İki İzmir’li girişimciye açık mektup
May 24th, 2009 • Girişimciler
Muhammed’den eposta aldım, epey uzundu. Gelen kutusunda uzun süredir cevaplanmayanlar arasında kaldı. Kendisine cevabı blogumdan yazacağımı ilettim. Çok güzel sorular sormuştu, bu noktaları diğer yeni başlayanlarında okumasını istedim. İşte gelen eposta ve benim açık cevabım:
from: M. YILDIRIM
to: Burak Buyukdemir
date: Mon, May 18, 2009 at 2:59 AM
subject: Girişimci olmak ya da olmamak!
Merhabalar Burak Bey,
Aslında Burak Bey’den ziyade Burak Abi demek istiyorum. Hem daha önce bir iki kez mail atmıştım hem de hemen hergün hakkınız da birşeyler görüp, duyup okuyorum. O yüzden artık tanışmışız sayılır
Neyse Burak Abi, biz iki girişimci genciz.. Aslında henüz girişmcimiyiz bilmiyorum ama bu konuda çok fazla istekliyiz. En büyük özelliğimiz yılmamak. Çok azimliyiz. Zaman zaman daraldığımız anlar olmuyor değil ama bu yola başkoyduk. Bu arada öğrenciyiz aynı zamanda. Ben Dokuz Eylül Elektrik Elektronik arkadaşım ise Dokuz Eylül Bilgisayar Mühendisliğinde. Amacımız birşeyler üretmek ya da geliştirmek. Ekonomik kaygılarımız olsa da bunlar daha geri planda. Soracağım bir kaç şey olacak. Fırsatın olursa eğer, gerçekten dört gözle cevabını bekliyor olacağız.
1 – Projeyi Duyurmak mı yoksa Gizlemek mi?
Burak Abi sanıyorum ki bu işe başlayan herkesin ilk takıldığı noktalardan biridir. Bizde ilk planda gizlemeye çalışıyorduk. Fikrin çalınmasından korkuyorduk. Daha sonra bunu biraz aştık. Hem insanların bizim fikrimizi çalmaktan daha iyi işleri olduğunu hem de projenin başkalara anlatarak gelişeceğini anladık. Nitekim başkalarına anlattıkça onların geri dönümleriyle fikirlerimiz daha da yerine oturdu. Fakat geçen gün değişik birşeyle karşılaştık. Kalkıştığımız işlerden birinin adı ejandam.com idi. Domainide kaydetmiştik. Geçen gün ejanda.com isimli siteyi gördük. Domain 15 gün önce kaydedilmiş ve İzmirden. Bizde İzmirdeyiz. Bu bir tesadüfde olabilir ama yinede bir garip hissettik. Sence fikirlerimizi başkalarına rahatlıkla anlatabilmelimiyiz yoksa nasıl bir yol izlemeliyiz?
2 – Nasıl finanse edilmeli?
Malesef projelerimizin teknik olarak altından kalkamamaktayız. Bu yüzden şu kararı vermemiz gerekti. Acaba kodlayacak kişileri ekibimize mi katacaktık, yoksa bir şekilde para ile mi yaptıractık. Eğer ekibe katacaksak hayalden başka birşey vaat edemiyoruz. Herkes bizim gibi bu işlere inanmadığı için biraz zorluk yaşıyoruz. Şuan kurduğumuz ekipler var ve nispeten kodlamalar başladı ama yeterli değiliz. Sonra para ile yaptırmayı düşündüğümüzde ise başka sorunlar ortaya çıkıyor. Kendi bütçemizle bunları yaptırmamız zor. Bir yatırımcıya sunmak fikrini düşündük. Ama sadece fikirle karşılarına çıkılabilir mi. Yani somut birşeyler de götürmemiz beklenmiyor mu? Kaldı ki yatırımcı bulduk desek bize sadece para mı vercekler yoksa onların teknik ekipleri ile mi çalışabileceğiz.
3- İstanbul’a uzağız
İzmir her ne kadar Türkiye’nin büyük şehirlerinden de olsa kalbi hala İstanbul. Ve malesef biz oraya uzağız. Bu da bize zorluk çıkarıyor. Danışabileceğimiz fazla insan bulamıyoruz. Birçok aktivite, seminer, organizasyon İstanbul’da oluyor. Tabiki İzmir’de de olmuyor değil ama bir adım geride başlıyoruz yinede.
Sonuç olarak Burak Abi iyi giden de birçok tarafımız var ama kötü gidenlerden birazını sana bahsetmek istedim. Şimdi bunlara dayanarak, fikrimizi kendimiz kodlayacamayacağımızı da bilerek nasıl bir yol izlemeliyiz. Tabiki sizden bir yol haritası istemiyoruz ama tecrübelerinize dayanarak bizi aydınlatıcak bir iki cümle paylaşırsanız çok seviniriz.
