Archive for Uncategorized

Kriz için önerim: S..mayın ve tuvalet kâğıdı tüketiminizi azaltın

Evimize kriz geldi hoş geldi. En sevdiğim bu dönemlerde birilerinin takılmış plak gibi sunumlarında sürekli alıntı yaparak Çincede krizle fırsatın aynı anlama geldiğini anlatmaları olur. Neymiş efendim, kriz fırsat demekmiş. Neyin fırsatı niçin fırsat onu hiç açıklamazlar. Bu ortamda “yeni internet şirketlerine” fırsatı bulmaları için benim 5 önerim olacak.

  1. Ofisteki tuvalet kağıdı tüketiminizi azaltın
  2. Çayı demledikten sonra kurutup tekrar kullanın, sallama çay yapıyorsanız gün içinde aynı poşeti kullanın.
  3. Ofiste soğukta doğalgaz kullanmayın onun yerine üst üste giyinerek ısının, çift kat çorap giyin.
  4. Bilgisayarınızda yer kaplayan programları silin.
  5. Zımba kullanmayın ataçları tekrar tekrar kullanın. Dışarı ataçlı doküman yollamayın, kâğıtların ucundan kıvırıp gönderin.

Aslına bakacak olursanız ekonominin dip yaptığı dönemlerle çok iyi olduğu zamanlarda yeni girişimde bulunmanın arasında fark yoktur. Her ikisinde de ortak nokta girişimcinin karakteriyle ilgilidir. Girişimcinin bu zamanları nasıl değerlendirdiğiyle ilgilidir. Hem kriz hem de iyi zamanlar fırsat olabilir. Krizler bazı özel durumlar getirirler bunları görüp değerlendiren yeni internet şirketleri kötü zamanlar bittiğinde birden patlama yapabilirler. Bir önceki cümle krizde fırsatlar olur işinizden hemen ayrılın kendi şirketinizi kurun anlamına gelmiyor. Nasıl ekonominin iyi olduğu dönemlerde şirket kurmak sizi birden başarılı kılmazsa kötü ortamda da yeni bir girişim kurmak fırsatları size getirmeyebilir. Ekonominin durumundan çok girişimcinin durumu ve yaklaşımı çok daha önemlidir.

Kriz ortamında yeni şirket kurmayı ve süren şirketler konusunu ayrı değerlendirmek gerekli diye düşünüyorum. Ekonominin daraldığı dönemlerde tüm şirketler yeni alanlara yatırım yapmak yerine asıl iş konularına odaklanırlar, yani birçok alanda birden rekabet azalabilir. Özellikle internetin ülkemizdeki durumu düşünülecek olursa birçok büyük şirket yeni yatırımlarını durduracaktır. Bu rakipleri azalacağı müjdesini verebilir. Bu sebeple aklınızda bir fikir var ve kendinizi de uzun süredir girişimci olarak nitelendiriyorsanız bu zamanlar uygun zamanlar olabilir. Hemen başlayın. Dikkat etmeniz en önemli nokta kendi girişiminiz için aslında siz bir yatırımcı da olacaksınız. Bu dönemde uzun süre alternatif maliyetinizle büyük bir yatırım yapıyor olacaksınız. Kendi girişiminize yatırım yapar mısınız buna iyi karar verin.

Kriz ortamında yatırımcılar oldukça ürkek davranırlar. Yeni sermaye vermek konusunda kararsızdırlar. Çok büyük hareketler olmasını beklememek gereklidir. Ekonominin küçüldüğü dönemlerde tüm yatırımcılar likit veya likite yakın yatırımlardan hoşlanırlar. Yeni bir internet şirketinin nakde yakın olmasını beklemek biraz iyimser olabilir. Bu bakımdan eğer sermaye aramak yerine işinizi iyi yapmaya ve verimliliği arttırmaya odaklanın. Tüm masraflarınızı gözden geçirin.

