasında önemli bir katsayısı olan bir değişken değil. İlk önce yapılması gereken diğer işler var. Alparslan’ın Malazgirt savaşıyla Anadolu’ya girişi 1071. Oxford Üniversitesinin kuruluşu 1096’lara dayanıyor. Cambridge ve Harvard’ın kültürü, Oxford Üniversite’sine dayanıyor dersek yanlış olmaz. Böyle köklü bir eğitim sisteminden bahsediyoruz. Dünyanın en iyi öğrencileri geliyor ancak internet ekonomisinde başarılı şirketler henüz çıkarmış değil. Oxford üniversitesinin yemekhanelerinde sınıf ayrılıklarını gördüğümde sebebin bu olduğunu düşündüm. Profesörler, doktorlar, kıdemli öğrenciler ve yeni öğrenciler birbirinden ayrılıyor ve farklı yerlerde oturmak zorundalar. Profesörler Hary Potter’da gördüğümüz gibi sahnede yüksekçe bir yerde oturuyorlar. Yanlış bir dinlenme odasına girdiğinizde çıkmanız isteniyor. Bu kültürde yeni ekonominin kurallarına uygun yaratıcı işlerin çıkmasını beklemek çok iyimserlik olur. Temel bilimlerle ilgili çalışıyorlar ve bu konuda dünyanın en iyileri arasındalar. 40’ı aşkın Nobel ödülleri var.

Başka ülkelerin sorunları bizi germesin, dönüp biz nasıl başarılı olabiliriz ona bakalım. Uzun süredir düşündüğüm faktörler şunlar.

1. Sanat kültürü: yaratıcılık, müzik, resim, heykel, bale, tiyatro ve sanatın diğer tüm dallarını tüm dünyadan çok daha fazla desteklemek gerekiyor. Girişimciliğe değil buraya hibeler verelim.

2. Yetenek: Dünyanın tüm yetenekleri çekmemiz lazım, onların birlikte yaşayabilecekleri alt yapıyı hazırlamamız gerekiyor. Şirket ve diğer hukuk altyapımız hazır olmalı. Yabancı dil bilen vatandaşlarımız hızla artmalı.

3. Temel Bilimler: Temel bilimlere yatırım yapmamız ve tüm destekleri bunlar için harcamamız gerekiyor. Girişimcilik için parasal desteğe ihtiyaç yok. Doktoralı öğrencilerimize temel bilim konusunda araştırma yapmaları için hibeler verelim.

4. Fikirlere açıklık: LGBT Pride Parade’ı dahil olmak üzere düzenleyebilecek kadar her türlü fikre açık olmamız, ön yargılı fikirlerimizden sıyrılmamız gerekiyor.

5. Yaşanabilirlik: Dünyanın en uygun iklimine sahibiz insan standartlarında yaşanacak şehirler oluşturmamız gerekli.

Tüm bu maddeleri 50 yıl boyunca devam ettirebilirsek çok güzel bir arazimiz olur. Üzerine istediğimiz tohumu ekebiliriz. Her türlü tarım yapılabilir hale gelir.

Teknogirişim Sermaye Desteğine Yeni Model Önerisi

3 Haziran Pazartesi günü Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü, Girişimciyi Geliştirme ve Destekleme Daire Başkanlığı davetlisi olarak Ankara’da Teknogirişim programına deneyim, görüş, önerilerimi vermek ve daha etkin, işler ve faydalı hale getirmek üzere Bakanlığa gittim.

Girişimciyi Geliştirme ve Destekleme Daire Başkanlığı tüm bürokratlarının gerçekten böyle bir toplantıyı düşünmeleri taktir edilmesi gerekiyor. Hatta bu toplantı serisini devam ettirecekler.

Bilim, sanayi ve teknoloji bakanlığı 2009′dan bu yana teknoloji odaklı girişimleri Teknogirişim Sermayesi programıyla destekliyor. Başvurular 1 Ekim – 1 Kasım tarihleri arasında yapılmaktadır. Desteğin verilmesi Nisan – Mayıs aylarına kadar sürmektedir.

