Archive for Uncategorized
Girişmeye cesaretin yoksa girişemezsin
September 16th, 2011 • 2 comments Uncategorized
Eğer yenildiğini sanıyorsan yenilmişsindir.
Girişmeye cesaretin yoksa girişemezsin.
Başarmak ister ama başaramayacağını sanırsan,
Hiç şüphen olmasın, başaramazsın!
Harpte muhabereleri kazananlar,
Her zaman daha güçlüler veya
Daha hızlı koşanlar değildir.
Er veya geç, başarmış bir kimse,
Başaracağına inanmış bir insandır.
Anonim
Şimdi başlayın
September 9th, 2011 • 2 comments Uncategorized
Bir insan kendini adadığında ilahi taktir de o yönde hareket edecektir
Tüm olaylar diğer bir olayı desteklemek için oluşur ve aksi taktirde hiçbir zaman ortaya çıkmaz.
Bir akarsu boyunca oluşan tüm olaylar sadece bir karardan doğar.
Hiçbir insanın hayal edemeyeceği tüm umulmadık durumlar, oluşumlar ve maddi destek bu şekilde elde edilebilir.
Elinizden geleni ve hayal edebileceğiniz herşeyi yapmaya hemen başlayın.
Cesaret; deha, güç ve büyüyü de içinde saklar.
Şimdi başlayın.
Goethe
Bir şirket içi girişimcilik masalı ‘Bıldırcın’ın Günlüğü’
July 31st, 2011 • 9 comments Uncategorized
(Bu yazıyı Harun Pekşen‘le beraber Bıldırcın hikayelerinin 3ncü yıl kutlamaları sırasında yazdık. Diğer yazılar 2009 Kod adı “Bıldırcın” , 2010 “Bıldırcın” neden başarılı olamaz? )
2040′lı yılların başlarında siz bir kahve dükkanında Latte keyfi yaparken yan masalarda mutlaka birileri Ahmet Bey’in hikayesinden bahsederdi. Belki duymayanlarınız vardır, gelin Ahmet Bey’in o meşhur mu meşhur hikayesini bir hatırlayalım.
Ahmet Bey sayısını tam hatırlayamadığı ev taşıma maceralarından birine başlar. Ev taşımaları çok yorucudur, hele ki 50′yi devirmiş ailelerde. Aslında çok yorucu olsa da içinde bazen küçük sürprizler taşır. Tüm küçük parçaların kutulanması bitmek üzereyken Ahmet Bey de böyle bir sürprizle taşınma hengamesine ara verecektir. Bu insanlık için küçük ama Ahmet Bey için büyük bir sürprizdir. Tam 23 yıl önce yönetici olduğu sırada yazdığı günlüğü bulmuştur, dile kolay demek isterdik ama dile de zor tam yirmi üç yıl.
Ahmet Bey hemen heyecanla sayfaları çevirmeye başladı ve ilk sayfada büyük bir tavşan resmi gördü. Anlamaya çalışan gözlerle bakarken altındaki “BILDIRCIN” yazısını görünce kafasına dank etti. O tavşan aslında Ahmet Bey’in çizmeye çalıştığı bıldırcındı. Resimle arası pek yoktu Ahmet Bey’in, tabii ki bu yazıyla arası olduğu anlamına gelmesin.
Günlük Ahmet Bey’in samimi ve masalsı anlatımıyla başlıyordu. Ahmet Bey yakın gözlüğünü taktı ve başladı okumaya.
Evvel zaman içinde kalbur saman içinde ülkenin birinde büyük bir iletişim devi, otomotiv devi, medya devi ve bilumum diğer devler varmış. Bu devler tüm köylüleri severmiş, onların pazardan yeteri kadar pay almaları için çalışırmışlar ama bazen kafaları kızar tüm piyasadaki tavukları yerlermiş. Sonra devlerin karınları ağrır ama bu ağrılarını kimselere belli etmezlermiş. Belli bir süre geçince bu karın ağrısını unutur tekrar köyün tüm hayvanlarına saldırır yine karınları ağrırmış ve bu yaşam döngüsü içinde yavaş yavaş yaşlanır unutkan olurmuş. İşte “BILDIRCIN”‘ın hikayesi yine böyle günlerden birinde başlamış.
Ahmet Bey gülümsemeyle birlikte hızlıca sayfayı çevirip günlüğü okumaya başladı.
3 Nisan – Bu gece proje için sabahlayalım diye düşündük arkadaşlarla, sonra unutmuşuz. Serviste bir arkadaş hatırlattı. Kısmet değilmiş, başka bir sefer artık.
18 Nisan – Arkadaşlar şirket içinde birbirlerini tebrik ediyorlar. Böyle bir ürün daha önce hiç bir yerde görülmedi. Daha önce incelediğimiz twitter ve foursquare bu performansa yaklaşamazlar. İçine biraz groupon’dan özellikler koysak mı diye toplantıda tartıştık. Facebook ağır bastı. Hem flickr hem de etsy den de koyalım dedik. Verimli bir toplantı oldu, 4 saat sürdü. Uzattık 7 saatte bitirdik.