Şirketleri batıran parasız kalmalarıdır. Bu krizde yaşamak zorunda ve ekonominin düzeleceği günlere kendinizi atmak zorundasınız. Eğer bunu başarabilirseniz doğal bir seçimden de geçmiş olacaksınız. Eğer bu mali krizden sonra dünyanın ekonomik düzeni değişmezse pazar ekonomisinin doğal seçimi yaşanacak ve eğer siz yaşamayı başarırsanız, güzel günlere geldiğinizde çok hızlı büyüme rakamlarına ulaşacaksınız. Kriz ortamına girdiğimizi düşünerek, bugün şirketinizin rakamlarını gözden geçiririn. Aynı masada iki kişi çalışın, üst üste oturmadan yeni bir yer kiralamayın. Gerekirse ofisinizi eve taşıyın. Dışarıda yediğiniz yemek, kahve vb rakamını azaltın. Misafirlerinizi ofiste ağırlayın. Cep telefonu harcamalarını düşürün, iphone’u uzun süre düşünmeyin. Yeni teknolojik aletler oyuncaklar almayın, bilgisayarlarınız en verimli şekilde kullanın Kısaca işinizde verimliliği artırın. Krizin fırsat olmasının bir anlamı gereksiz harcamalarınızı keşfetmenizi sağlamasıdır.

Internet’te yeni iş modeliniz varsa mutlaka şirketlere, müşterilere, satıcılara, mağazalara verimliliği arttıran modeller olmasına dikkat edin. Örneğin fiyat karşılaştırma siteleri müşterilere en ucuzu bulacağı için önemli bir iş kolu haline gelebilir. Aynı şekilde klasik reklâm modeli yerine alışveriş sitelerine satın alma sağlayacak işbirlikleri önerin. Tıklama başına ödeme yerine alışveriş veya yeni müşteri kazanma sonrası için öneriler getirin. Müşteriler için indirim kuponları, hediye çekleri vb. verebilirsiniz. Bu tür modellere odaklanın.

Unutmayın Türkiye’de ve dünyada birçok şirket kriz zamanları başarıya ulaşmalarına sebep olmuştur. Dünya ekonomisi 10-15’er yıllık dönemlerle daralma yaşabilir. Eğer bu finansal kriz diğerlerinden farklı olmazsa 2-3 sene sonra ekonomin düzelmesini bekleyebiliriz. Önümüzdeki birkaç yılı iyi değerlendirebilirsiniz. İsterseniz yeni girişim yapmayı düşünün isterseniz krize hazır şirketinizle yakalanın krizi fırsata çevirmek tamamen sizin elinizde. Ya kısa sürede batabilirsiniz veya bu dönemden yeni bir efsane doğurabilirsiniz.

2001 yazında yemeksepeti.com, gittigidiyor.com, nokta internet teknolojileri birbirlerinden uzakta farklı ofislerde kurulmuşlardı birbirlerini tanımıyorlardı ve krizi fırsata çevirmeyi başarmışlardı. Krizden önce ekonominin en iyi zamanlarında düşündükleri iş planlarını uygulamaya geçme aşamasında Türkiye’deki finansal krize yakalandılar. Bugünün bu başarılı girişimcileri birbirlerinden habersiz kriz ortamında internette büyümeye devam ettiler. 2001 krizinde büyük firmalar çok kısa sürede internetten çekildiler. Ortada rekabet kalmadı.

Yemeksepeti.com modelini 2000’nin yaz aylarında planladırlar. Test aşamasına geçtiklerinde Kasım’daki çalkantı, siteyi açtıklarında 2001 Şubat kriziyle karşılaştılar. Melih Citibank’taki iyi pozisyonundan ayrılmış, Nevzat Amerika’daki yüksek lisans programını yarıda bırakmıştı. Yemeksepeti’nin ortakları 7 gün boyunca birkaç siparişi restoranlara göndermek için küçük apartman dairesindeki ofislerine geliyorlardı. Hafta sonları nöbetleşe bu işi yapıyorlardı. Pazar günleri 2-3 tane siparişi restoranlara faksladıkları zamanları çok iyi hatırlıyorum. Hatta Nevzat’la ekonomik krizde batan bankaların ikinci el bilgisayarlarını almaya İkitelli ‘deki büyük depoya beraber gitmiştik.

Gittigidiyor’un günlük listeleme sayısı o günlerde bir elin parmaklarını geçmiyordu. Gittigidiyor ekonomik krizin derinleştiği günlerde ofislerini kapatıp evden çalışmaya başlamışlardı. Burak ve Serkan’nın evlerinin birbirlerine yakın olması güzel bir tesadüf olmuş olabilir ama Gittigidiyor’u programlayan ortaklardan Cemal her gün ev ofise konuk olurmuş. Ekonomik krizi atlattıklarında bile 50 m2 lik bir ofise geçen ortaklar senelerce aynı odayı paylaştırlar.

