Archive for Girişimciler

Günde 15 saat çalışmaya kaç yıl dayanırsın?

İstanbul’a dönüyor ama burada onu bir lüks beklemiyor. Bir başka otelde iş arıyor ve Sultanahmet’te Sokullu Paşa Otel’de işe giriyor. 1990’ların başında İstanbul ve turizm işine tam zamanlı olarak başlamış oluyor. Alanya’daki tecrübesinin mutlaka katkısı oluyor ama artık lise zamanları değil, gerçek hayata gelmiştir. Yanında dayısı da yoktur. İstanbul’da akraba tanıdık da yok, bildiğimiz bekar evlerinde kalıyor. Günde 14-15 saat çalışıyor bu otelde aynı tempoda 7 sene geçiriyor burada. Otelciğin her noktasını öğreniyor. Her sene oteldeki yetkisi artıyor. Ön büro, pazarlama, rezervasyon tüm bölümleri yönetiyor. Bir otel nasıl işletilir tüm detaylarıyla görüyor. Hatta Best Western Otel zincirleriyle iletişime geçiyor ve Sokullu Paşa oteli İstanbul’da ilklerden olarak Best Western zincirlerine dahil ettirmeyi başarıyor. Kısa sürede otelin satışları artıyor ve kapasitelerini dolduruyorlar.

Müslim’in hikayesi

Kapalı bir odada akşam saatlerinde masa başındayım. Sıkıcı bir gün daha geçmişti. Sadece 2 aylık bir danışmanlık için burada bulunuyordum. Çalıştığım mekânın dışında bina ve çevre aslında muhteşemdi, ama iş ortamı gerginleşmişti. Neden bu danışmanlığı verdiğim konusunda artık en ufak fikrim bile kalmamıştı. Tam bu sırada ofisi temizleyen görevli geldi, masanın altındaki çöpü aldı, büyük poşetine boşalttı ve gülen bir ifadeyle iyi akşamlar diledi. Adı Müslim’di. Hollanda başkonsolosluğunun temizlik işlerini yapıyordu. Bana ne yaptığımı sordu, anlattım. Aslına bakacak olursanız bildiğimiz bir temizlikçiye hiç mi hiç benzemiyordu. Öğrenmeye açtı ben internetten bahsediyordum, o da dakikalarca sorular sorup dinliyordu.

Danışmanlığımı verdiğim süre içinde Müslim’le daha sık konuşur olduk, iş aralarında gelir, sohbet ederdik. Hollanda Başkonsolosluğunda başıma gelen en güzel şey aslında Müslim’le tanışmam oldu. Bir de oradan hatırladığım Başkonsolos Marco Hennis’ti. Sıra dışı birisiydi. Bana sanki onun uzun süredir görmediği arkadaşıymışım gibi tüm konsolosluğu gezdirdi. Herkesle tanıştırdı, kendi hobilerinden bahsetti, Afganistan’dan getirdiği eşyaları, resimlerini gösterdi, hayatından bahsetti. Gerçekten çizginin dışında birisiydi. Hayat bazen size birkaç armağan verir, siz onu o zor alandan çıkartıp alırken bunların ne olduğunu anlamazsınız. Demlendikten sonra alırsınız tadını.

Müslim’le tanıştığımız sıralarda “Kümesteki kartal neden uçamaz” ın baskıya hazırlandığı sıralardı. Bir gün konuşmalarımız sırasında kadrolu olarak çalışırken onu işinden çıkartmak istediklerini, dışardan şahıs firması kurmaları gerektiğini istediklerini söyledi. Bunu ilk başta kendisine yedirememişti. İtiraz etmiş, bunun olmaması gerektiğini çalıştığı kişilere anlatmaya çalışmış. Ne ettiyse başaramamıştı. Kendisi zorunlu olarak şahıs şirketi kurup dışardan konsolosluğa hizmet etmeye devam etmeye ben danışmanlığı bıraktığımda devam etti. Bunun bir fırsat olduğunu yıllar sonra tekrar buluştuğumuzda anlattı. Kafamda bir ışık yandı diyor. O gün çok kızmıştım ama bu benim hayatımı değiştirdi, dedi.