Üniversitede son yılında olan öğrenciler veya 5 yıl içinde mezun olmuş olan gençlere yönelik olan yenilik odaklı iş fikirlerine yönelik teminatsız ve geri ödemesiz olan 100.000 TL hibe programı Türkiye için önemli olduğunu düşünüyorum.

Uzun süredir blog yazısı yazmıyordum. Bugün Teknogirişim’in verilişi ve teknik detaylara girmeden bu programın ülkemiz için daha verimli getirilmesi için önerilerimi sunacağım.

Son 5 senenin istatistikleri

Başvuru sayısı
2009 – 159
2010 – 724
2011 – 859
2012 – 1.597
2013 – 1.539

- Toplam başvuruların %65′i son 2 senede gelmiştir.

Desteklenmeye değer bulunan girişimciler
2009 – 83
2010 – 100
2011 – 288
2012 – 296
2013 – 307

Desteklenen girişim (sözleşme imzalanan)
2009 – 78
2010 – 102
2011 – 272
2012 – 288
2013 – 294

- 5 sene için toplam başvuru yapanlardan %21′i desteklenmeye uygun görülmüştür.
- Seçilen girişimcilerin %4′i desteği almamışlardır.

Üniversitelerin Şehirlere göre dağılım

  • Ankara %43
  • İstanbul %20
  • İzmir %4
  • Konya %4
  • Trabzon %3
  • Adana %3
  • Elazığ %3
  • Kocaeli %3
  • Kayseri %2
  • Antalya %1

- Seçilen girişimcilerin %63′ü 2 şehirden geliyor. Ankara ve İstanbul
- Seçilen girişmcilerin %85′i toplam 10 şehirden oluşuyor

Teknolojik alanlara göre

  • Elektronik Bilişim Tek. Telekominikasyon 38%
  • Endüstriyel üretim malzeme ve taşıma tek. 20%
  • Diğer endüstriyel teknolojiler 12%
  • Enerji 11%
  • Biyolojik bilimler 7%
  • Fiziksel ve pozitif bilimler 6%
  • Tarımsal gısa endüstrisi 3%
  • İnsan ve çevre koruması 2%
  • Tarım ve deniz ürünleri 1%
  • Ölçümler ve standartlar 1%
  • Sosyal ve ekonomik konular 0%

- Seçilen girişimlerin %70′i ilk üç alandan seçilmektedir.
- İlk 5 alan toplam girişimcilerin %88′ini kapsamaktadır.

Teknogirişim alan işletmelerin şehirlere göre dağılımı

  • Ankara 46%
  • İstanbul 22%
  • Konya 4%
  • İzmir 4%
  • Kayseri 3%
  • Kocaeli 3%
  • Trabzon 3%
  • Adana 2%
  • Elazığ 2%
  • Antalya 2%

- Desteklenen girişimcilerin %68′i Ankara ve İstanbul’da işletmelerini kurmaktadırlar
- Desteklenen girişimcilerin %91′i toplam 10 şehirde işletmelerini krumaktadırlar

Girişimcilere devlet desteği sadece Türkiye’de değil dünyada bir çok  ülkede yapılmaktadır. Uygulamalar birbirlerinden farklı olsada başlangı aşamadaki girişimcileri hızlandırmak ve ekosistemin geliştirilmesi için verilmektedir. Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Güney Kore, İngiltere, ABD, Avrupa Birliği, Şili örnekleri bakanlık uzmanları tarafından detaylı olarak karşılaştırmalı analiz edilmiştir.