Ayrıca ben ve arkadaşım yazın staj için İstanbul’da olacağız. İstanbulda olduğumuz da sizinle tanışıp fikirlerimizi anlatmaktan zevk duyarız. Belki de sadece biz ve çevremizdekiler fikirlerin iyi olduğunu düşünmekte. Sizin yapıcağınız bir iki geri dönüm bizim ayaklarımızın daha sağlam yere basmasını sağlayabilir. Son olarak Burak Abi, şirket kurmanın gerekliliğine karar verdik. Aslında uzun zamna önce karar verdik. Ekim ayında bunu gerçekleştirmiş olacağız. Öncesinde bu konuda da fikirlerinizi duymak isteriz.
Teşekkür ederim.
–
Saygılarımla,
Muhammed YILDIRIM
from: Burak Buyukdemir
to: M. YILDIRIM
date: Sun, May 24, 2009 at 12:31 PM
subject: Girişimci olmak ya da olmamak!
Sevgili Muhammed ve ortağı,
Sizin gibi gençlerin girişimci olma isteğinize gerçekten seviniyorum. Türkiye’de okul sistemi genellikle kendi işini yapmak isteyenler için akıl açıcı yollar sunmaz. Üniversiteden mezun olduktan sonra aile çevresi, arkadaşlar, uzak akrabalar ve hatta sonradan tanıdıklarınız bile öğrencilerin büyük bir holding veya şirkete kapak atması için çabalar. Aile çevresinden yaşlıca olanların bu tür girişimci gençlere yönelik olarak;
“Vah vah oysa çok iyi üniversiteden mezun olmuştu, neden kendi işini kurdu?” sorusu yer bitirir. Kime ne dert anlatacaksın. Bu bakış açısına neyin hayalini anlatabilirsin? İşsiz kalmakla kendi işini açmak arasında nerdeyse bir parmak fark var. Her ikiside aynı anlama geliyor gibi davranırlar.
Bu cümle uzunca süren tekelci ekonomik kültürün sonuçlarını açıkça ortaya koyuyor. Ülkemizin ekonomisi 1980′ler den itibaren farklı bir raya geçmiştir. 80′lerin sonunda konvertibiliteyle yurtdışı açılımı gerçekleşmiştir. Burada bu ekonomik kararların doğruluğunu yanlışlığını tartışmayacağım. Sadece 1990′lardan bu yana ülkemiz içe kapanıklıktan ticari olarak işbirliğine başlamıştır. Eskilerin deyimiyle “müteşebbislik” yani “girişimcilik” veya kendi işini kuranların sayısı oldukça artmıştır.
Tabi şimdi bu söylediklerimden şu çıkarılmasın. Mezun olduk hemen kendi işimizi kuralım veya okumaya gerek yok kendi işimize başlayalım. Üniversite eğitiminin girişimci olacakları orta ve uzun vade de rekabette üstün tutacağını, bunun yanı sıra iş tecrübesi olanların kendi işlerinde daha hızlı yol alacaklarını düşünüyorum.
1 – Projeyi Duyurmak mı yoksa Gizlemek mi?
Fikir konusunda bir önceki gün bir yazı yazdım, oraya yönlendireyim ve özetle şunu ekleyeyim. Bir işi başlamadan önce ciddi bir araştırma sürecine girin. Hızlı olun, odaklanın tüm gücünüzü fikrinizin başarılı olup olmayacağı konusunda analize harcayın. Gelecekte bu işin başında olmak isteyip istemediğinizi sorun kendinize. Eğer cevap benim yapmak istediğim 10 proje daha var bu sadece başlayacağımız proje olursa, bırakın bu hayalleri dışarı çıkın arkadaşlarınızla zaman geçirin. Eğer siz bu projenin gelecekte sizin yapmak istediğiniz bir iş olmadığını düşünüyorsanız ve sadece işi satmak için yapıyorsanız emin olun ki, başarısız olursunuz. O işten gelir kazanmak ve işin içinde bulunmaktan dolayı mutlu olacağınız için yapın. Fikrinizin çalınmasından korkmayın. Türkiye’de 70 küsur milyon insan var ve herkes fırsatları kaçırmamaya çalışıyor. Hızlı olacaksınız ve düşündüğünüz işi yapmaya başlayacaksınız, hergün bir önceki güncen daha iyisi olmak için çalışacaksınız. Siz önemlisiniz, sizin o girişimcilik ruhunuz işin parçası değilse fikirler 5 para etmezler. Özetle fikir aşamasını geçin yapmaya başlayın. Yağmurdan bahsetmeyin.