Hiç bağı hiç kopartmadık. Müslim her bayramda beni aradı. Kitap bittiğinde haber verdim. Kitabı bir çırpıda okumuş. Kendine oradan dersler almış, hatta çevresindekilere kitabın belli bölümlerini anlatmış, okumuş. Üzerinden 1 yıla yakın zaman geçtikten sonra Müslim beni tekrar aradı. Yeni bir ofise taşındığını söyledi. Çekingenlikle beni davet etti. Çok güzel değil ama gelirseniz çok sevinirim dedi. Girişimcilerin ofislerini görmeyi aslında çok seviyorum, ancak hemen ziyaretine gidemediğimi hatırlıyorum. Buluşmamız ve benim onu ziyaretim birkaç haftayı buldu. Araya işler girmiş olabilir. Şimdi geriye dönüp neden bunun bu kadar uzadığını hatırlamıyorum. Belki bir internet şirketi değildi onun için acele etmemiş olabilirim. Müslim bir temizlik şirketi kurmuştu.

Okmeydanı’nda bir hanın ikinci katında 30-40 m2 lik iki masa 3-4 sandalyeden oluşan bir ofisti. Asansörü olmayan Anadolu’daki muhasebecilerin ve avukatların toplandığı o bildiğimiz hanlara benziyordu. Hiçbir üniversite öğrencisinin hayal edemeyeceği kadar güzel bir ofisti burası. Müslim çekiniyordu. İşte mütevazi ofisimiz burası diyordu. Belki de benim küçümseyeceğimi düşünüyordu. Dışardan çaycı geldi. Hani düofonlarla ısmarlanan çaylardan bu. Markayla alınan çaylardan. Büyük holdinglerde bulamayacağınız kadar lezzetli çaylardan. Sallama olmayan yeni demlenmiş çaylardan.

Müslim çok iyi hatırlıyorum o zaman bana şirketlerini nasıl kuruduğunu ve internet sitelerini nasıl kurduğunu çok açık gönüllükle anlatmıştı. 2006 olması lazım. Şirketi eşiyle beraber kurmuşlar. İlk bilgisayarını kredi kartına taksitle almıştı. Cebinde birikmiş hiç parası yoktu. Hollanda başkonsolosluğunda temizlik işleri yaparken dışarıda araba alım satımından belli bir para kazanmış ve bunu da şirketi kurduktan sonra bırakmaya karar vermişti.

Müslim’in ofisinde 1-2 saat geçirdim. Neler anlattığımı açıkçası hatırlamıyorum. Müslim dün bana o ziyaretin ne kadar çok önemli olduğundan bahsedene kadar genel konuştuğumuzu düşünüyordum.

“Bizim ofisimizi ziyaret etmeniz bize motivasyon vermeniz bizi çok etkiledi” dedi.

1970 Sivas doğumlu. 5 kardeşler. 3 erkek 2 kız. Müslim en küçükleri. Liseyi okurken babasının hayvancılık işlerine yardım ediyor. 15 yaşında ticarete başlamış.

“Sivas’ta bizim belirlediğimiz fiyat piyasa olurdu, o yaşta hayvan alıp satımına başlamıştım, babama yardım ediyordum. Girişimcilik belki o günlerde bende doğdu” diyor

