Nokta.com’un başarı öyküsü

2000 yılı Kasım ayı, bir öğlen vakti. Havanın nasıl olduğunu anımsamıyorlardı ve önlerindeki günlerde nasıl olacağını da bilmiyorlardı. Emlakçı önde, gençler arkada yürüyorlardı. Gelincik sokakta bir apartmanın giriş katını görmeye gidiyorlardı. Ofis için ne kadar yer baktıklarını hatırlamıyorlardı. Birden kendilerini bu apartman dairesinin içinde buldular. Kapıdan içeri girdiklerinde hayal ettiklerini bulamadılar. Etraf dökülüyordu. Boya bakım gerektiriyordu. Mutfak tekrar elden geçmeliydi. Ofise benzetmek için çaba harcamak lazımdı. Boş dairenin içinde emlakçıyla gezen gençler burayı eli yüzü düzgün bir hale getireceklerini birbirlerine sesizce bakarak anlatabiliyorlardı.

Burçin ODTÜ İnşaat Mühendisliğinden mezun olmuş ve inşaat işleri için bir ortağıyla beraber bir şirket kurmuşlardı. Yapmakta oldukları bir bina vardı. Bu ofisi hem bu şirket için hem de uzun süredir 6 yakın arkadaşlarıyla beraber kurmayı düşündükleri internet işleri için tutacaklardı. Gerçi internet üzerinde yapmak istediklerini tam olarak bilmiyorlardı ama 6 arkadaş uzun süredir bir arada olup birlikte iş yapmak için düzensiz olarak toplanıyorlardı. 2000 yılında sık sık Tümay’ın evinde bir araya gelip gelecek için planlar yapıyorlardı. Ne şirketin adını ne de iş modellerini ortaya koymuşlardı. İnternetin tüm dünyada hızla büyümesi ve üniversitedeyken internette site kurarak trafik elde etmeyi öğrenmiş olması onları bu sektöre çekiyordu.

Kirası oldukça makuldü, aylık 250 TL. Tümay, Burçin ve Başar’ın evi buraya oldukça yakındı. Karar vermişlerdi. Apartmanın giriş katındaki bu daireyi gelecekte kuracaklarını hayal ettikleri şirket için tuttular. Ofisin içini düzeltmek için bir usta buldular. Tuvaleti, mutfağı ve odaları tek tek elden geçirdiler. Duvarların bir kısmını kendileri boyadılar. Buzdolabı için spotçuları gezdiler. Sade bir dekorasyonu, halı ve perdelerle tamamladılar. Ofiste açık bir masa sistemi olacaktı, yan yana oturacaklardı.

11 Temmuz 2008 Cuma günü Ankara’ya yolculuk için sabah erken saatte kalkmıştım. Sabiha Gökçen’e gitmek için epey bir yol vardı. Sabahın 5 gibi genellikle yollar boş oluyordu. Aslı’yı da beni havaalanına bırakması için uyandırdım. 102 nolu uçuş için sabah 6 ‘da giriş kapısında uzun bir kuyruğa girmiştim. Serin bir hava vardı. Eğer yolculuklar sürekli olmazlarsa gerçekten eğlenceli oluyor. Yolculuklar iş için ve haftanın her günü olduğundaysa çekilmez hal alabiliyor. Aslında havaalanlarını seviyorum, uçağı beklerken bana düşünme fırsatı veriyor. Ortam değiştiği için farklı bir bakış açısıyla bakabiliyorum. Çok yüksek tavanlar, ferah bir ortam yeni fikirlerin çıkmasına hep fayda sağlıyor.

Nokta.com’un kurucu ortaklarıyla Blogcu.com sitesini satın aldıklarını açıkladıkları basın toplantısında tanışmıştım. Orada ilk defa kısa hikâyelerini dinleme fırsatım olmuştu. Uzun uzadıya konuşamamıştık, sadece kartvizitlerini almıştım. 2007 yılı Mayıs başında Burçin’e nokta.com’un hem ortaklarıyla tanışmak hem de kuruluş öykülerini dinlemek için eposta göndermiştim. 11 Mayıs’ta ilk Ankara ziyaretimi yapmıştım, Nokta.com’un Gelincik sokaktaki ofisini değil ama yeni binalarını o gün görme fırsatım olmuştu. Mayıs ayında tüm ortaklarla tanışma fırsatım olmamıştı. Burçin Didinedin’le beraber hem havadan sudan hem de Türkiye’deki internetin durumundan bahsettiğimizi hatırlıyorum, tabi ki Nokta.com’un öyküsünü de dinleme fırsatım olmuştu.

