Müslim’in hikayesi

Kapalı bir odada akşam saatlerinde masa başındayım. Sıkıcı bir gün daha geçmişti. Sadece 2 aylık bir danışmanlık için burada bulunuyordum. Çalıştığım mekânın dışında bina ve çevre aslında muhteşemdi, ama iş ortamı gerginleşmişti. Neden bu danışmanlığı verdiğim konusunda artık en ufak fikrim bile kalmamıştı. Tam bu sırada ofisi temizleyen görevli geldi, masanın altındaki çöpü aldı, büyük poşetine boşalttı ve gülen bir ifadeyle iyi akşamlar diledi. Adı Müslim’di. Hollanda başkonsolosluğunun temizlik işlerini yapıyordu. Bana ne yaptığımı sordu, anlattım. Aslına bakacak olursanız bildiğimiz bir temizlikçiye hiç mi hiç benzemiyordu. Öğrenmeye açtı ben internetten bahsediyordum, o da dakikalarca sorular sorup dinliyordu.

Danışmanlığımı verdiğim süre içinde Müslim’le daha sık konuşur olduk, iş aralarında gelir, sohbet ederdik. Hollanda Başkonsolosluğunda başıma gelen en güzel şey aslında Müslim’le tanışmam oldu. Bir de oradan hatırladığım Başkonsolos Marco Hennis’ti. Sıra dışı birisiydi. Bana sanki onun uzun süredir görmediği arkadaşıymışım gibi tüm konsolosluğu gezdirdi. Herkesle tanıştırdı, kendi hobilerinden bahsetti, Afganistan’dan getirdiği eşyaları, resimlerini gösterdi, hayatından bahsetti. Gerçekten çizginin dışında birisiydi. Hayat bazen size birkaç armağan verir, siz onu o zor alandan çıkartıp alırken bunların ne olduğunu anlamazsınız. Demlendikten sonra alırsınız tadını.

Müslim’le tanıştığımız sıralarda “Kümesteki kartal neden uçamaz” ın baskıya hazırlandığı sıralardı. Bir gün konuşmalarımız sırasında kadrolu olarak çalışırken onu işinden çıkartmak istediklerini, dışardan şahıs firması kurmaları gerektiğini istediklerini söyledi. Bunu ilk başta kendisine yedirememişti. İtiraz etmiş, bunun olmaması gerektiğini çalıştığı kişilere anlatmaya çalışmış. Ne ettiyse başaramamıştı. Kendisi zorunlu olarak şahıs şirketi kurup dışardan konsolosluğa hizmet etmeye devam etmeye ben danışmanlığı bıraktığımda devam etti. Bunun bir fırsat olduğunu yıllar sonra tekrar buluştuğumuzda anlattı. Kafamda bir ışık yandı diyor. O gün çok kızmıştım ama bu benim hayatımı değiştirdi, dedi.

Hiç bağı hiç kopartmadık. Müslim her bayramda beni aradı. Kitap bittiğinde haber verdim. Kitabı bir çırpıda okumuş. Kendine oradan dersler almış, hatta çevresindekilere kitabın belli bölümlerini anlatmış, okumuş. Üzerinden 1 yıla yakın zaman geçtikten sonra Müslim beni tekrar aradı. Yeni bir ofise taşındığını söyledi. Çekingenlikle beni davet etti. Çok güzel değil ama gelirseniz çok sevinirim dedi. Girişimcilerin ofislerini görmeyi aslında çok seviyorum, ancak hemen ziyaretine gidemediğimi hatırlıyorum. Buluşmamız ve benim onu ziyaretim birkaç haftayı buldu. Araya işler girmiş olabilir. Şimdi geriye dönüp neden bunun bu kadar uzadığını hatırlamıyorum. Belki bir internet şirketi değildi onun için acele etmemiş olabilirim. Müslim bir temizlik şirketi kurmuştu.

Okmeydanı’nda bir hanın ikinci katında 30-40 m2 lik iki masa 3-4 sandalyeden oluşan bir ofisti. Asansörü olmayan Anadolu’daki muhasebecilerin ve avukatların toplandığı o bildiğimiz hanlara benziyordu. Hiçbir üniversite öğrencisinin hayal edemeyeceği kadar güzel bir ofisti burası. Müslim çekiniyordu. İşte mütevazi ofisimiz burası diyordu. Belki de benim küçümseyeceğimi düşünüyordu. Dışardan çaycı geldi. Hani düofonlarla ısmarlanan çaylardan bu. Markayla alınan çaylardan. Büyük holdinglerde bulamayacağınız kadar lezzetli çaylardan. Sallama olmayan yeni demlenmiş çaylardan.