7 Mayıs – Bu ürünü 7′den 77′ye herkes kullanacak. Bu kesin. Şirket içi toplantımızdan bu sonuç çıktı. Biz zaten bu pazarın lideriyiz. Neden kullanmasınlar herşeyi mükemmel. Tasarım için oldukça yüksek bir para harcadık ama değdi. Toplantıda bazı özellikleri değiştirme kararı aldık. Bu sefer toplantı 8 saat sürdü.
10 Temmuz – Şirket dışı bazı arkadaşlarımıza bahsettik. Ne kadar vizyonsuzlar. Bizi eski kalmışlıkla pazarı öldürdüğümüzden bahsettiler. Bunun kıskançlık olduğunu düşünüyorum. Tatilde nereye gideriz karar veremedik. 3-4 hafta dinlenmeyi hakettik.
12 Eylül – Araya bayram girdi. Toplantılarımız hızla sürüyor. Hep toplantı yapıyoruz. Şirket içi girişimcilik gerçekten çok eğlenceli.
14 Kasım – Aslında bir pazar yeri oluşturduk. Ülkedeki tüm mobil yazılım geliştirenler buraya gelmek zorundalar, burayı kullansınlar. Hem biz bir numarayız neden kullanmasınlar ki. Tüm girişimcileri düşünüyoruz onlar da gelsinler buraya …
16 Ocak – Bugün genel müdür bizi ziyarete geldi. “İlk faturamızı ne zaman kesiyoruz arkadaşlar” dedi. Biz bir anlam veremedik, taksi fişlerini düzenli olarak getiriyorduk oysa.
18 Şubat – Testler çok başarılı. Şirket içinde herkes çok beğendi, kullandılar. Vizyonsuz arkadaşlarım hala direnç gösteriyorlar. Ama ne demişler uçurtma rüzgara karşı uçarmış. Tüm zorlukların üstesinden geleceğiz.
20 Nisan – Bütçemizi bitirdik ek bir bütçe istedik. Yeni bir milyon daha aldık. İşte risk bu demek.
28 Mayıs – KDV kasamıza girmiyormuş. Muhtasar diye bir vergi varmış (ne komik isimler) Hergün yeni bir şey öğreniyor insan.
1 Haziran – Her girişimcinin başına gelebileceği gibi zor zamanlar geçiriyoruz. Deadline’ları yine geçirdik. Maaşlar yatmış. Primi haketmiştik.
3 Ağustos – Son birkaç gündür buraya yazılacak bir şey olmadı. Bayramı 9 güne bağlamış herkes.
11 Eylül – Uzun tatilden sonraki Pazartesi sendromu da başka oluyormuş arkadaş.
2 Nisan – Kod adı bıldırcın projesinde 3 sene geçti. Bu günlüğe neden bugün başladım bilmiyorum. Geliştirme sırasında bazı aksilikler oldu ama yine de projeyi tamamladık. Bravo bize. Şirket içi girişimcilik dediğimiz bu olsa gerek milyonlar harcadık ama değdi doğrusu.
18 Nisan - Teknik ekipteki arkadaşlar çok uğraştılar onları kutlamam lazım. (bunu hatırla, parmağına ip bağla) Bu ürün muhteşem oldu hatta muhteşemden de öte bişi bu. Klon demek doğru olmaz ağızımıza yakışmaz.
Ahmet Bey sayfaları çevirmeye başladı ama 18 Nisan’dan öteye bir yazı bulamadı. Demek ki yoğunluktan bu tarz şeylere zaman kalmadı diye düşündü Ahmet Bey. Sonra kutulamaya devam etti. Kutulamak önemli çünkü.
İşte böyle. Siz Latte’lerini yudumlarken kimse Ahmet Bey’in hikayesini anlatmıyor mu? Aslında ismi Ahmet olmayan Bey’ler yan masalarda kendi hikayelerini anlatıyorlar. Aman suussss rakipler duymasın, klon yapıyoruz ama olsun yine de rakipler duymasın.
K.Ç.N.N. donacağı denize girdin mi?
July 25th, 2011 • 34 comments Uncategorized
Deniz vakti geldi. Bazı plajlarda yaz olmasına rağmen hem sert rüzgar eser hem de deniz buz gibidir. Ayak değdirilmeyecek kadar sıcak kumsal ve yakıcı bir hava olmasına rağmen deniz soğuktur. Biraz serinlemek ve sırtındaki terlerden kurtulmak için denizin kıyısına gelirsin. 1 adım 2 adım derken dizine kadar girersin. Bu sefer soğuğu hissedersin. Suya hemen girmek zordur. Beklersin. Rüzgar eser bu sefer olay karmaşık hal alır. Geri dönsen bu güzel denizden yararlanamayacksın, serinliğe bıraksan o üşüme seni bir anda rahatsız edecektir. İki arada bir derede kalırsın. Plaja dönüp bakarsın geri dönmek yemez, esintili sulara bakarsın için ürperir. Bu bulunduğun durum harekete geçmezsen böyle sürer gider.