Nokta Internet Teknolojileri Ankara’da bu yıllarda kurulduğunda ilk ofislerini 6 ortak düzenlemiş, en ucuz ofis malzemelerini kendileri aramışlar. Hatta üniversiteden yeni mezun bu ortaklar aynı evde kalıyorlarmış. Bir apartmanın ilk katında kiraladıkları bu ofiste uzun süre kalmışlar. Ofisin boyasını kendileri yapmış bu 6 girişimci. Odtü, Bilkent gibi iyi üniversitelerden mezun bu girişimciler o yıllarda aylık çok cüzi ücretlerle kendi şirketlerini kurmuşlar. Ev kiramızı çıkarsak yeterli oluyordu diye anlattılar.

Alisverissaati.com’un kurucusu Kudret bu yıllarda babasının yanında çalışırken ebay’den satış yapmaya başlamış. Internet üzerinden satış yapmanın babasının dükkanına fazladan katma değer sağlayacağını düşündüğü için bunu planlamış. Ebay üzerinde kazandığı bu tecrübe daha sonra aliverissaati.com’u kurmasına sebep olmuş. Babasının bir kuyumcu dükkanı olmasına rağmen Kudret’in ilk ofisi eski bir kahvehane’den bozma yeşil çuhalı masaların olduğu babasının üst katındaki dükkanmış. Şimdi alisverissaati.com 4 fiziksel mağazası ve internet üzerindeki Pazar liderliğiyle saat fiyatlarına yön veriyor.

Ebebek’in kurulmasında benzer hikâye vardır. Ofisinin bir köşesinde satış yapmaya başlayan Halil bugün 4 mağazalı büyük bir bebek grubu haline geldi. Kriz dönemlerinde bildiğimiz büyük şirketler bu alana girmeyi hiç düşünmediler. Bu bakımdan kriz bittikten sonra birçok pazarı kaybettiklerini gördüler. Bu küçük şirketler pazara giriş bariyerleri örmüşlerdi. Ekonomik olarak iyi zamanlar geldiğinde bu büyük holdingler isteseler de bu yeni internet şirketlerini alamadılar.

Kriz zamanları önemli fırsatlar getirebilir, ancak iş girişimcide biter. Ekonomi iyiyken birden başarılı olamayacağınız gibi krizlerde de bu fırsatları kullanamayabilirsiniz. Kendinizi şimdi yatırımcı yerine koyun ve kendi yapmak istediğiniz girişime yatırım yapıp yapmayacağınıza karar verin. Eğer kendiniz yatırım yapmaya karar verirseniz zamanınızı ve enerjinizi ortaya koyacaksınız. Sermayeden çok daha önemli bir yatırım olacak. Sermaye gereksinimi konusunda kafanızda sanal bariyer oluşturmayın, kişisel çevrenizden yardım isteyin. Birçok işi bedava yaptırabilirsiniz. Hatta paranın açamayacağı birçok şeyi bu dönemde işbirliği modellerini kullanarak yapabilirsiniz. Yazının başından beri vurgulamaya çalıştığım gibi esas siz önemlisiniz. Yoksa ne kriz, ne ekonomik balonlar ne de fikriniz. Siz en kötü bir fikri bile başarılı yapabilir veya mahvedebilirsiniz. Son söz: önümüzdeki dönemde verimliliğiniz artırın ve diğer şirketlerin verimliliğini arttıracak iş modellerine odaklanın.

Krizde masaüstünde tutacağınız 5 altın öneri

  1. Şirketi batıran parasız kalmaktır. Nakit akışınızı gözden geçirin. Maliyetlerinizi kısın, krizde ölmeden yaşayın sistemi devam ettirin
  2. Rekabet ve rakipler azalır bunu değerlendirin. Birçok şirket kriz zamanında kurulmuştur, büyük şirketler birçok alanı boş bırakırlar
  3. Müşteriler ve satıcılara kazandıran, tasarrufu ve verimliliklerini arttıran yöntemler önerin.
  4. Yatırımcılar krizde çok istekli davranmazlar, sürekli yatırımcı aramayın, kendi verimliliğinize ve işinize odaklanın.
  5. Önemli olan girişimcidir, iyi ekonomiler başarı yaratmayacağı gibi krizlerde her zaman fırsat olmayabilir. Kendinizi yatırımcı olarak görün ve yaptığınız işe siz yatırım yapar mısınız buna karar verin.