2 – Nasıl finanse edilmeli?
Birincisi işinizde büyük hedefleriniz olsun ama küçük başlayın. Herşeyi yapmak için uğraşmayın. Yazılım, teknoloji işin sadece bir parçasıdır. Esas siz bana satış ve pazarlama için ne düşünüyorsunuz onu anlatın. Yazılım internet projeleri için çok önemli bir parça olmasına rağmen, basit internet projeleri oldukça karlı olabilirler. Kodlayan arkadaşlarınızda sizin isteğiniz ve girişimci ruhu yoksa kimseyi işinize katmayın. Eğer onlarda da bu heyecanı görüyorsanız o zaman ekip olarak karar vermeniz gereklidir. Sadece zorunluluktan dolayı buna karar verdiyseniz o zaman başka yollar arayın. Başlangıçta siz yatırım yapmazsanız size hiç bir yatırımcının inanmasını beklemeyin. Elde tutulan bir örneğiniz, demonuz yoksa yani siz işe inanmadıysanız yatırımcıları bulma, onlara sunum yapmak için zaman kaybetmeyin. Tüm enerjinizi işinize odaklayın. Siz ortaya güzel işler çıkarırsanız zaten sizi herkes bulacaktır.
3- İstanbul’a uzağız
Bu hem avantaj hem de dezavantaj. İşin olumlu yönleri İzmir İstanbul’dan daha ucuz. Maliyetlerinizi oldukça düşürebilirsiniz. Ofis kiraları, çalışan maaşları, yol giderleri vb. İstanbul’dan % 30 – 40 daha az. Bunun yanı sıra iklim çok daha elverişli. İstanbul’a uçakla 50-60 dk. Yazın plajlara, eğlenceye ve dinlenceye çok yakın. İzmir’de bir çok üniversite var, işbirliği için çok elverişli. Yakında Urla’da da bir teknopark açılırsa o zaman deyme gitsin. Bunlar için güzel yönleri, diğer taraftan bütün şirketler İstanbul’da. Reklam dünyasından, internet şirketlerine kadar hepsi burada yerleşikler. Sektörün burada olması iletişimi dolayısyla işbirliği fırsatlarını İstanbul’da olan şirketler lehine çeviriyor. Sosyal ilişkiler İstanbul’da olduça yüksek. Sadece internet şirketleri değil, büyük holdingler ve yatırımcılarda burada yer alıyorlar. Bir de Boğazın muhteşem güzelliği var tabi ki. İşin kısacası İzmir’in pozitif yönlerini kullanıp internet işinizi oradan başlatmanızda hiç sakınca yok. Benim bildiğim pilli network‘ün, cvyolla.com‘un, ortakları İzmir’de yerleşikler. Bunun yanı sıra pabbuc.com İzmir’de kurulmuş bir internet şirketi. Şehir için bahane bulmadan işe odaklanmanız lazım.
Bir işin başarılı olması için binlerce yol olabilir. Benim önem verdiğim 3 nokta var. İşinize, sektöre ve müşterilerinize odaklanın. Ne demek istiyorum. Tek işiniz bu yaptığınız iş olsun. Tencere satarken, sigortada satmayın. İnternet şirketiniz sizin yaptığınız tek iş olsun. Bir sektöre odaklanın. İçerik üretiyorsanız bunu yapın, elektronik ticaret yaparken, trafik sağlayalım hem bu işte tutabilir diye başka bir site açmaya kalkışmayın. O sebeple fikrinizi seçereken vakit harcayın. Son odak noktanız müşteriler. Onları dinleyin, onların memnuniyetini hep ön planda tutun. Sizi başkalarına onlar anlatacaklar. Her bir müşterinizi sizin avukatınız haline çevirin. Ağızdan ağıza böyle yayılacaksınız.
Herkese kapımız açık. Etohum toplantılarımıza katılırsanız sizlerle tanışmaktan mutluluk duyarım. Şirketi niçin kurmanız gerektiğini tekrar düşünün. Gerçekten iş yapıyorsanız şirket kurmak 1-2 haftalık bir işlem. Kafanızda bunu büyütmeyin. İnternet üzerinde katma değerli bir iş yapıyor musunuz veya yapacak mısınız? buna cevap aramaya çalışın. Size tüm girişimcilik serüveninizde başarılar diliyorum.
Selamlar, sevgiler
Burak Buyukdemir
15 Responses (Add Your Comment)
-
-
Öncelikle böyle bir e-posta’yı gönderen İzmir’li arkadaşlarıma ve tabi ki Burak abi sana çok teşekkür ediyorum.
Internet sektöründe girişimcilige gönül veren, uğraş sarf eden bende dahil herkes için çok büyük önem arz eden bir yazı olduğunu düşünüyorum.