Şemsiyenin altında şezlonga uzanıp bu yüzme girişiminde bulunan kişiyi izlersen bir şirkette çalışırken kendi işini kurmaya çalışanlara benzetebilirsin. Hem girişimci olmak isteyen hem de riske girmeyenlere benzerler. Soğuk suyun derinliğine kendini bıraktığında seni nelerin beklediğini bilemediğin gibi ay sonunda banka hesabına yatan dolgun bir maaştan ayrıldığında da seni nelerin bekleyeceğini bilemezsin. İlk önce bir şok yersin ama sıcak havada bu serinliklerde yüzmek gibisi yoktur. Dizlerine kadar denizde durursan ne bu zevki alırsın ne de şezlongda yatanın rahatlığını. Yarı beline kadar girmişsen plajı unutacaksın, yüzeceksin. Yok denize girmek istemiyorsan plajda elinde soğuk içeceğinle yatacaksın. İkisinin arasındaysan üşüyüp duran üstüne üstlük bir plaja bir denize bakan bu komik adamın durumuna benzersin.
Bu benzetmeyi ilerletirsen girişimciler için çok ders alınası örnekler çıkıyor. Girişimci olacaksan unutma bunun kışı da var. Soğuk havada buz gibi deniz içinde k.ç.n.n donacağını hiç unutma.
Yaşasın ileri özgürlük yaşasın ileri demokrasi
May 4th, 2011 • 35 comments Uncategorized
Tags: adrinna noldu?, adrinna'ya özgürlük, baldız, ekşi kapansın, fifa2011, hatun, ileri demokrasi, incinin ağzına biber sürülsün, orgi, orgy, pembe gönlüm sende, pes, porno, pornocu takımı, sarışın, seks, seksi poz, serdar kuzuloğlu sussun, siyasi pornocular, yağlama, yalama, yıkama
Saygıdeğer büyüklerim, abilerim, yüksek internet kurulum, sevgili valim değerli belediye başkanım ve diğerleri,
Bugüne kadar ne büyük bir tehlike altındaymışık, farketmemişik. Güvensiz bir internette gezinip duruyormuşuk, haberimiz yokmuş. Büyüklerimiz sağolsun bizleri bu felaketten de kurtardılar. Geçen yıllarda tüm dünyayı pornodan arındırmışlardı. Ne kötü bir şeydir bu seks, porno ve türevleri, ellerinizden öpüyorum. Siz olmasanız güvensiz bir ortamda yaşamaya devam edecektik ve bizim bundan haberimiz olmayacaktı. Peki ya sizler olmasanız ne yapardık düşünmek bile istemiyorum. Varolun, sağolun elleriniz dert görmesin. Bir tepsi baklava getireyim istiyorum sizlere, beraber yeriz belki sonrasında göbeklerimizi de kaşırız.
Şimdi bazı arkadaşlar etrafta sizin aleyhinize yazıyorlar atıp tutuyorlar, yok siz sansürcüymüşsünüz, yok özgürlükleri kısıtlıyormuşsunuz, yasakçıymışsınız, bademciymişsiniz felan filan. Bunları bile okumak insana rahatsızlık veriyor bu olaya da en kısa sürede el atacağınızı umut ediyorum. Bu tür fikirlerin güvensiz bir internet alanı oluşturduğunu düşünüyorum. Bunların hepsi pornocu takımı. Seksi bir hayat tarzı haline getirmişler, akılları fikirleri gözleri meme, popodan başka bir şey görmez bunların. Müstehcen müstehcen takılıyorlar.
Yarın düzenleyeceğiniz basın toplantısına katılamıyorum ama ‘Bir olay bu kadar mı çarpıtılır pes’ deyiminize yüz de yüz katılıyorum. Ben de pes diyorum, fifa 2011′in eski havası kalmadı diyerek deyiminize ek bir katkı yaparak sizleri desteklediğimi belirtiyorum. Basın bülteninizde ne güzel belirtmişsiniz ‘herkes istediği filtreyi seçmekte özgür olacak’ biz kimsenin özgürlüğüne müdahale etmeyeceğiz demişsiniz. Hem bunların akılları nerdeydi yahuu bu düzenleme Şubat – Mart ayında yazılmış yayınlanmış bunlar Mayıs başında yaygara basıyorlar. Bunların hepsi karşı partiden kardeşim sizin başanızı çekemiyorlarlar ve seçimlerde sizin partinizin seçilmesini istemiyorlar ve saldırıyorlar. Bunlar hem pornocu hem de siyasiler. Bırakın kendi hallerine hep böyle konuşurlar bişi yapamazlar oturdukları yerden bağırırlar sokağa bile çıkamazlar. Baksana 3 ayrı vakit belirlemişler bir araya bile gelememişler. Hem yürüseler bile 5 -10 bin genci yürütürüz karşılarında bak o zaman noluyor. Ellerinizden öpüyorum.
Şu ekşicilerin, incicilerin felanda artık gerekli filtreler altına alınmasını talep ediyorum. Demokratik hakkım olarak özgürlüğümün kısıtlandığını düşünüyorum. Ekşi ve incisiz yaşama özgürlüğümüz olduğunu düşünüyorum. Sizin de hem fikir olduğunuzu biliyorum. Yapın bir kıyak bu kardeşinize.