Gullivers Travels’in dünyadaki başarı öyküsü

2005 yılında gelindiğinde Harbiye’de çalışan sayısı 40 kişiye kadar çıkıyor. İki katlı yere nerdeyse sığamayacak kadar büyüyorlar. Bu ekip içinde call center ekibi, yazılım, satış pazarlama oluşuyor. Bu yıl tatil.com, otel.com alan adını Amerika’da yaşayan bir Türk’den satın alıyor. Daha sonra gezi.com alan adını da bir Amerikalıdan satın alıyor. 2000 li yıllardan bu yana İnternet üzerindeki modellerle yakından uğraştığı için Metin Altun arama motorlarında doğal sonuçlarda nasıl üst sıraya çıkılabileceğinden, İnternet’te hedefli pazarlamanın nasıl yapılacağını çok iyi biliyor. Yurtdışındaki satışlarını bu şekilde hızla arttırmaya devam ediyorlar. 2005’ten bu yana tatil.com’u da Türkiye pazarı için açıyor ve iç piyasaya da giriyor. Gtahotels.com ve otel.com için call center merkezini Malezya’ya taşıyor. Bugün toplam 45.000 otelle anlaşması olan günde 1500 rezervasyon yapan bir tatil fabrikası halini alıyor. Grubun toplam cirosu 200 milyon Euro’ya ulaşıyor. 1990’ların başına Topkapı otobüs terminalindeki bu genç 2008 ‘de dünyadaki diğer internet acentelerinde ilk 20’nin içine giren büyük bir başarıya imza atıyor.

Hotelspro.com’u daha önce duydunuz mu?

Satışlar arttıkça yurtdışındaki müşterilere hizmet vermek oldukça güçleşiyor. Bunun yanı sıra büyüyen dış taleple beraber 200 yılında Los Angeles’e bir ofis açmaya karar veriyorlar. Amerika’da şirket kuruyorlar ve ilk ofislerini Los Angeles’te açıyorlar. Böylece site üzerindeki adreslerinde bir Amerikan şirketi ve telefon numarası gözüküyor. Bu yurtdışında yaşayan müşteriler için daha kolaylık oluyor. Türkiye’le zaman farkı olan ülkelere bu şekilde hizmet verebiliyorlar. Gtahotels.com için yurtdışındaki operatörler ile ilişkilerini geliştiriyorlar, otellerle birebir anlaşmalar yapıyorlar. Böylece sistem 2003 yılına gelindiğinde oldukça büyüyor. Yazılım ekibini geliştiriyorlar, merkezlerini Sultanahmet’ten Harbiye’ye taşıyorlar. Yurtdışıyla yapmış oldukları anlaşmalar olduğu için Türkiye’deki seyahat acentelerine toptan satış yapmaya başlıyorlar. Bu amaçla B2B olarak çalışan Hotelspro.com’u açıyorlar. Bu sitede Türkiye’deki seyahat acentelerine yurtdışındaki otelleri toptan olarak satıyorlar. Aslına bakacak olursanız gtahotels.com içinden ikinci bir iş modeli daha çıkarıyor. B2C satışlar arttıktan sonra buradaki kaldıraç etkisini de kullanarak B2B satışlara başlıyorlar. Böylece Türkiye’deki pazarla da daha yakından çalışmaya başlamış oluyorlar.

Kim bu başarılı internet girişimcisi?

2000’li yılların başında artık bir adım öteye geçmeleri gerektiğini anlıyorlar. Yurtdışından turist getirmeye başlayınca turizm acentesi olmaları zorunluluk halini alıyor ve Otelin hemen yanındaki bir yeri kiralıyorlar. Göreme’deki bir aktif olmayan bir turizm acentesini, 1995 yılında kurulmuş Gullivers Travels’i o yıllarda satın alıyorlar. Merkezini İstanbul’a taşıyorlar. Artık bir otel, bir pazarlama zinciri ve turizm acentesinin olduğu bir grup haline geliyorlar. Turizm acentesini açarken ne yapacaklarını çok iyi planlamıyorlar, daha çok bir gereksinimden doğuyor. Acenteyi açtıktan sonra 3 kişilik küçük bir ekiple çalışmaya başlıyorlar. Metin Altun asıl odağını buraya veriyor. Otelin yöneticiğini aktif olarak profesyonellere bırakıyor. All Star Hotels’in başında arkadaşı Ercüment var.