18 yaşına kadar Sivas – İstanbul arasında gidip geliyor. Akrabalarının yarısı İstanbul’daymış. Liseyi bitirince İstanbul’a gelmiş. Ona Hilton’a girmelerinde yardımcı olmuşlar. Hilton’a bulaşıkçı olarak girmiş 9 ay boyunca çalışmış. Bulaşıkhane’den kurtulma yollarını aramış. Lisede elektronik elektrikle de uğraştığı için otelin teknik bölümüne girmeyi başarmış. Sivas’ta hayvan ticareti yaparken elektrik elektronikçilerde de çalışmış aslında. Orada tamir işlerini öğrenmiş. Hilton’da teknik bölümde çalışırken dışarıda Alman bir firmanın elektrik ürünlerini satmak istemiş. Onu 6 boyunca eğitime almışlar. Eğitim sonunda bu firmanın santrallerini kurmaya başlamış. Saat 3’e kadar otelde çalışıyordum sonra bu işe gidiyordum diyor.

Otelin teknik bölümünde çalışırken kat hizmetlerinde çalışanların onlardan daha iyi maaş aldığını fark eder. Kat hizmetlerine geçmeye karar verir. Katlarda çalışanlar 1500 – 2000 YTL gibi maaş alıyorlardı. Burada fırsat olduğunu düşündüm diyor. Teknik bölümde 2 sene kat hizmetlerinde de 3 sene çalışmış. Bu sırada temizliğin ince noktalarını öğrenmiş. Aslına bakacak olursanız yaşımdaki akış içinde teorik terimlerle satış, pazarlama ve operasyonu birebir uygulamış. Buradan nereye geleceğim takip edin.

Hilton’dan ayrılmaya karar vermiş ve ilk girişimcilik deneyimini kayınbiraderiyle yapmış. Bir mobilya atölyesi kurmuşlar. Onun düşüncesi kataloglar oluşturup büyük firmalara ve diğer mobilya dükkanlarına bu katalogları bırakıp aktif satış yapmak ve standart ürünler yaparak büyümekmiş. Olmamış ortağı ile anlaşamamışlar. Bu işten ayrılmış. Biriktirdiği tüm parasını bu girişimcilik deneyiminde harcamış. Daha sonra Hilton’dan tanıdığı yöneticisinin yardımı ile Hollanda başkonsolosluğuna girmiş. Orada temizlik, bahçıvanlık hatta teknik işleri yapmaya başlamış. Hollanda başkonsolosluğunda tam 5 yıl çalışmış. Bu sırada hafta sonları açık araba pazarlarında araba alıp satmaya başlamış. Bu işi bırakana kadar 1200 araba satmış. Araba alıp satmak çok karlı işti ama ticari ahlak çok bozulmuştu artık buna dayanamayıp bıraktım dedi.

Konsoloslukta çalışırken bir gün kadrodan çıkartılıp dışardan şahıs firması olarak hizmet vermeleri istenince aslında tüm hayatı değişmiş. İlk başta buna çok kızıp itiraz etse de bunu bir fırsat olarak değerlendirmiş.

“Kendi temizlik işimi kuracaktım ve ilk referansım Hollanda Başkonsolosluğu olacaktı.” diyor Müslim.

Olaya diğer bir gözlükle bakarsanız aslında bu resmen işten kovulmasıydı. Bardağın dolu kısmını görmek bu olsa gerek. Şahıs şirketini kurduğunda ne yapacağını nasıl müşteri bulacağını hiç bilmiyormuş. Bu sırada bir film prodüksiyon şirketinin temizlik işi gelmiş ama hiçbir malzemesi yokmuş. Arkadaşlarını tanıdıklarını toplamış, bir taksi tutmuş, biraderinin arabasını da almış ve temizlik yapacakları yere gitmişler. “Sadece çek çeklerimiz vardı. Elimizde doğru dürüst temizlik malzememiz bile yoktu, bu işten 1.700 YTL para kazandık, 700 YTL si masraflara gitti, kalan 1.000 YTL ile ilk elektrikli süpürgemi aldım” diye anlattı. O zaman bu işi daha da büyüteceğine olan güveni gelmiş. İlk kazandığı bu parayı hala aynı heyecanı yaşayarak anlatıyor.