Bu pornocu siyasiler her yerde konuşmaya başladılar. Saçma sapan sorular soruyorlar herkesi ayartmaya kendi yanlarına çekmeye çalışıyorlar. Bu tür özgürlüklerin bizim özgürlüklerimizin başladığı yerde bittiğini benim gözümün gördüğü yerde bu tür twitlerin olmayacağını tüm yasal kovuşturmanın yapılacağını IP’lerinin depoda tutulduğunu, bunların yasak olduğunu anlatmanızı rica ediyorum. Eğer biraz yüksek ses felan çıkarsa, biz sadece bilgilendiriyoruz, iyi niyetle hatırlatıyoruz felan dersiniz. Dersiniz dedim aklıma geldi bizim dersimiz neydi ileri demokrasilere yetişmek triple yollar yapmak, trip yapanları banlamak felan filan. Yaşasın internet özgürlüğü yaşarın ileri demokrasi. Kahrolsun siyasi pornocular ve onların yandaş takımı.
Eteklerinizi öper, gerekli olan herhangi bir durumda kalemimi istediğiniz şekilde kullanabileceğimi şimdiden bildirir, bir sonraki genelgenizi heyecanla beklediğimi mektubumun son kelimeleri olarak kabul etmenizi istihram ederim.
Mektubumu daha nasıl yağlayacağımı bilmeden bitiremedim. Elleriniz dert görmesin, varolun sağolun bizleri yine siz kurtardınız.
Tanımsız ama limiti sonsuz
November 5th, 2010 • 39 comments Uncategorized
Tags: başlamanın güzelliği, ilk fatura, limiti sonsuz, tanımsız
Girişiminizde ilk faturanızı kesmek ne demek hiç düşündünüz mü? Fikir aşamasında “0″ değerindesiniz. Sitenizi açtınız ama bir satış bile yapmadınız. Cironuz hala “0″ değerinde. Peki ilk fatura kesmenin değeri nedir?
“Tanımsız ama limiti sonsuzdur”
0 lira cirodan 1 lira ciroya ulaştığınızda kaç kat büyümüş olursunuz? Hesaplamaya çalıştınız mı?
1 – 0 = 1
1 / 0 = ?
bu denklem tanımsızdır ama limiti sonsuza ulaşır. İlk faturanız işte bu kadar değerlidir. Fikrinizi en kısa sürede hayata geçirin ve ilk faturanızı kesin.
Trendy İnternet Girişimcisine Style Rehberi
August 6th, 2010 • 36 comments Uncategorized
Tags: internet girişimcisi, moda, popüler, Style Rehberi, trendy internet girişimcisi
1. Terlik giy. Parmak arası slipper popüler olmasına rağmen plaj terliği olarak nitelendirebileceğimiz ucuz terlikleri giymekten korkma. Kışın bu modaya uymaya g.’ün yemediyse sakın kösele tabanlı ayakkabıları tercih etme, spor ayakkabı giy. Spor ayakkabın sakın boğazlı olmasın. Düz renk çoraplar giyme, üzerinde desenler olsun, komiklik olsun, sıradışı olduğunu ve yaratıcılığını dışa vursun. Görenler gözlerini senden alamasın.
2. Tişört giy. Mevsim yaz da olsa kış da olsa tişörtü tercih et. Çamaşır makinasından çıktığı gibi giy, ütüleme, çevreci ol. Tişörtler üzerindeki vereceğin mesajlara dikkat et. Modası geçmiş esprili tişörtler giyme. Örnek: Üzerinde evlilik ikonları olup “game over” tişörtleri pazarlara bile düştü, düşünme bile. threadless.com’dan satın al. Eğer bir şey bulamadıysan Star Wars tişörtü giy.
Çok ciddi ortamlara gidiyorsan siyah tişört üstüne ceket giy, önünü ilikleme. Gömlek giymen gerekiyorsa içine sokma, pantolunun dışına çıkart, pantalon içine sokman gerekliyse sakın kravat takma. Annen kıravat takmanı istiyor ve sende onu kıramıyorsan sakın tam bağlama üst düğmeler açık olsun ve kravat yamuk dursun. Bu durumda bile olsan sakın kravatın boyunu kısa tutma, pantalonun seviyesine gelsin. Kravat seçerken üzerinde çizgi film karakterleri olanları seçmeye çalış sıradışı ve yaratıcı olduğunu herkese göster.
3. Sıcak ve soğuk günlerde kısa pantalon veya uzun şort giy. Aman 1970′lerin şortlarını deneme. Diğer günlerde başka bir şey giymek istersen kot pantalon giy kemer takma. Siyah tişörtle kemersiz kot pantalon bu yılın en moda internet girişimcisi ikilisi. Kendini stresli hissettiğin günlerde eşortman takımını giyebilirsin. Takımının alt ve üstünü ayrı zamanlarda giyebilirsin. Yandan iki çizgili retro style seç. Gündemde olandan modellerden uzaklaş. Sıcak günlerde denize gireceksen uzun şortla gir, mayo kavramını unut.
4. Sırt çantan olsun. En ciddi toplantılara bile sırt çantasıyla git. Sakın deri çanta kullanma. Elde taşınan kol atına alınan çantalardan uzak dur.
5. Kirli sakal, taranmamış uzun süre berber eli değmemiş saç, uykudan kalkmışa yakın bir mod en popüler tarz olarak 10 yıla damgasını vuruyor.
6. Ipad’in olsun gerekli gereksiz her ortamda çıkart. Tablet’in netbook’ların yerini alacağını anlat. 13 inch MacBook Pro kullan. Apple’ı öv, Microsoft’u dinazor olmakla suçla. Android telefonlarina merak sal, ama cep telefonlarıyla sık konuşma, eposta kontrol etmek için, twitter, facebook, friendfeed etc. için kullan.