Turizm acentesini kurduktan sonra yurtdışıyla ilişki kurabilmek, yeni satışlar yapabilmek için Yunanistan’ı ziyaret ediyor. Bu sırada birçok acenteyi ziyaret ediyor. Aralarından bir tanesinin iş modeli ilgisini çekiyor. Burası diğerlerinden daha yoğun ve daha fazla kişi çalışıyor. Bu acente sadece yurtdışına gidenlere otel hizmeti vermeye odaklanmış bir şirket. Otel toptancılığı yapıyor. Yani yurtdışındaki operatörlerle, otellerle özel anlaşmalar yaparak maliyetlerini düşürerek yerel pazardaki operatörlere toptan yer satan bir model. Türkiye’de o yıllarda bu pazarın boş olduğunu düşünüyor Metin Altun. Turizm acentesinde bunu yapmaya karar veriyor. Sadece yurtdışına odaklanacağı bir iş modeline karar veriyor. Hatta amacı sadece Türkiye’deki müşterileri göndermek değil İnternet’in etkisini kullanarak tüm ülkelere hizmet vermek. Bunun için ekip kuruyor 3 kişilik ekibe yazılımcılar alıyor. O yıllar İnternet’e 56 kb modemlerle bağlanıldığı dönemler. Gullivers Travels Acentası için gtahotels.com alan adıyla bir site kurup yurtdışındaki otelleri yurtdışına satmaya başlıyor. Yabancı tur operatörleriyle anlaşıyorlar, onlar bu yıllarda Excel dokümanlarıyla otellerin fiyat yer bilgilerini gönderiyorlar. Mysql ile oluşturmaya çalıştırdıkları sitenin ilk versiyonda bunları yükleyerek dışarıya otel satmaya çalışıyorlar. Peki, model nasıl işleyecek diye düşünürseniz: gtahotels.com İngilizce bir tatil sitesi. Sitede bulunan yerlerden otel rezervasyonu yaptırabiliyorsunuz. 2000 li yılların başında bu işlerin hepsi elle yapılıyor arkasında otomatik online sistemler yok. Siz rezervasyonu giriyorsunuz, sistem arkasına gelen bu istek acente tarafından işleme alınıyor, sonra ilgili otelde yer uygunsa sizin rezervasyonunuz tamamlanıp size haber veriliyor. Tabi bu sistemi sadece Türkiye’yle sınırlı olduğunu düşünmeyin. Brezilya’dan bir müşteri gtahotels.com’a girip İngiltere’ye gitmek isteyebilir. Sitenin ilk yıllarında iletişim bilgilerinde adres olarak Türkiye gösteriyorlar ve telefon numarası olarak acente numaralarını veriyorlar. Aslında iş modeli doğru ama ilk aylarda o kadar amatörce başlıyorlar ki bazen yazılımda hatalar olurdu 2-3 gün site kapalı kalırdı diyor Metin Altun. Bu sistemle 2000 li yılların başında küçük küçük satışa başlıyorlar. 20, 30, 50 satışa ulaştığımızda şampanya patlatıp kutlamıştık diye anlatıyor o küçük başlangıç günlerini.

Kapasitesini doldurmuş bir otelin var, yeni bir odayı nasıl satarsın?

İnternet’le ilk defa Sokullu Paşa otelindeyken tanışıyor. Uluslar arası otel zincir yönetim sistemlerini orada öğreniyor. 1998’de kendi oteli Ambassador’da İnterneti ve ağları çok iyi kullanıyor. Normalin üzerinde rezervasyon almaya başlıyorlar. Otel işletmeciliği sırasında İnterneti daha yakından keşfediyor. Kendi orta ölçekteki otelini doldurduğunu bildiği için aslında diğer orta ve küçük ölçekteki otelleri de aynı yöntemle doldurabileceğini düşünüyor. Bu ölçekteki otellerin ana sorununun satış ve pazarlama olduğu çok iyi belirliyor. Ambassador’un odaları dolu olunca ve kısa sürede yeni otel açamayacağını bildiği için otellerin satış ve pazarlamasını bir çatı altında buluşturacak “All Star Hotels” iş modelini başlatmaya karar veriyor. Turizm bakanlığında çalışan bir arkadaşını bu işin başına geçmesi için ikna ediyor, arkadaşı Ercüment bu işin başına geçiyor. 1999’dan itibaren aile otelleri, küçük ve orta ölçekteki otelleri bu zincirin içine almaya başlıyorlar. 50 ye yakın oteli “All Star Hotels” zinciri içine ekliyorlar. Böylece kendi kapasiteleri dışında da büyük bir kapasiteye sahip oluyorlar. Bir otelden 50 otele kısa sürede bu modeller kapasite arttırabiliyorlar.