Böylece kendi işini kurmuş, hatta şahıs firmasını birkaç sene sonra limited şirketine değiştirmiş. Hatta muhasebecisi yeni bir firma kurdurmayıp geçmişi temiz bir firmayı satın almalarını önermiş. Öyle yapmışlar. Kurulum masraflarına eski bir firmayı satın almış. Müslim’in yaptığı iş Çevre Grup Temizlik için bir internet sitesi yaptırmak olmuş. Perpa’dan bir yazılım şirketine ilk sitelerini yaptırmış.

“Google’da “temizlik şirketleri” kelimesini arattıklarında ikinci sayfada geliyorduk, bunu daha yukarılara çekmek için daha sonra başka bir firmayla da çalıştım, nerdeyse tüm işlerimizi internetten bulduk” diye anlattı.

Siteyi açtıktan sonra ilk müşterisi Ankara’dan bir şirket oluyor. İnternetin gücünü böylece daha fazla anlıyor Müslim. İlerleyen zamanlarda internet sitesini daha da geliştiriyor. Bizim onunla görüşmediğimiz zaman sürecinde temizlik şirketini adım adım geliştiriyor. Hatta bu süre içinde kendisi de işin inceliklerini teklif vermeyi işi bağlamayı, satışı, operasyonu vb. birçok şey öğreniyor. En son buluştuğumuzda yeni bir yere taşınacağından bahsetmişti. Okmeydanı’ndaki ofis onlara dar gelmeye başlamış ve daha iyi işler almaları için ofis değiştirmelerinin gerekliliğini görmüş.

Dün Müslim’le tekrar buluştuk. Ofisi değiştirmişti. 60’a yakın çalışanı olmuştu. Yılda toplam 200.000 m2 lik bir alanı temizlemeye, 40 şirkete sözleşmeli hizmet vermeye ve aylık 60 şirkete geçici temizlik yapmayı başarmışlardı. Şirketini üç bölüme ayırmıştı, peyzaj, ilaçlama ve temizlik. Peyzaj için yanında ziraat mühendisi çalıştırmaya başlamış. ISO belgesi almış. Kurumsallaşmak için şirketini yapılandırmaya girişmiş. Toplam cirosu geçen sene 500.000 YTL ‘ye yaklaşmış bu sene 1.000.000 YTL yi geçeceğini söyledi. Bir düğünde tanıştıkları ve şirketi birlikte kurdukları eşi yeni doğan bebeklerine baktığı için tüm iş Müslim’in omuzlarında. Filmlerin sonundaki gibi oldu ama Hollanda başkonsolosluğunda onu işte çıkaran memurlar büyük ihtimalle ya emekli olmuşlardır veya hala EU ile aldıkları maaşlarıyla işlerine devam ediyorlardır.

Hürtürk kardeşlerin dikkatle izlemeye devam edeceğimiz hikayesi

Cem 1979 Mert 1982 doğumlu iki kardeş. Amiga, Commodore, Sinclair nesli iki genç girişimci. İlk paralarını ilkokulda kazanmaya başlıyorlar. Anneleri Yeşilyurt’ta kırtasiye – oyuncakçı dükkanı açınca iki kardeş burayı kendi programlarını satmak üzere kullanmaya ortaokul ve lise yıllarında başlıyorlar. Babaları ilk bilgisayarları olan Sinclair’i aldığında onlarda kitaptan gördükleri kodları bu ilk nesil bilgisayara girip yazılım işine o yıllarda adım atıyorlar. Çocukluk yıllarından itibaren kendi şirketlerini kuracakmışçasına çalışmaya başlıyorlar. Hatta Cem ortaokulda annesinden habersiz kendisine Hürtürk yazılım şirketi olarak kartvizit bastırıyor. Annesi bu duruma oldukça sinirleniyor ama ne Mert ne de Cem bu hayallerinden vazgeçmiyorlar. Okul yıllarında ilk yazılım programlarını satıyorlar. Annesinin arkadaşı olan zayıflama merkezine müşteri yönetim programı yazıyorlar. Daha sonra veri tabanı ve kütüphane programlarını geliştirerek dükkânlarının penceresine “yeni kütüphane programı geldi” yazarak ilk pazarlama denemelerini yapıyorlar.