Aşağıda raporda yer alan bazı ülkelerin incelemelerini sunumdan alıntı yaparak yazıyorum

Bu ülkelerden Şili son senelerde özellikle bilişim teknolojilerine olan desteğiyle tüm dünyanın ilgisini üstüne çekmiştir. Bakanlık uzmanlarının raporunda özel bir bölüm ayrılan bu destek yakından incelenmelidir. Start-Up Chile Şili hükümeti tarafından başlatılan, InnovaChilie aracılığıyla Corfo tarafından yürütülen, yüksek potansiyele sahip girişimcilerin erken aşamalarda dikkatini çekerek startup firmalarını Şili’de başlatıp global hale getirmeleri için bir platformdur.

Amacı Şili’yi Latin Amerika’nın inovasyon ve girişim merkezi haline getirmektir. Şili hükümeti ve Ekonomi Bakanlığı tarafından paylaşılmaktadır.

Seçim kriterleri içerisinde en önemi kriter seçilen girişimcilerin küresel bir zihniyetle çalışması, başarıya giden yolun izolasyonla değil dışa açılımla olduğuna inanmasıdır. 2010 yılındaki pilot uygulaması sonraki yıllara öncülük etmiştir. 2014’te ise 1000 startup firması hedeflenmektedir.

Start-Up Chilie Forbes, The Economist, BusinessWeek, ve TechCrunch gibi dergilerde yayınlanarak ciddi anlamda uluslararası tanınırlık kazanmış ve Startup Amerika, İngiltere, Yunanistan, ve İtalya gibi programlara esin kaynağı olmuştur.

Amerika girişimciliğin beşiği olarak görülmesine rağmen Startup America programını düzenlemektedir. Startup America, ülke çapında yüksek-büyüme potansiyeli olan girişimciliği yönetmek, canlandırmak ve hızlandırmak adına Beyaz Saray tarafından yapılan bir girişimdir. Ocak 2011’de Obama tarafından ülkede girişimciliğin ciddi biçimde yaygınlaştırılması ve başarının artırılması için federal hükümetler ve özel sektöre çağrı yapılmıştır. Obama Yönetiminin bu çağrısından sonra girişimlere yönelik politikalar beş alanda yoğunlaşmıştır.

  • Startup girişimlerinin sermaye ulaşımını açmak
  • Mentor ve eğitimcileri girişimcilerle buluşturmak
  • Zorlukların azaltılması ve girişimciler için devlet desteklerinin artırılması
  • Yeni teknolojiler için laboratuvardan piyasaya yenilikleri hızlandırmak
  • Sağlık, temiz enerji ve eğitim gibi alanlarda pazar fırsatlarını artırmak

Özel sektördeki liderlerin oluşturduğu bağımsız bir ortaklık olan Startup Amerika Ortaklığı ile, girişimciler, şirketler, üniversiteler, vakıf kuruluşları ve diğer liderler bir araya getirmiş ve Startup firmalarının hızla büyümesi ve yenilikleri gerçekleştirmesi amaçlanmıştır. Kısa zamanda bu ortaklık uluslararası alanda 1milyar $ üzerinde iş akışı oluşturmuş ve gelecek birkaç yıl içinde 100.000 startup firmasına destek sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.

Brezilya geniş toprakları ile tarımsal üretim konusunda öne çıkıyor. Ülke ekonomisi tarımdan enerjiye farklı sektörlerde hareketli bir görünüm su­nuyor. Ancak ülkenin inovasyon mo­deli açısından tarım sektörü önemli bir laboratuvar görevi görüyor.

1990’ların ortasından 2000′lerin ortasına ge­çen süreçte Brezilya’nın tarım ürünleri üretimi ciddi düzeyde arttı. Nasıl başardı? Dünya ekonomisin­deki uzman olduğu alana yoğunlaştı ve inovasyon konusunda verimli bir ka­mu-özel işbirliği sağlandı.

Bu program birer yıllık dönemler halinde gerçekleştirilmektedir. Her dönem 3 duyurudan oluşur. Birincisi, hızlandırıcıların seçilmesi ve nitelendirilmesinden, diğer ikisi ise startup projelerinin aşağıda belirtilen aşamalar doğrultusunda seçiminden oluşur.