Aklında girişimcilik varsa çelik zincir bile tutamaz seni

Metin, bir başkasının otelinde işin tüm girdisini çıktısını öğreniyor, ancak aklında hep kendi işini kurma fikri var. İstanbul’da kazandıklarını hep biriktiriyor. Hayatı bu seneler içinde hep turizm oluyor, hafta sonları dahi çalışmaya devam ediyor. Bu sırada yurtdışıyla bağlantıları, pazarlama ve satış konusunda oldukça bilgi sahibi oluyor. Yurtdışından Türkiye’ye turist gruplarının nasıl getirileceğini otelin doluluk oranının nasıl arttırılabileceği konusunda deneyim kazanıyor. Yabancı dilini otelde çalışırken geliştiriyor. İngilizce ve Almancayı konuşup yazabiliyor.

Sultanahmet’te bu arada bir otel için bir inşaat başlanıyor. Bu başlayan yapıyı yakından takip ediyor. Yeri çok güzel Sultanahmet’in yani turistlik bölgenin tam ortasında yer alıyor. Bu inşaat yani mal sahibini buluyor ve buransın işletmesini almak için görüşmeler yapıyor. Birikimleri ve tecrübesiyle bu otelin işletmesini alıyor. İnşaat henüz bitmeden işletmesini alacağı bu otel için planlarını yapmaya başlıyor, inşaat tamamlanır tamamlanmaz diğer işini bırakıp kendi işleteceği bu otelin başına geçiyor. Otelinin adını kendisi koyuyor: “Ambassador.” Çalışanları kendisi seçiyor, eski iş arkadaşlarından da çevresinden de buluyor. Bu konuda zorlanmıyor. Otelcilik konusundaki tecrübeleriyle 1998’de oteli kısa sürede dolduruyor ve yıl bitmeden karlılığa geçiriyor.

Üniversiteyi niçin terk edersin?

Lise yılları Alanya’da otellerde kışın Bingöl’de geçiyor. Lise bittiğinde İstanbul’a geliyor. Alanya’da çalıştığı zincirin İstanbul’daki otelinde çalışmaya başlıyor. Bu sırada Konya Selçuk Üniversitesi İngiliz Edebiyatı - İngilizce öğretmenliği bölümünü kazanıyor. Çalışmaya devam edemeden Konya’ya gidiyor. Orada üniversite okuma hayali ile kaydoluyor, hatta Konya Selçuk otelinde de iş buluyor. Hem okumak hem de çalışmak istiyor çünkü ailesinden maddi anlamda çok büyük bir destek alamayacağını biliyor. Tüm yaşamını liseden itibaren kendisi idame ettirmeye başlıyor. Hem üniversite hem okul ve beklide yeni bir şehir Konya’da çok uzun süre kalamıyor. Hayatının önemli kararlarından birini veriyor. 2 ay sonra üniversiteyi ve Konya’yı bırakıyor. Belki bir sonraki sene girmeyi ve İstanbul’da bir üniversiteyi kazanmak var. Belki Konya İstanbul’un yaşantısını gördükten sonra biraz farklı geliyor. Ama Metin hayatın çatallarından birisini seçiyor. Üniversiteyi bırakıp tekrar İstanbul’a otelde çalışmaya dönüyor. Bu süre içinde tüm harcamalarını biriktirdikleri ve çalıştıklarından karşılıyor. Bingöl’deki ailesi mütevazi bir gelire sahip. Dışardan bakıldığında zor zamanlar.