Cem kendisini tembel bir öğrenci olarak nitelendiriyor hatta lise sırasında bilgisayarlara ve yazılım işine ilgisinden dolayı ilk sene üniversite sınavını kazanamamış. Mert ile birlikte bu yıllarda kuzenlerinin şirketi Turkline’da çalışmaya başlıyorlar. Mert tasarımla Cem ise daha çok yazılımla ilgileniyor. Turkline firmasında çalışırken eposta gönderim programı üzerinde çalışmaya başlıyorlar. Diğer firmalara geliştirdikleri bu yazılıma oldukça ilgi duyuyorlar ve kendilerinin de buna benzer bir program yapabileceklerini düşünüyorlar.

Cem Hürtürk - Mert Hürtürk

Cem Hürtürk - Mert Hürtürk

Altavista’dan 20 ye yakın eposta toplayıp bu adreslere kendilerini tanıtan ileti göndermişler. Bir bakıma istenmeyen eposta yani spam yapmışlar. Bu durumdan şimdi hiç hoşnut değiller, çünkü o zaman bu yaptıklarının spam olduğunu düşünmemişler. Attıkları bu tanıtım iletisine birkaç gün sonra Hong Kong’dan cevap gelmiş. İlk müşterileri ve onların ilerleyen zamanlarda ana ürünleri olacak oempro’nun geliştirilmesine sebep olacak bu müşteri onlardan ilk olarak Dmoz’un benzerini kodlamalarını istemiş. Aynı müşteriye 6-7 ay boyunca farklı programlar yazmışlar. Fakat bu yazdıkları programları sadece bu müşteriye özel yazdıkları için başkalarına satmaları mümkün değilmiş. Hong Kong’lu müşteri en son olarak bu kurdukları sitelerdeki üyelere eposta gönderebileceği bir sistemin olup olmadığını sormuş. Mert ve Cem’de hazır paketleri olduğunu söyleyivermişler. Böylece yazdıkları taktirde bu programı başkalarına da satabilmeyi hedeflemişler ama işin kötü tarafı, müşteriye hazır demelerine rağmen program ellerinde yoktur. 2 gün geceli gündüzlü çalışarak “octeth email marketing” programını yani şu anda sattıkları “oempro” ‘nun ilk versiyonu ortaya çıkarmışlar.

Yazdıkları bu program onlara cesaret vermiş ve octeth.com sitesine henüz hazır olmayan diğer yazılımları da koymaya başlamışlar. Satıldığında kısa sürede yazacaklarını düşünerek bunu yapmışlar. Hong Kong’lu ilk müşterilerinden sonra hazır eposta gönderim programını Almanya’dan Michael adlı ikinci müşterileri 75 USD ödeyerek satın aldığında iki kardeşin bu işi başaracaklarına güvenleri daha da artmış. Cem bu sırada üniversitede okurken Mert lisedeymiş. İnternet’ten satış yaptıklarında parayı nasıl alacaklarını o zaman henüz çözememişlerdir. Digibuy hizmetini bulurlar bu ödeme sistemi ödemeleri çek olarak göndermektedir. İlk 75 USD lık satış bedeli çek olarak gelir. Cem bankaya gider, banka bu çekin bozdurulması bedelinin 35 USD olduğunu söyler. Kalan 40 USD tam 25 gün sonra alırlar işte bu 40 USD onları çok sevindirmiştir.