  1. Faz – Bu fazda startup firmalarının başlangıç süreçlerinden sorumlu olan hızlandırıcılar seçilir. Başlangıç süreçleri; mentor desteklerini, girişim sermayesi sağlanması, araştırmacıları, ar-ge faaliyetlerini ve diğer işlemleri içeren markete yönelik ürün/servis geliştirilmesini amaçlayan kısa bir süreçtir.
  2. Faz -Hızlandırıcıların seçiminden sonra, küresel anlamda (projelerin %25i Brezilya dışından olabilir) startup (Başlangıcından itibaren en fazla 3 yıl geçmiş teknoloji alanındaki faaliyet gösteren mikrogirişimler) seçim süreci başlar. Bu faz dönemler halinde yılda iki kez gerçekleştirilir.
  3. Faz- Bu fazda hızlandırma işlemi başlar. Seçilen Startup firmaları, hızlandırıcıların kendine özgü altyapısı ile birleştirilerek, kendi ar-ge projelerinin gerçekleştirilmesi için destek alırlar.

Kanada’da girişim sermayesi şirketleri tarafından fonlanmış firmaların satışlarının ortalama %70′i ihracata dayalıdır. Söz konusu oran, Kanada özel sektörünün genel ortalaması olan %17’nin yaklaşık 4 katı üstündedir. İki oran arasındaki önemli fark, Kanada örneğinde girişim sermayesi fonlarının ihracata dönük faaliyet gösteren firmalara odaklandıklarını net bir şekilde  ortaya koymaktadır.

2012 yılında Almanya’daki şirketle­rin Ar-Ge harcamaları 50 milyar Euro’yu aştı. Almanya Ar-Ge konusunda dikkat çekici bir portföy sunuyor. Ülke birçok Avrupa ülkesi gibi enerji kaynakların­dan yoksun. Ama özellikle yenilenebilir enerji alanındaki geliştirmelerle arada­ki açık kapatılmaya çalışılıyor. Ar-Ge’nin geleceğe yatırım olduğu ve ihmale gel­meyeceğini Alman şirketleri önemli dü­zeyde algılamış durumda.

Almanya’da 20 bin işletmenin katıldığı bir araştırma­nın sonuçları Almanya gibi hammadde fakiri bir ülkenin küresel rekabete ayak uydurabilmesinin inovasyon ve Ar-Ge yatırımlarına verilen önemle mümkün olduğunu gösteriyor. Nasıl başardı? Almanya ekonomik açıdan rekabet gücünü sınırlayan alan­larda inovasyona konsantre oldu ve or­ganizasyonu iyi yaptı.

Almanya’da Exist Start-up Firma Desteği ulusal bazda üniversite ve araştırma enstitülerinin başlangıç şirketlerini desteklemektedir. Ürünün/servisin geliştirilmesi ve iş planının hazırlanması aşamasından şirket kurulumuna kadar bu program kapsamında finansal destek sağlanır.

(Rapor detaylı olarak ülkelerin karşılaştırmalı analizini yapmaktadır. Bakanlık bürokrasisini burada tekrar tebrik etmek gerekli.)

Teknogirişim programının ülkemizde çok önemli bir başlangıç olduğu gerçeğini bir yere not ederek, verimliğinin arttırılması için getirilen eleştirileri ve önerileri ortaya koyamamız gerekli.