7. Konferanslarda konuşmacı ol. Uzun bacaklı sandalyelere otur anlatacaklarını öyle anlat. Bu sandalyelerden yoksa tekli bir koltuk iste, Davos tarzında konuşma yap. Bacak bacak üsüne 90 derecelik açıyla at, bacağını diğer elinle tut. Terliğini herkese göster. Tırnaklarını lütfen konuşmadan önce kes.
9. Ofiste kendi kahveni kendin al. Çaycıları toplantı odasına telefonla sakın çağırma, gelen misafirlere “ne içersiniz” diye sor. Sonra “peki hadi gidip beraber alalım” de. Eğer sabahları ofise geliyorsan, yolunu değiştir Starbucks’a git başkasına söylesen her seferinde unutacağı bir ismi olan az sütlü yağız, kreması olmayan ve uzayan giden bir adı olan grande boy bir kahve al. Bir sonraki gün de aynısını ısmarla bu kahvenin ismini ezberle. Topluluk içinde Starbucks’a giderseniz bu uzun ismi söyle.
10. Internet sitenin adını ofisinin girişine büyük kabartmalı harflerle yazdır. Önünde yakın perspektif fotoğraf çektir. Tüm basın bültenlerinde bu fotoğrafı kullan. İlk ofisin kırık, dökük bir mekan olsun, kutular arasında ve çalışanlarınla (çalışan yoksa arkadaşlarını topla) fotoğraf çektir, çok eğleniyormuş gibi yapın. Fotoğraflarda dışa dönük, yaratıcı olduğunu göster. Göbeğini aç, başüstü dur. Arkadaşının kafasının üstünde korkunç bir surat yap. (Sakın iki kulak felan yapma)
Ofisine mutlaka langırt, bisiklet ve armut koltuklar al. Langırt oynamasanda, bisiklete binecek yol olmasa da, armut koltuklar da rahatsız otursan da bunlar girişimcinin ayrılmaz parçasıdır ofisinde yer kaplamaya devam etsin. Eğer bu durumu daha da abartmak ve herkesin senden bahsetmesini istiyorsan ofise masa tenisi masası koy ve toplantıları onun çevresinde yap. Çok “cool” olursun. Eğer elektronik ticaretle uğraşıyorsan kesinlikle boş kutular ve sattığın ürünler etrafında olsun. Ofiste bol bol parti yap eğlenmiyormuşçasına fotoğraflar çektir. Parti öncesi ve sonrasında # ve @ işaretli bol bol sosyal platformlarda paylaşım yap, yaptır.
11. Never use another language than this
Sabah gazetesi İşte İnsan eki soru cevap
July 29th, 2010 • Uncategorized
Tags: genç girişimciler, girişimcilik, internet girişimciliği, sabah gazetesi
Yeni mezunlar için tren ve gelecek vaat eden, kurulumu çok sermaye gerektirmeyen iş önerileriniz nelerdir?
Üniversitelerimizde eğitim sistemi mezun olduktan sonra kurumsal bir şirkette çalışmaya başlamak üzerine yönlendirmek üzerine kurulmuş durumda. Girişimcilik konusunda çok yönlendirme olmadığını düşünüyorum. Başka şirketlerde tecrübe kazanmak kendi işini kuracak olan gençlere pozitif katkı sağlar, ancak üniversite hayatı boyunca risk almamayı öğreten bir sistem girişimci yetiştirmiyor. Yeni ekonominin getirdiği fırsatlar gençlerin önünde kapılar açıyor. 20 sene öncesiyle kıyasladığımızda ilk sermaye gereksinimi oldukça azalmış durumda. Bilginin değeriyse arttı. Mezun olan gençler eticaret konusunda çok düşük maliyetlerle girişim yapabilirler. Burada dikkat etmeleri gereken noktaları bu konuda bilgi derinliklerini arttırarak öğrenebilirler. Eticaret sektörünün önümüzdeki 10 sene içinde çok büyük bir gelişme göstereceğini düşünüyorum. Bu konuya odaklanmak doğru olur.
Yeni mezunlar bir işe girişmeden önce ne gibi ön hazırlık ve araştırmalar yapmalıdır?
Bir iş alanına girmeden önce o sektörde uzmanlaşmak çok kritik bir değişkendir. Uzmanlaşmak için ya o alanda uzun süre çalışmış olabilirsiniz veya sektör hakkında çok detaylı bir araştırma yapmalısınız. Detaylarını ve tüm incelikleri bilmelisiniz. İş yapılacak alanda, rekabeti, ciroları, karlılık marjlarını, insan kaynağı ihtiyacını, yurtdışındaki oyuncuları ve diğer bilgileri bilmeleri gereklidir. Bunun için girişim yapmak istedikleri sektörü belirledikten sonra araştırma yapmaları onların uzun vadede hata yapma olasılıklarını azaltacaktır.
Nelere karşı uyanık ve tetikte olmalılar? Sonradan hesaplanmayan durumlarla karşılaşmamaları adına dikkatlerini nelere çekmemiz gerekiyor?