Sanırım uçağın tekerlerleri yere çarpınca uyandım. Ankara’yı çok iyi bilmiyorum, Nokta’nın ofisi Esenboğa’nın tam aksi yönünde yaklaşık 40 – 50 dk saat sürüyor. Bahçe içinde 3 katlı bir eve geldik. Beklediğim ofis bu değildi. Daha Amerikanvari bir internet şirketi bekliyordum. Nerede nasıl olur bilmiyordum ama aklımdaki bu değildi. Ön ve arka bahçesindeki bahçesiyle stresten uzak bir mekâna geldiğimizi hissettim. Eve pardon ofise girdiğimizde mutfakta açık büfe kahvaltı bizi bekliyordu. Şaşırmıştım, büyük bir mutfak yine büyük bir arka bahçeye açılıyordu. Samimi birçok arkadaşla beraber kahvaltıya başladık.

Saatler ilerledikçe tüm herkes yavaş yavaş gelmeye mutfakta birbirleriyle selamlaşmaya ve beraber kahvaltı etmeye başladılar. Ofiste değil evlerinde çalışıyor gibiydiler. Arka bahçede yere atılmış büyük renkli yastıklar, yeşil çimenler, yere kadar camlı mutfaktan dışarı bakınca tatil havasını andırıyordu. Belki her gün aynı mekânda çalışan birisi için bu hissi uyandırmayabilir, ancak İstanbul’un o gürültülü karmaşasındaki birçok ofisle kıyaslanmayacak bir havası vardı.

Tümay Asena 1973 İzmir doğumlu. Başar’la beraber İzmir 60ncı yıl Anadolu Lisesini okurlar. Ailesinde ticaret yapan kimse yoktur, kardeşi de teknoloji sektöründe mültimedya eğitim işiyle uğraşır. Ailesi İzmir’de yaşamaktadır. Anne ve babası devlet memurudur. 1991 yılında ODTÜ İşletme bölümünü kazanır. Okula gitmek yerine dağcılık kulübüne daha fazla zaman ayırmaya başlar. Bu sebeple 2nci sene İşletme bölümünden ayrılır. Bu duruma ailesi çok sinirlenir. Kimseye duruma ikna edemez. Aynı sene tekrar üniversite sınavına girer ve Bilkent Arkeoloji’ye geçer. Beklide üniversite sırasında gezip tozmasa İşletmeyi bitirecek ve bir şirkette veya bankada uzman olarak işe başlayacaktı. Bilkent’ten mezun olduğunda ODTÜ’de 1,5 sene asistan olarak çalışır. Berkley üniversitesi akademisyenleriyle Lidya’nın başkenti olan Sardes’deki (Manisa’ya bağlı Salihli yakınlarında) kazılara katılır. Bu kazılarda arkeoloji ve yabancıların çalışma metotları konusunda tecrübe kazanır. Burçin, Başar ve Tolga’yla beraber Üniversite’nin kayak takımındadır. Aynı kuşaktan olduklarından sürekli beraber olurlar. Bilgisayarla ilgisi kendi kendine oluşur. Html konusunda kendini geliştirir, ancak programlama öğrenmez. 2001 yılında Amerika’ya gittiğinde 4 aylık e-ticaret programına katılır. Daha sonra Berkley Üniversitesinde 12 aylık ecommerce eğitimi alır. Haftada 3-4 gün 2şer saat olan bu eğitimler yöneticilik ve internet teknolojilerini öğrenmesi bakımından çok faydalı olur. Tümay 2005 Ağustos ayında evlenir.