Birçok insan kafasında ki soru işaretlerine bu yazı ile cevap bulduğuna eminim.
Bu arada genç girişimcilerin Burak abisine; diğer yazılarınızı dört gözle bekliyoruz.
-
Eray Yavuz May 25, 2009at 6:14 pm
Sanki maili ben atmışım gibi tam benim düşündüklerimi yansıtmışlar maile.. ben henüz liseyi okuyor olsamda projemi şimdiden şekillendiriyorum. senin blogunu takip ederek de bişeyler öğreniyorum ve amacıma daha da yaklaşıyorum..
burak abi bu maili atan M. YILDIRIM’a sonrada bu güzel cevabın için sana çok teşekkür ediyorum. -
Bizi ciddiye alıp cevap yazdığı için Burak Büyükdemir’e çok teşekkür ediyorum. Yazdıklarından çıkarılacak çok dersler var. Bizde bunu yapacağız.
Saygılarımla.
-
Kerim TURE May 27, 2009at 2:41 pm
Burak Hocam ellerine sağlık.
-
Mehmet May 28, 2009at 9:36 am
Benim fikrimce o soruları soran insanlar biraz internet girişimcisi zor olurlar..Mühendislikte okuyorlar ama halen lise çağlarındaki ögrenci modundalar..Bizim memleketimizde kendine güvenen gerçekten birşeyler yapıp ortaya cıkan insanları ne zaman görecegiz cok merak ediyorum dogrusu
-
Muhammed May 30, 2009at 7:17 pm
Hocam yazınız güzel olmuş ancak bazı konularda benimde sorularım olacak.
Girişime başlarken “fikrim geldi” şeklinde yaklaşmamamız gerektiğini artık biliyoruz. Yapacağımız sitenin, ürünün vs. iş planı ve sektor araştırmasının yapılması gerektiği daha önceki e-tohum toplantılarında veya panellerde bir çok girişimci tarafından da vurgulanmıştı. Peki bundan sonraki aşama için ne yapmamız gerekiyor?
Düşündüğümüz proje bazı büyük firmalar ile yarışacak bir proje ise burdaki pazar payından nasıl yararlanabiliriz? Karşımızda birkaç milyon dolar yatırım almış firmalar var. bunlarla yarışma düşüncesi de yanımızda bir destek olmadığı için bizi korkutuyor. projenin development kısmında ilerlediğimiz zamanlarda bile bu korku yüzünden yarım bıraktıgımız işlerimiz oldu. Bu konuda ne yapmamız gerektiğini de anlatırsanız çok yararlı olur. -
“Mehmet” isimli kullanıcının “May 28, 2009 at 9:36 am” tarihli yazısına atfen;
Alıntı metnin orjinali :
“Benim fikrimce o soruları soran insanlar biraz internet girişimcisi zor olurlar..Mühendislikte okuyorlar ama halen lise çağlarındaki ögrenci modundalar..Bizim memleketimizde kendine güvenen gerçekten birşeyler yapıp ortaya cıkan insanları ne zaman görecegiz cok merak ediyorum dogrusu”
Cevap:
Görmeyi merak ettiğiniz zaman, belki bilen insanların bildiklerini öğrenmek isteyenlerle paylaştığı ya da yol gösterdiği zaman olabilir; uzaktan yargılamak ve peşin hüküm giydirmek yerine…
Siz o bilenlerdenseniz, lütfen paylaşın bizimle. En azından Yanlış yapıyorsak bunu duzeltelim. Kaldı ki, yazınızda bahsettiğiniz gibi “kendisine güvenen, gerçekten birşeyler yapıp ortaya çıkan” kişilerden biriyseniz, sizden yeni birşey öğrenmekten zevk duyarız.
Yok eğer o bilenlerden değilseniz, bari bırakın biz bildiğimizi yapalım.
Son olarak, yazınızda katıldığım noktalardan biri : Evet, biz biraz zor internet girişimcisi olacağız. Çünkü biliyoruz kolay olmadığını. Hele ki sadece konuşarak imkansız olduğunun da farkındayız. O yüzden çok çalışıyoruz. Bakalım zaman gösterecek. Gelişmelerden sizi haberdar edeceğim!
Saygılarımla…
-
elinize sağlık burak hocam, bunun yanında muhammet ve ekibine de başarılar umarım ben de dahil herkes sizin Türkiye de öncülüğünü ettiğiniz yeni girişim alanında proje üretmekle uğraşırken engellerden yılmayız
Güzel cevap her zaman daha güzel soruyu sorana verilir. E. E. Cummings
Yukarıdaki sözün yazıya dönmüş hali sanırım