Yeni bir girişim yapanlar tüm risklere karşı korumasız olduklarını bilmelidirler. Sadece rakiplerini ve sektörlerindeki gelişmeleri takip etmeleri yeterli olamaz. Ülkedeki ekonomik durum, kur politikası, dış ticaret rejimi bile yaptıkları işi etkileyebilir. Bunun yanı sıra gelişen yeni teknolojiler, verimlilikte sağlanan artış vb. konularda yaptıkları işi etkiler. İş planı yaparken tüm riskleri hesaplamak mümkün olmaz. Her zaman hesaplanmayan durumlarla karşılaşılabilir. İşte burada geminin kaptanı nasıl karar alacak çok önemlidir. Ben yeni mezun arkadaşlara mutlaka danışma kurulu oluşturmalarını, tecrübeli yönetici, yatırımcı, girişimcileri bu kurula dahil etmelerini öneririm.
Genç girişimcileri destekleyen hem danışmanlık hem de finansal açıdan faydalı olabilecek mekanizmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Etohum girişimcilere ihtiyaçları olan tüm alanlarda destek olmak amacıyla kurulmuştur. Başlangıç sırasında akıl hocalığı, danışmanlık, hukusal, finansal destek, ofis imkanı ve yatırımcı bulunmasına kadar giden süreçlerde etohum girişimcilere destek oluyor. Girişimcilerin www.etohum.com sitesinden detaylı bilgileri almaları mümkün. Bunun yanı sıra Kosgeb’in ve devlet’in tekno girişim sermayesi desteklerini unutmamak lazım. Kosgeb ve teknogirişim sermaye desteği başlangıç aşamasındaki bir çok girişimciye çok güzel olanaklar sunuyor. Bunlar hakkında internet sitelerinde detaylı bilgiye ulaşmaları mümkün.
Platin dergisi soru – cevap
July 26th, 2010 • Uncategorized
Tags: girişimcilik, internet, internet girişimciliği, iş modelleri, platin dergisi, röportaj, Türkiye piyasası
1- Bu çerçevede 2010′da yıldızının parladığını düşündüğünüz 5 internet tabanlı girişim projesinin hangileri olduğunu belirtmenizi ve bu projeleri neden seçtiğinizi yanısıtan birer paragraflık yorumunuzu almayı rica ediyorum.
2010 yılında kapalı alışveriş kulübü markafoni 1 milyonun üzerinde müşteri sayısını geçerek eticaret pazarında önemli bir yere konumlandı. Grupanya grup satınalma modelini Türkiye’de başarıyla hayata geçirdi. Önümüzdeki dönemde başarılarının devam edeceğini düşünüyorum. Pabbuc.com son bir sene içinde satışlarını inanılmaz oranda arttırdı. Ayakkabının internetten satılmasının olduça zor olması bu ekibi yıldırmadı, hızla büyümeye devam ediyor. Bendeistiyorum.com günlük bir ürün iş modelinde yıldızı parlıyor. Woot’un amazon tarafından satın alınması bu iş modelini önümüzdeki aylarda güncel yapacak. Karniyarik.com “fiyatı olan herşeyi arıyoruz” iş modeliyle karşılaştırma sitelerini farklı bir bakış açısı getirdi. Uzun vadede bu girişimi dikkatle takip etmek lazım.
2- Web tabanlı projeler ve girişimler söz konusu olduğunda Türkiye, dünyayla kıyaslandığında nasıl bir konumda? Türkiye’ni bu konudaki avantajlı-dezavantajlı yönleri neler? Bu alandaki yatırımların artması için neler yapılmalı? Gelişimin önündeki engeller neler?
İnternet iş modelleri farklı ülkelerde geliştirildikten sonra ARGE projelerinden farklı olarak çok daha hızlı olarak diğer ülkelerde hemen uygulanabiliyor. Türkiye’nin en büyük avantajı hızlı gelişen internet piyasası ve genç nüfusu. Bu alana yatırımların artması için başarılı örnekleri arttırmamız ve başlangıç aşamadaki girişimlere destek olmamız gerekiyor. Gelişimin önünde zihinsel engellerimiz dışında başka engel göremiyorum. Bunun dışındaki tüm zorluklar çözülür.
3- Başarılı bir internet girişimi projesi, ne gibi kriterlere sahip olmalı? Başarının sırrı nedir? Web tabanlı projelerin kâr edebilmesi için nasıl bir yapılanma olması gerekiyor?
Başarının değişkenleri, yere, zamana ve kişilere göre değişse de ortak bazı özellikler var. Bilgi, odaklanma, süreklilik. Girişim yapılacak alanda uzman olmak ve çok çalışmak, yani bilgi birikimi. Tek konuya odaklanmak 2-3 girişimi birarada yapmamak, tek pazar alanına odaklamak, müşteriyi dinlemek. Başlangıç noktasından sonuna kadar sürekliliği sağlamak.
4- Türkiye’de daha çok hangi alana yönelik internet girişimci projelerinin öne çıktığı görülüyor?
Eticaret oldukça güncel bir konu. Hem yatırım maliyetleri hem de uygulanabilirlik açısından başlangıç için doğru bir sektör olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında yurtdışındaki başarılı iş modellerinin benzerlerinin uygulandığını görüyoruz. Pazarın bu aşamasında bunda hiç bir sakınca görmüyorum, gelişime pozitif etki yapacağını düşünüyorum.