Müslim çok iyi hatırlıyorum o zaman bana şirketlerini nasıl kuruduğunu ve internet sitelerini nasıl kurduğunu çok açık gönüllükle anlatmıştı. 2006 olması lazım. Şirketi eşiyle beraber kurmuşlar. İlk bilgisayarını kredi kartına taksitle almıştı. Cebinde birikmiş hiç parası yoktu. Hollanda başkonsolosluğunda temizlik işleri yaparken dışarıda araba alım satımından belli bir para kazanmış ve bunu da şirketi kurduktan sonra bırakmaya karar vermişti.

Müslim’in ofisinde 1-2 saat geçirdim. Neler anlattığımı açıkçası hatırlamıyorum. Müslim dün bana o ziyaretin ne kadar çok önemli olduğundan bahsedene kadar genel konuştuğumuzu düşünüyordum.

“Bizim ofisimizi ziyaret etmeniz bize motivasyon vermeniz bizi çok etkiledi” dedi.

1970 Sivas doğumlu. 5 kardeşler. 3 erkek 2 kız. Müslim en küçükleri. Liseyi okurken babasının hayvancılık işlerine yardım ediyor. 15 yaşında ticarete başlamış.

“Sivas’ta bizim belirlediğimiz fiyat piyasa olurdu, o yaşta hayvan alıp satımına başlamıştım, babama yardım ediyordum. Girişimcilik belki o günlerde bende doğdu” diyor

18 yaşına kadar Sivas – İstanbul arasında gidip geliyor. Akrabalarının yarısı İstanbul’daymış. Liseyi bitirince İstanbul’a gelmiş. Ona Hilton’a girmelerinde yardımcı olmuşlar. Hilton’a bulaşıkçı olarak girmiş 9 ay boyunca çalışmış. Bulaşıkhane’den kurtulma yollarını aramış. Lisede elektronik elektrikle de uğraştığı için otelin teknik bölümüne girmeyi başarmış. Sivas’ta hayvan ticareti yaparken elektrik elektronikçilerde de çalışmış aslında. Orada tamir işlerini öğrenmiş. Hilton’da teknik bölümde çalışırken dışarıda Alman bir firmanın elektrik ürünlerini satmak istemiş. Onu 6 boyunca eğitime almışlar. Eğitim sonunda bu firmanın santrallerini kurmaya başlamış. Saat 3’e kadar otelde çalışıyordum sonra bu işe gidiyordum diyor.

Otelin teknik bölümünde çalışırken kat hizmetlerinde çalışanların onlardan daha iyi maaş aldığını fark eder. Kat hizmetlerine geçmeye karar verir. Katlarda çalışanlar 1500 – 2000 YTL gibi maaş alıyorlardı. Burada fırsat olduğunu düşündüm diyor. Teknik bölümde 2 sene kat hizmetlerinde de 3 sene çalışmış. Bu sırada temizliğin ince noktalarını öğrenmiş. Aslına bakacak olursanız yaşımdaki akış içinde teorik terimlerle satış, pazarlama ve operasyonu birebir uygulamış. Buradan nereye geleceğim takip edin.

Hilton’dan ayrılmaya karar vermiş ve ilk girişimcilik deneyimini kayınbiraderiyle yapmış. Bir mobilya atölyesi kurmuşlar. Onun düşüncesi kataloglar oluşturup büyük firmalara ve diğer mobilya dükkanlarına bu katalogları bırakıp aktif satış yapmak ve standart ürünler yaparak büyümekmiş. Olmamış ortağı ile anlaşamamışlar. Bu işten ayrılmış. Biriktirdiği tüm parasını bu girişimcilik deneyiminde harcamış. Daha sonra Hilton’dan tanıdığı yöneticisinin yardımı ile Hollanda başkonsolosluğuna girmiş. Orada temizlik, bahçıvanlık hatta teknik işleri yapmaya başlamış. Hollanda başkonsolosluğunda tam 5 yıl çalışmış. Bu sırada hafta sonları açık araba pazarlarında araba alıp satmaya başlamış. Bu işi bırakana kadar 1200 araba satmış. Araba alıp satmak çok karlı işti ama ticari ahlak çok bozulmuştu artık buna dayanamayıp bıraktım dedi.

Konsoloslukta çalışırken bir gün kadrodan çıkartılıp dışardan şahıs firması olarak hizmet vermeleri istenince aslında tüm hayatı değişmiş. İlk başta buna çok kızıp itiraz etse de bunu bir fırsat olarak değerlendirmiş.

“Kendi temizlik işimi kuracaktım ve ilk referansım Hollanda Başkonsolosluğu olacaktı.” diyor Müslim.