Cem Kültür üniversitesi bilgisayar bölümünde okurken büyümeye devam eder. Mert bu sırada Bilgi üniversitesi görsel iletişim ve tasarım bölümüne girer. İki kardeş işlerini evden yapmaktadırlar. Henüz bir şirket kurmamışlardır. Faturaları anne ve babalarının şirketlerinden kesmektedirler. Her ikisi de kuzenlerinin turkline şirketinde çalışması onlara iş konusunda tecrübe kazandırır. Turkline Türkiye’deki bir çok büyük şirkete internet yazılım ve tasarım konusunda hizmet vermektedir.

Octeth sitesi

Octeth sitesi görüntsü

Büyük kardeş Cem askere gitmeden önce evlenir, askere gittiğinde 3000’e yakın müşterileri vardır. Mert bu süre içinde tüm müşterilerle ilgilenir. O günler tek başına kaldığı için oldukça zorlu geçmiştir. Geliştirdikleri “oempro” ürünü rakiplerine göre bu süre içinde güncellenmediği için geride kalmıştır. Döner dönmez dört elle tekrar işe başlarlar ve bu sefer kendilerine ofis ararlar. Bakırköy’de şu anda çalıştıkları ofise yerleşirler ve şirketlerini kurarlar. İki kardeş bu aşamadan sonra daha hızlı büyümeye başlar. Kurulduklarından itibaren geliştirdikleri yazılımları yurtdışına satma amaçlı olarak kendilerini organize ederler. Octeth.com siteleri İngilizce’dir ve tüm müşterileri yabancı ülkelerdendir.

Cem Hürtürk - Mert Hürtürk Etohum toplantısında

Cem Hürtürk - Mert Hürtürk Etohum toplantısında

Geliştirme süreci hızlanırken satışlarını ve ürünleri arttırmak için yeni elemanlar alırlar. Birden 2 kişi olarak başladıkları şirketleri 10 kişiye kadar büyür. Bu sefer farklı problemlerle karşılaştıklarını fark ederler. İlk günlerde sadece ürüne odaklanırken artık şirketin iç işleri de önlerine sorun olarak çıkmaya başlar. Çalışanları organize etmek, yazılım, satış ve desteği müşteriler büyürken aynı kalitede tutmak oldukça zorlaşır. Büyürken satış ve destek ekiplerini Hindistan’daki bir şirkete yaptırmaya başlarlar. Bu çark kontrol edilemez bir şekilde büyürken müşterilerden koptuklarını, yazılımda istedikleri geliştirmeyi yapamadıklarının farkına varırlar. Bu süreç içinde müşteri sorunları artar. Şikâyetler ve memnuniyetsizlik problem haline gelir. Şirketi bu süreç içinde küçültmeye ve kendi ana işleri olan satış ve destek bölümünü bundan sonra dışarıdaki firmalara vermemeye karar verirler. Satış ve yazılımı Cem kendisi üstlenir. Desteği ve yazılımdaki düzeltmeleri okuldan da arkadaşları olan Aykut yapmaya başlar. Böylece şirketi tekrar organize ederler.

“Oempro” ürünü şirketlerinin motorudur. Cirolarının çoğu bu ürün üzerinden yapılmaktadır. Babaları her ne kadar yaptıkları iş konusunda uzman değilse de yumurtaların farklı sepete konulması gerektiği konusunda Cem ve Mert’i uyarır. Yeni ürünler oluşturmaları gerektiklerini Arda Kutsal’da anlatır. Bundan sonra eposta gönderim programının yanına “sendloop” adında sunucu tabanlı eposta gönderim hizmetini eklerler. Rakiplerinde gördükleri iletilerin farklı eposta programlarında nasıl gözüktüğünü kontrol etmeye yarayan yazılımı başka bir firmadan satın almaya karar verirler. Hatta anlaşmayı bile yaparlar. O sırada Cem’in programcı kayınbiraderi Gökhan Özbarut bu yazılımı kendilerinin de yapabileceklerini anlatır. Anlaşmayı feshederek 1 ay içinde bu yazılımı yaparlar. Böylece sadece birkaç firmanın üretici olduğu pazarda octeth’e yeni satabilecek bir hizmet daha ortaya çıkarmışlardır.