5-2010 ve sonrasında Türkiye ve dünyada daha çok hangi alan-sektörlerde internet girişimi projelerinin yaygınlaşacağını düşünüyorsunuz?
Mobil internet ve mobil cihazlara yönelik sosyal etkileşimli iş modelleri artarak devam edecek. Kişilerin ön plana çıktıkları girişimleri görmek mümkün olacak. Elektronik ticarette bir çok yeni modeli görmemiz mümkün olacak.
6-İnternet girişimciliğine dair Türkiye ve dünyaya dair istatistiki verilerinizi paylaşır mısınız? ( İnternet girişimcisi sayısı, web tabanlı projelerin sektörel büyüklüğü, en çok hangi sektörlerde web girişimciliğinin olması vs…)
İnternet girişimciliğine yönelik ülkemizde yapılmış çok fazla araştırma yok. Bu alan yeni gelişiyor. Dünyadaki istatistiki bilgilerle karşılaştırmak yanlış olabilir. Girişimci sayımızın hızlı oranlarda arttığını görmek mümkün. Bu konudaki maddi desteklerin artmasıyla önümüzdeki 5 sene içinde kendi şirketini kuran gençlerimizin sayısında büyük artışlar olacağını düşünüyorum.
Cumhuriyet gazetesi soruları & cevaplarım
July 26th, 2010 • 1 comment Uncategorized
Tags: cumhuriyet, girişimcilik, internet, internet sektörü, röportaj, soru cevap
Soru: Türkiye gelişmekte olan bir ülke olmasına rağmen pek çok konuda geride. Ancak buna rağmen internetteki yeni gelişmeleri de takip etmekten geri durmuyor. Sahipleniyor, aktif kullanıcı oluyor. Bu, çoğu zaman bilinçli kullanım olmasa da rakamsal bazda kabarık bir görünüm veriyor. Nedir bu coğrafyanın kullanıcısının internetten beklentisi ve onunla ilişkisi?
Cevap: Türkiye’nin bir çok konuda geride olduğuna katılmıyorum. Kendimizi zihinsel engeller oluşturmamız lazım. Önümüzdeki 10 seneyi oldukça iyimser görüyorum. Teknolojik gelişmeleri hızlı uygulayacak bunları gerçekleştirecek genç bir nüfusa sahibiz. Eğer sosyal ağ sitelerinden bahsediyorsanız bunun da zararlı bir tarafı yok, interneti öğrenme sürecinin bir adımı olarak değerlendiriyorum. İnternetin Türkiye’de yaygınlaşması çok yeni sayılabilir. Bu bakımdan internet eğitim seviyemiz düşük ve bu önümüzdeki senelerde yükselecek. Bırakın insanlar eğlensinler, sohbet etsinler günün sonunda bu teknolojiyi daha verimli kullanmayı da öğrenecekler.
Soru: Türkiye’deki sanal ticaret pazarının büyüklüğü nedir? Yerli yabancı şirketlerin dağılımı… vs…
Cevap: Sanal ticaret olarak nitelendirmemek doğru olur. Bu gerçek bir ticaretttir, gerçek ürünler gerçek faturalar ve gelir gider tabloları vardır. Köşedeki bakkal ne kadar gerçekse internet üzerinde ticaret yapan şirketlerde o kadar gerçektir. İstatistik bilgilerine comscore, iab gibi araştırma kuruluşlarından ulaşılabileceği gibi BKM verilerini kullanmakta mümkün olabilir. 2010 yılının ilk altı aylık verileri 6,9 Milyar TL lik bir harcama gerçekleşmiş geçen yıl aynı dönemde 4,4 Milyar TL lik bir harcama olmuş. %55′lük bir artış anlamına geliyor. Yabancı şirketlerin Türkiye’de olmasına gerek yok, eğer Amazon’dan bir alışveriş yapıyorsanız ülke içindeki tüm kitapçılara rakip oluyor. Dolayısıyla bu ayrımı yapmak kolay değil, tahminim bu cironun yüksek bir oranını yerli şirketler gerçekleştirmiştir.
Soru: Türkiye internetle güven imtihanını verdi mi? Sanal alışveriş ve paranın sanal kullanımı konusunda hala çekingen bir kullancı profili var. Bu durum nasıl bir gelişim izliyor?
Cevap: İnternet üzerinden alışverişte güven sorunu olmadığını düşünüyorum. Bu 1990′ların ikinci yarısında internette ticaretin başladığı dönemlerde söz konusuydu. Aradan 15 sene geçti, hem ödeme sistemleri çeşitlendi hem de güvenlik teknolojileri değişti. Güven konusunu dile getirenlerin internete yeni giriş yapan bir demografi olabileceğini yani internet eğitim seviyelerinin düşük olduğunu görebiliriz.
Soru: İnternet girişimciliği tam anlamıyla ne demek? Herkes masa başında fikir üretiyor ancak bunun olabilirliği ve sürdürülebilirliği için nasıl bir yol, nasıl bir güzergah gerekli? Her yaratıcı fikir hayata geçebilir mi? Ayrıca yaratıcılık yalnızca geri dönüşümüyle mi ölçülebilir?