Olaya diğer bir gözlükle bakarsanız aslında bu resmen işten kovulmasıydı. Bardağın dolu kısmını görmek bu olsa gerek. Şahıs şirketini kurduğunda ne yapacağını nasıl müşteri bulacağını hiç bilmiyormuş. Bu sırada bir film prodüksiyon şirketinin temizlik işi gelmiş ama hiçbir malzemesi yokmuş. Arkadaşlarını tanıdıklarını toplamış, bir taksi tutmuş, biraderinin arabasını da almış ve temizlik yapacakları yere gitmişler. “Sadece çek çeklerimiz vardı. Elimizde doğru dürüst temizlik malzememiz bile yoktu, bu işten 1.700 YTL para kazandık, 700 YTL si masraflara gitti, kalan 1.000 YTL ile ilk elektrikli süpürgemi aldım” diye anlattı. O zaman bu işi daha da büyüteceğine olan güveni gelmiş. İlk kazandığı bu parayı hala aynı heyecanı yaşayarak anlatıyor.

Böylece kendi işini kurmuş, hatta şahıs firmasını birkaç sene sonra limited şirketine değiştirmiş. Hatta muhasebecisi yeni bir firma kurdurmayıp geçmişi temiz bir firmayı satın almalarını önermiş. Öyle yapmışlar. Kurulum masraflarına eski bir firmayı satın almış. Müslim’in yaptığı iş Çevre Grup Temizlik için bir internet sitesi yaptırmak olmuş. Perpa’dan bir yazılım şirketine ilk sitelerini yaptırmış.

“Google’da “temizlik şirketleri” kelimesini arattıklarında ikinci sayfada geliyorduk, bunu daha yukarılara çekmek için daha sonra başka bir firmayla da çalıştım, nerdeyse tüm işlerimizi internetten bulduk” diye anlattı.

Siteyi açtıktan sonra ilk müşterisi Ankara’dan bir şirket oluyor. İnternetin gücünü böylece daha fazla anlıyor Müslim. İlerleyen zamanlarda internet sitesini daha da geliştiriyor. Bizim onunla görüşmediğimiz zaman sürecinde temizlik şirketini adım adım geliştiriyor. Hatta bu süre içinde kendisi de işin inceliklerini teklif vermeyi işi bağlamayı, satışı, operasyonu vb. birçok şey öğreniyor. En son buluştuğumuzda yeni bir yere taşınacağından bahsetmişti. Okmeydanı’ndaki ofis onlara dar gelmeye başlamış ve daha iyi işler almaları için ofis değiştirmelerinin gerekliliğini görmüş.

Dün Müslim’le tekrar buluştuk. Ofisi değiştirmişti. 60’a yakın çalışanı olmuştu. Yılda toplam 200.000 m2 lik bir alanı temizlemeye, 40 şirkete sözleşmeli hizmet vermeye ve aylık 60 şirkete geçici temizlik yapmayı başarmışlardı. Şirketini üç bölüme ayırmıştı, peyzaj, ilaçlama ve temizlik. Peyzaj için yanında ziraat mühendisi çalıştırmaya başlamış. ISO belgesi almış. Kurumsallaşmak için şirketini yapılandırmaya girişmiş. Toplam cirosu geçen sene 500.000 YTL ‘ye yaklaşmış bu sene 1.000.000 YTL yi geçeceğini söyledi. Bir düğünde tanıştıkları ve şirketi birlikte kurdukları eşi yeni doğan bebeklerine baktığı için tüm iş Müslim’in omuzlarında. Filmlerin sonundaki gibi oldu ama Hollanda başkonsolosluğunda onu işte çıkaran memurlar büyük ihtimalle ya emekli olmuşlardır veya hala EU ile aldıkları maaşlarıyla işlerine devam ediyorlardır.



6 Responses (Add Your Comment)

  1. Bir solukta okudum, enfes bir başarı hikayesi. Bu tür “gerçekler” benim için en güzel motivasyon aracı.

    Paylaştığın için teşekkürler Burak

  2. insan arkasına yaslanıp, şöyle bir gözlerini kapatıyor… Aslında hepimizin var benzer hikayelerimiz. belki birebir aynı değil ama benzer işte.. bunları düşünüp tekrar umutlanıyor insan.. Ve gözlerini açtığında daha bir hırsla sarılıyoruz…

    teşekkürler Burak Hocam..

  3. Müslim Bey’in firmasının Uygunteklif müşterilerinden biri olduğunu fark ettim, daha yakın hissettim kendimi :)

  4. Girişimcilik üzerine mükemmel bir hikaye olmuş. Sanırım kitapta da bunun gibi (sadece internetle ilgili olmayan) girişimcilik hikayeleri okuyacağız. Sabırsızlanıyorum yeni kitap için.

  5. Butür başarı hikayeleri ben gibi girişimcilik ruhu ile dolup taşanlara örnek teşkil ediyor.. Güzel yazı için teşekkürler.

  6. Okumaktan müthiş keyif aldım. Çok teşekkürler


Leave a Reply

Formatting: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>