Harvard Business School’danProf. Josh Lerner‘in kriterlerine göre (Lerner, J(2009), ‘’ Boulevard of Broken Dreams: Why Public Efforts to Boost Entrepreneurship)

  • Ekosistemdeki diğer paydaşların da geliştirilmesi
  • Ekosistemin küresel oyunculara cazip hale getirilmesi
  • Yönlendirmenin piyasa tarafından yapılması
  • Kısıtlayıcı şartlardan arındırılmış olması
  • Yerel paydaşların dış bağlantılarını artırması
  • Değerlendirme ve etki analizinin yapılması
  • Eğitim unsuruna önem verilmesi

Tüm bu kriterlere bakarak Teknogirişim Programı için bakanlık uzmanları tarafından hazırlanan raporun sonunda benimde katıldığım bazı öneriler

  1. Teknogirişim Sermaye desteği modeli değiştirilmeli ve bu ekosistemde bulunan kişilerden  sürekli görüş alınması ve düzenli toplantılar yapılmalıdır
  2. Hibenin miktarı değil niteliği artırılmalıdır. Girişimcilere hibe verilmeden önce ve sonrasında eğitim verilmelidir.
  3. Desteklenecek girişimciler mentörlük hizmetli almaları sağlanmalıdır. Silikon vadisine giden girişimcilerden geri besleme ve bilgi alışverişinde bulunulmalıdır.
  4. Fikirlerin başarıya ulaşmasına adına Türkiye’deki özel sektör ve  yatırımcılarla iş birliği içerisinde olunmalıdır. ( Hazine Müşteşarlığı Bireysel Katılım Sermayesiyle bir işbirliği uygun olacaktır.) Değerlendirme jürisinde konu ile alakalı alanında uzman sanayici, yatırımcı ya da daha önce destek almış başarılı girişimciler davet edilmelidir.
  5. Yatırımcıların veya şirketlerin seçtikleri ve yatırım yapacakları projelere eşleştirilme yapılmalıdır. Örnek: yatırımcılar 2 birim yatırım devlet 1 birim teknogirişim sermaye desteği verebilir
  6. Denetimler fatura, belge odaklı olmamalıdır. Yatırımcıların girişimlere girmesiyle mentörlük ve düzenli destek kendiliğinden sağlanmış olacaktır. Ortaya çıkatılacak katma değer raporlanmalıdır. Girişimciler operasyona boğulmamalıdır.
  7. Etki analizi ve verilen teknogirişimlerin verimliği düzenli olarak ölçülmelidir. Eğer özel sektör yatırımcılar teknogirişimle aynı anda girişi yaparlarsa bu konuda ölçümler hem daha kolay hem de güvenilir olacaktır.

Yazının başında yer alan istatistikleri inceleyecek olursak Ankara’lı girişimcilerin hibeye lokasyon olarak yakın olmaları ve diğer sebeler en çok faydalananların bu şehirden çıktığını gösteriyor. Teknogirişim jürisi bugüne kadar Arge içeren projeleri seçtiği ve fizibilte konusunda çok analiz yapmadığı için bugüne kadar seçilen projelerin verimliğini bugüne kadar ölçmek mümkün olmadığı gibi düşük bir çıktı sağladığı düşünülebilir. Bunun yanı sıra girişimcilerin sürekli desteklerle yaşayan bir ekosistem oluşturulmasına sebep olduğuna yönelik ağır eleştiriler yapılmaktadır. Ankara’lı girişimler satış ve pazarlama yerine hibe almak için çabalarken İstanbul’da daha rekabetçi ve sağlıklı girişimler kurulduğu söylenebilir. Teknogirişim programında yapılacak değişikliklerin hem girişimcileri pozitif etkileyecek hem de ekonomiye katma değeri çok daha yüksek olacaktır. Özellikle önerdiğim yatırımcılarla devletin desteği eşleştirilmesidir. Böylece devlet desteği yıllık 50 M TL ‘den toplamda 150 M TL’ye çıkacaktır. Girişimlerin yaşama süresi artacaktır. Verimlilikler düzenli ölçülecektir. Mentörlük ve özel sektörün desteği sürekli sağlanacaktır.

Özetle: Bakanlığın özel sektörün görüşlerini alması ve düzenlemeler gitme fikri olumludur. Bürokratlarımız gerçekten başarılı çalışmalar çıkarmaktadırlar. Önüzmüdeki toplantı serisinden çıkan sonuçları 2014 yılı içinde hızla uygulamaya geçmemiz tüm ülkemizin kaynağının verimli kullanılması için faydalı olacaktır.