Cevap: Girişimcilik’le internet girişimciliği arasında fark yok. Girişimciler eğer internet üzerinde faaliyet gösterecek bir şirket kurarlarsa onlara “internet girişimcisi” olarak adlandırabiliriz. Önümüzdeki 20 yıl içinde tüm şirketlerin internet üzerindeki ekonomik faaliyetleri fiziksel dünyadakini geçeceği için bu kavram kalmayacak. Yeni ekonomi ve eski ekonomi olarak ayırdığımız deyimler nasıl tek “ekonomi” kavramı altında toplandılarsa, önümüzdeki yıllarda internet bir çok ticari etkinliğin geniş tabanını oluşturacak. Girişimcilikle yaratıcılık kavramlarını hep birarada düşünmek istiyoruz ancak bu doğru değil. Yaratıcı ürünler çıkartan girişimciler olabileceği gibi bildiğimiz standart iş modelleriyle girişimci olanlarda olabilir. Tüm girişimcilerden inovasyon beklemek yanlış olur. İşlerini geliştirmeleri beklenebilir ancak her girişimciden Mars’a göndereceğimiz bir uzay aracını üretmesini beklemek bence hatadır. Zihnimizde engeller koyar. İnternet üzerinden ayakkabı satmak bir girişimcilik olacağı gibi Türkçe’ye özel bir arama motoru geliştirmekte girişimcilik kavramı içindedir. İkisinin de katma değerleri farklıdır, ancak ikisi de girişimcidir. Girişimci sayımızı arttırdığımızda rekabet yaratıcı çözümler getiren şirketleri doğal yolla arttıracaktır.
Soru: 2010 ve sonrasına baktığınızda internet girişimciliğinde kilit nokta nereye evriliyor?
Cevap: 2010 sonrasında bir çok tahmin yapılıyor, hangisinin gerçekleşeceğini bilmek zor. Türkiye’de internet kullanıcı sayısı arttığı gibi ekonomik büyüme beraberinde internet girişimcilerine büyük fırsatlar yaratacak. İnternete erişen cihazların farklılaşması, sayılarının artması ve fiyatlarının düşmesi internet üzerinde geçirelecek zamanı ve ticareti arttıracak. Yeni ihtiyaçlar ortaya çıkacak bugün hiç bilmediğimiz bir çok sektör oluşabilir.
Soru: Kümesteki kartal mıyız? Bunun ne kadar farkındayız?
Cevap: Kartal veya tavuk benzetmesi sadece girişmek isteyenlere başlamak için bir motivasyon sağlamak için verilmişti. Tüm herkesin girişimci olması düşünülemez, ancak kendi işini yapmak isteyen fakat bir türlü cesatet edemeyenlere adım atmaları için bu hikaye anlatılabilir. Şirketlerin başarılı çalışanları olmak zorundadır, kendi girişimini başlatanlarında ücretli çalışanları olacaktır. Türkiye’nin genelini diğer ülkelerle kıyasladığımızda düşük bir girişimci oranına sahip olduğumuz görülebilir, eğitim sistemimizde öğrencilere kendi girişimlerini başlatmaları için desteklemeliyiz. Özyeğin Üniversitesinin bu alanda yaptığı çalışmaları tebrik etmek gerekir.
Soru: Türkiye’deki en başarılı internet projesi, kampanyası sizce neydi?
Cevap: Her dönem kendi içinde başarılı projeler taşıyor. Başarının kriterlerini belirlersek bir çok kategoride farklı birinciler çıkar. Başarıyı sadece gelir ve karlılıkla birleştirirsek çok az sayıda olağan şüpheliyi gösterebiliriz. Genel oalrak Türkiye’den çıkan eksisozluk, mynet, ideefixe, kitapyurdu.com, siberalem, hepsiburada, haberturk, internethaber, memurlar.net, kariyer.net, ebebek, sahibinden.com, hurriyetemlak, araba.com, gittigidiyor, yemeksepeti, izlesene, blogcu, mackolik, webrazzi.com bir çok kez anlatılan başarılara sahip girişimlerdir. Başarı sürdürülebilir olduğunda çok anlamlı oluyor. Bu bağlamda benim gelecek için ticari olarak başarılı olabileceğini düşündüğüm projelerden bir kaçı; karniyarik.com, bendeistiyorum.com, alisverisrobotu.com, hangiuniversite.com, monitera.com, pabbuc.com, balerin.com, anneysen.com, grupanya.com ve diğer etohum girişimcileri diyebilirim. (bu projelerin bazılarına ticari olarak ortağım)
Soru: Henry Ford, “dostlarımı dinleseydim şimdi daha hızla atlara biniyor olacağız” diyordu. İnternet’te fark yaratmak için bildiğini okumak gerekli olmalı. Korkak mıyız gerçekten girişimci miyiz risk alıyor muyuz?
Cevap: Bildiğini okumak bazen tehlikeli olabilir. Herkesden daha çok bilmek, çok uzun süre çalışmak, konu hakkında uzmanlaşmak gereklidir. Henry Ford, tüm bunları yaptığı için kimseyi dinlememiş olabilir. Bilgisizliğin olduğu bir ortamda kimseyi dinlemeden yol almak sonunda hep hazinli hikayeler getirir ve bunları kimse bilmez. Fark yaratmak için çok çalışmak ve okumak gereklidir, risk daha sonra alınmalıdır.