Bellboy, barmen, depocu, garson

Metin, 1974 Bingöl doğumlu. Liseyi Bingöl’de okuyor, arkadaşları haylazlık yaparken lisede yabancı dile merak sarıyor. Yabancı dilini lisede geliştirmeye çalışıyor. Anne ve babasının bir zenginliği yok. Babasının lokantası var, Metin’de belli bir yaştan sonra ona hep yardım ediyor. Dayısı Alanya’da Santana adlı otelde yönetici olarak çalışıyor, yaz tatillerinde onun yanına gidiyor. Yaz tatillerini çalışarak geçiriyor. Belki de yabancı dillere olan ilgisi dayısının turizmle ilgilenmesinden ve otellerde çalışma imkânı bulmasından dolayı artıyor. Lise birinci sınıfta otele ilk çalışmaya gittiğinde Metin’i ambara veriyorlar, kola, bira, yiyecek vb taşımaya başlıyor. Bu iş biraz yorucu gelince dayısından bölümünü değiştirmesini rica ediyor. Sonra bellboy oluyor, ön büroda bavul taşıyor, misafirlere yardım ediyor. Oradan mutfağa geçiyor, restoranda çalışıyor. Nerdeyse yaz aylarında önceden planlanmışçasına bir otelin tüm bölümlerini görme fırsatı oluyor. Her bölümde çalışıyor. Belli bir süre sonra dayı – yeğen ilişkisi zor oluyor bundan dolayı yan bir otelde barda çalışmaya başlıyor. Bildiğimiz barmen oluyor. Otel misafirlerine içki hazılıyor.

Etrafınıza dikkatli bakın

Eski Topkapı şehirlerarası otobüs terminalinde elinde bir bavulla uzun yolculuktan daha yeni inmiş etrafına şaşkınlıkla bakan, Anadolu’nun bağrından, Bingöl’den gelmiş bir genci hayal edin. Etraf oldukça kalabalık, bağıran çağıranlar, egzoz kokusuna karışan ter, sıkışık minibüsler. Bingöl’den İstanbul’a çalışmaya gelen gencin burada bir tanıdığı yok. Büyük ihtimalle bekâr evlerinde kalacak. Böyle bir durumu düşünün. Belki de yolda hızla yürürken omzuna çarpmış ve yüzüne bakmadan yolunuza devam etmiş olabilirsiniz.

Sevgili Haydar Dümen sorum var: “Çok eşlilik motora hasar verir mi?”

İnsanoğlu bu … Her gördüğü güzelin kendisinin olmasını ister. Hele erkek kesimi hiç güvenmeyeceksin, gördüğü her güzele ne gözle bakar belli değil. Şimdi Aslı bu satırları okuduktan sonra bana hesabını soracak 2 gün boyunca bu yazdıklarımın bir örnekleme olduğunu internet girişimcilerine bir şey anlatma peşinde olduğumu söyleyip duracağım. Ne kadar inanır bilmem ama sizler için kendimi yakıyorum sevgili arkadaşlar.

Durumun devamı şöyle: Genç insanlar erkek olsun kadın olsun ilk önce bir kişiye aşık olurlar. Bir aşk ile herhangi bir şekilde yetinmeyip gözleri sürekli dışarda olanlar her ortamda tabanı kollarlar, küçük bir fırsat bulduklarında ikinci, üçüncü seçenekleri de stepneye koyarlar. Bu durum yönetilmesi zor bir duruma gelene kadar devam edeceklerdir. Ne zaman ki bu durum domino etkisiyle çöker o zaman elde kalır sıfır. Bir yakalanma tüm sistemi anında yıkabilir. İşin en ilginci tüm kızlara eşit zaman ayrılmaz her biri daha fazla enerji isteyecektir. Arzı sağlayan genç çocuk bu kadar çok kızı bir arada yönetmekte zorlanacaktır. İlk günler her ne kadar zevkli gözüken bir durumda olsa zamanla bu çok aşklılık kavramı tüm taraflar için çekilmez durum alır. Her kız tüm ilginin kendisinde olmasını isteyeceği için problemler birbirini izleyecektir.

Yukarda teorik olarak anlatmaya çalıştığım, Aslı’ya bunun ne kadar bilimsel bir açıklama olduğunu ispatlamaya çalışacağım, üst paragraftan sonra alt yazı olarak şunu yazayım. Evlenmeden önce bir kaç kızla çıkmaya çalışırsanız ne paranız yeter ne enerjiniz. Bir yer gelir patlarsınız veya patlatırlar.

Şimdi duruma evlilikten sonra bakalım. Bir eşiniz var ve sizin hala gözünüz dışarda. Yeni eşler arıyorsunuz. Ne olur gelin beraberce değerlendirelim.

  1. Maddi olarak güçlü değilseniz çökersiniz
  2. Yaşlandıkça enerjiniz düşer, iki ve üç talep kaynağı sizi sömürür, bir yerde motor arıza yapar
  3. Stres katsayınız artar her iki tarafa da ilgi göstermeniz gerekir, ikisi de ilgiden memnun kalmaz
  4. Eğer iki taraf da durumdan haberdar değilse her ikiside tek kendilerinin olmasını ister.
  5. Eğer durumdan 1 taraf haberdarsa her iki tarafta sadece kendinizle ilgi göstermenizi ister
  6. İki tarafında durumdan haberdar olması seçeneği seçenek değildir.