 

 

 

 

 

İnternet Girişimcisi Yok

Bu hafta başında Kalkınma Bakanlığının davetlisi olarak Mckinsey hazırlamakta olduğu ‘Bilgi Toplumu Stratejisinin Yenilenmesi’ toplantısı için Ankara’daydım. Toplantıda Girişim Fabrikasından Ozan, Pozitron’dan Fatih’de vardı. Uzun süredir Etohum süreçlerinde kafama takılan nokta Mckinsey hazırladığı taslakta karşıma çıkınca görüşlerimi orada açıkladım.

‘İnternet Girişimciliği’ diye bir kavram yok, ‘Girişimcilik’ var ve girişimlerinde interneti iş modellerinin önemli bir parçası olarak girişimciler var.

Oyun yapan bir girişimci, otomobillerin hız göstergelerini internetten yönetilmesini sağlayacak bir girişimci, ineklerin süt verimliliklerinin ölçülmesini internet üzerinden sağlayan girişimciler ne olacaklar. Sanırım İnternet girişimcisi diyerek yeni ekonomide iş yapanları anlatmaya çalışıyor olabiliriz ancak ‘Yeni Ekonomi’ diye bir kavram yok Ekonominin kurallarının yenilendiği alanlar var.

İnternet ekonomik faaliyetlerle o kadar birleşti ki, internette iş yapanlara internet girişimcisi demek çok yüzeysel kalıyor. Bir lastik fabrikası B2B faaliyetlerinin hepsini internete taşıdığında internet girişimcisi olmayacak mı? İnternet olmadan yapılacak bir ekonomik aktivite düşünmek artık zor. 1990′ların ikinci yarısında İnternet’in tüm dünyada yaygınlaşmasıyla beraber yeni ekonomik faaliyetleri ayıştırmak için kullanılan bazı kavramların bugün geçerliliğini koruduğunu düşünmek doğru değil.

Teknolojiyi girişimlerinde etkin olarak kullanan girişimciler var. Unutulmaması gereken kavram nasıl bir girişim olursa olsun ekonominin bazı kavramlarının değişmediği ve bu yeni nesil girişimciliğin de bunlara ayak uydurmaları gerekliliği.

Önerim ‘İnternet Girişimcisi / Girişimi’  veya İngilizce Startup kavramına bir karşılık arıyorsak ‘Yeni Girişimciler – YG‘ veya ‘Yeni Girişimler –  YG‘  adını verebileceğimiz. Yeni nesil girişimcileri ekonominin değişen kurallarına göre şekillendiklerini düşünmemiz mümkün olabileceğini düşünüyorum

 

 

Girişmeye cesaretin yoksa girişemezsin

Eğer yenildiğini sanıyorsan yenilmişsindir.
Girişmeye cesaretin yoksa girişemezsin.
Başarmak ister ama başaramayacağını sanırsan,
Hiç şüphen olmasın, başaramazsın!
Harpte muhabereleri kazananlar,
Her zaman daha güçlüler veya
Daha hızlı koşanlar değildir.
Er veya geç, başarmış bir kimse,
Başaracağına inanmış bir insandır.
Anonim

Şimdi başlayın

Bir insan kendini adadığında ilahi taktir de o yönde hareket edecektir
Tüm olaylar diğer bir olayı desteklemek için oluşur ve aksi taktirde hiçbir zaman ortaya çıkmaz.
Bir akarsu boyunca oluşan tüm olaylar sadece bir karardan doğar.
Hiçbir insanın hayal edemeyeceği tüm umulmadık durumlar, oluşumlar ve maddi destek bu şekilde elde edilebilir.
Elinizden geleni ve hayal edebileceğiniz herşeyi yapmaya hemen başlayın.
Cesaret; deha, güç ve büyüyü de içinde saklar.
Şimdi başlayın.
Goethe

« Older Entries