Mert şirketi kurduklarından bu yana aklına gelen fikirleri not alabileceği bir program hayal etmektedir. Bunun için kendisi yazılımı da öğrenmeye başlamıştır. Fikirleri organize edebilen wridea.com sitesinin temellerini bu şekilde atmış olurlar. Bu fikri 2006 yılında internete taşırlar. Site yayına alındıktan belli bir süre sonra söz sahibi yabancı bloglarda yayınlanır. Bu yazıların etkisi yüksek olur. Bir akşam sitelerinin çöktüğünü görürler fakat anlam veremezler. Daha sonra wridea hakkında olumlu blog yazılarının olduğunu okurlar. Wridea.com’da yeni yumurtaları olarak sepete eklenmiştir. Wridea.com’un henüz gelir modeli yoktur, ancak İngilizce açılan siteye üye 30.000 kişi vardır. İki kardeş İlerleyen zamanlarda bu hizmeti kurumlara satabilmek için planlar geliştirirler.

Wridea.com site görüntüsü

Wridea.com site görüntüsü

Oempro ürününü satmaya çalıştıkları ilk yıllarda internete ve yabancı dergilere reklam verirler. Büyüme hızları ve memnun müşteri sayıları arttıkça reklam harcamalarının yerini ağızdan ağza büyüme modeli alır. Artık satışlarının çoğu tavsiye üzerine gelmektedir. Cem ve Mert yurtdışında ana iki rakipleri olduğunu ve onları geçmek için çalışırlar. Bakırköy’deki ofislerinde 3 kişi, 1 satış ve destek elamanı Amerika’da ve diğeri Hindistan’da olmak üzere şirketleri bugün 5 kişi. Müşterilerle birebir ilişki kurdukları için geliştirme süreçlerinin daha hızlı olduğunu ve memnuniyetin arttığını düşünüyorlar. Gelişim süreçleri içinde yurtdışından pazarlama konusunda danışmanlık aldıkları uzman kendilerine geri iade politikaları konusunda yeni fikirler verir. Daha önceleri 15 gün ve sıkı şartlara bağlı olan geri iade koşullarını değiştirirler. Yabancı danışmanları Larry bu geri iade şartını 60 güne çekmelerini ve koşulları kaldırmalarını söyler. Bu radikal düşünceyi ilk başlarda onaylamakta güçlük çekseler de geri iade oranları % 4’lerden %1’lere düşer. Müşteriler kendilerini sıkıştırılmış hissettiklerinde kafeslerini kırmak için her türlü yola başvurduklarını böylece öğrenirler.

Cem ile Mert’in yaptığı iş gelişen internet sektörü için bilenen bir kol olmasına rağmen, özellikle ülkemizde teknolojik işlerin anlaşılmadığı düşünüldüğünde anlatılması oldukça güç kategorisi içinde yer alıyor. Her ikisi de yaptıkları işi soranlara tam olarak açıklayamıyor. Soruyu soranlarda cevap karşısında ne yaptıklarını anlamıyorlar. 386 işlemci 14 inch ekranlı bir bilgisayarla kurdukları şirket bugüne kadar 15.000 yabancı şirkete oempro ve 10.000 müşteriye sendloop hizmetini satmış. Son 3 sene içinde yıllık büyüme hızları %100’ü geçmiş. Ana pazarları Amerika, İngiltere, Avustralya. Son yıllarda Avrupa ülkelerinden talep artmaya başlamış. Uluslararası pazarda yabancı şirketlere ürün satan hizmet veren Octeth Türkiye pazarında bilinmemesine rağmen güçlü adımlarla büyümeye devam ediyor. Global oyunda bu iki kardeşin heyecanı onları mutlaka daha büyük limanlara götürecek.