Evlisiniz bir tane metres buldunuz, problemleriniz 2 ye katlanır, iki metres bulursanız bu sefer problemler geometrik olarak büyür. Paranız var ben bunu yaparım kardeşim deseniz bile yaşınız bir yerde buna dur diyecektir. Tüm tarafları sürekli mutlu etmek çok zor olacaktır. Evliykende de bekarken de birden fazla eş başınızı her zaman ağrıtır. O bakımdan akıllı erkekler tek tek evlenirler, tek tek aşık olurlar. Eğer geçiş olacaksa bir öncekini bitirir sonra diğerine geçerler.

Diyeceksiniz ki kardeşim bak Arabistan’da 4 tane eşle 4 farklı sarayda yaşayan şeyhler prensler var ben neden yaşamayım; bir; Ülke farklı, kurallar farklı iki; bu kadar sermayen var mı? Bir de olaydan sinerji olmuyor toplam mutluluk 1 + 1 + 1 + 1 = 4 ediyor mu? 4 evlilik toplamda 1 mutluluk etmez.

Aslıcım buradan sana sesleniyorum. Bu benzetmelerin tümü internet girişimcilerine odaklanma problemini anlatmak için. Sürekli olarak 3-4 proje ile başarı peşinde koşan internet girişimcilerine. Eğer birden fazla internet projesi ile başarılı olmayı düşünüyorsanız yukardaki benzetmelerin bir tanesine otururusunuz.

Örnek yeni girişimcisiniz ve kaynağınız yok ama fikirler *ok gibi. Hepsiyle başlayalım diyorsun. Ne olur kardeşim bakalım. İlk günler hep güzel günler olur, aylar geçtikçe bu projelerin küçük yükleri omzunda kaldırılamayacak yükler haline gelir, hangi sevgilimi bıraksam diye karar veremezsin. Hepsini kaybedersin bir gün. Birde matematiksel olarak maksimize edemezsin çıktıyı. İki projenin toplamı 2 etmez, 1 bile olmaz. O sebeple bir güzele aşık ol ve onlar tüm hayatını birleştir. Neymiş;

Güzele güzel demem güzel benim olmadıkça

Sonra diğer örneğe yatay geçiş yapalım. Bir proje başladınız iyi kötü devam ediyorsunuz bu internet işine ama yolda bir yeni iş modeli gördünüz, çarpıldınız. Bu da benim olmalı dediniz. Sonra ikinci projeye girdiniz. Yani bir eşiniz var birde metres tuttunuz, hatta kuma aldınız. Ne problemleri yazmıştık yukarda. Patlarsınız ya da patlatırlar. İlk işiniz bozulur, yeni iştende istediğiniz verimi alamazsınız, matematiksel olarak maksimize olamazsınız.

Peki bir işiniz var ve bunun doğru iş olmadığı anladınız ama bu işide bırakmak istemiyorsunuz, yeni işe onu yanınıza alarak devam etmek istiyorsunuz. Ne olur ayağınıza ayak bağı olur. Hiç bir taraf mutlu olmaz, ne yeni proje ne eski proje başarılı olur. Yapılması gereken eski eşinizi boşamaktır. Sonra yenisiyle evlenirsiniz. Akıllı erkekler sırayla evlenirler. 3 evlilik bir arada olmaz.

Bir sürü yeni firiniz var hangisiyle başlayacağınıza kalbinizle karar vereceksiniz. Hangisine aşıksınız bir ömür boyu hangi fikirle devam etmek istiyorsunuz onu seçeceksiniz. Doğrusu bu sevgiliyle evlenmek ve çocuklar yapmaktır. Yani yeni işler devam eden işinizin parçası olabilir, bu yatay veya dikey genişleme olabilir ama bu durumda herkes mutlu olur. Siz de eşinizde bunu istiyordur. Yeni çocuklar sizi sever onlarda sizle beraber büyür. Büyür kocaman olur sizi geçerler.

Paranız var evli değilsiniz, evlenmek ve aşık olmak istemiyorsunuz o zaman yatırımcı olacaksınız. Paranız ile şirketlere gireceksiniz sonra karla çıkacaksınız.

« Older Entries