Çağatay Karabulut 1973 Gökçeada doğumlu, orada büyümüş. Anne ve babası öğretmendir. Büyükbabası Bulgar göçmeni, tütün alıp satarlarmış, ailede ticaretle bekli de sadece o uğraşıyor. Liseyi İzmir’de İnönü Lisesinde sosyal ağırlıklı dersler seçerek okur. Eğitim hayatı boyunca birkaç okul değiştirir. ODTÜ’ye gitmeyi çok ister. Üniversite seçme sınavları sonucunda ODTÜ Sosyolojiyi kazanır. Hazırlık okur, diğer ortakları gibi oldukça haylaz bir dönem geçirir. Zamanın çoğunu üniversite yerine dağlarda geçirir. ODTÜ dağcılık kulübünde 200 kişi oldukları zaman yılın 2 ayını dağlarda geçirirler. Dağcılık kulübünün diğer bir üyesi ve daha sonra ortağı olacak Başar’la da burada tanışırlar. Çağatay, Başar’ın annesi Sevil hanımla daha önce tanışmamış, Başar’ın ve Çağatay’ın annesi daha önceden tanışırlarmış ve evlerinde birbirlerinden sık sık söz ederlermiş. Bu rastlantı onların daha yakın olmalarını sağlamış. Başar, Tümay ve Çağatay aynı eve çıkarlar. Başar ve Tümay 2nci sınıftayken Çağatay ODTÜ sosyoloji bırakmak için ve tekrar üniversite sınavına girmek için bir süre İzmir’e geri döner. Sosyoloji için okuduğu hazırlık sınıfından sonra Bilkent Arkeoloji’ye geçiş yapar. Çağatay kazıları çok sever. Sabah erken saatlerden öğlen vakitlerine kadar süren kazı çalışmaları ve öğleden sonra dokümantasyon yapılması, akşamları notların değerlendirilmesi, 4 sene boyunca kazılardan çok zevk alır. Çoklu bir disiplin olduğu için birçok şeyi kazılarda insanlarla tanışarak öğrendiğini ve sosyal bir ortam sağladığını düşünüyor. Bilkent Arkeoloji’ye geçtikten sonra ODTÜ’de arkadaşları dağcılık kulübünde kaldığı için sıkıntılı bir dönem geçirir. Dağcılık kulübünü bırakmaz. Dağcılıkta hayat riski bulunan eğitimler, kulüp faaliyetleri, organizasyonlar, genel kurullar tüm ortakları bir bakıma iş hayatına hazırlar. Dağcılık kulübünde Burçin Didinedin ortaklara bir bakıma ağabeylik yapar, onları yönlendirirmiş. Arkeoloji bölümünde okuman, araştırma ve kütüphanede geçen zamanları arttırır. İnternetin tüm bunları kökünden değiştirmesi Çağatay’ın da ilgisini çeker. 4 senede üniversiteyi bitirir. Tümay bir gün internet fikriyle çıkagelir. Yapacağımız işin içinde biz olalım ne iş olsa yaparız der.

Tolga Güneş 1972 Ankara doğumlu bir İzmir’li. Ankara Anadolu Lisesinden mezun olduktan sonra bilim adamı olmak ve idealleri uğruna 1990’da ODTÜ fizik bölümüne girer. Bu bölümde okurken kültür şoku yaşadığını, kendisini beklentileriyle uyuşmayan bir dünyada bulduğunu anlar. Fizik bölümünde okurken spor ve dağcılıkla uğraşmaya başlar. O da haylaz bir öğrenci olur. Bölümde başarılı olamayacağını ve bunun kendisini tatmin etmediğini anlar. Bir yıl içinde dağcılık kulübünde 3-4 faaliyete katıldığında nerdeyse toplam 2 ayı dağlarda geçirmeye başlar. Kaçkarlar, Aladağ ve birçok eğitim okuldan daha çok vaktini dağcılıkla ilgilenmeye ayırır. Kulübün yönetiminde yer alır. Yönetim ekibi olarak tecrübe kazanırlar. Dağcılık kulübünde işleyiş düzeni oluştururlar, eğitim politikalarını belirlerler, yürütme kurulu, teknik kurullar, denetleme kurulları gibi birçok yapıyı hayata geçirirler. Bu dağcılık kulübünde olanları iş hayatına oldukça yakınlaştırır. ODTÜ fizikten ayrılır ve İzmir 9 Eylül Üniversitesinde işletme okumaya gider. O sırada internetle tanışır. ODTÜ’deyken siyah ekranlara girip çıkarken İzmir’e geldiğinde Windows 95’le tanışmıştır. Web tasarımı ve 3D’yi merakla öğrenmeye başlar. Kendi kendine öğrenmeye başlar. İnternetin bu ilk günlerinde html, dreamviewer, flash ve diğer birçok programı kullanmayı öğrenir. Almanya’dan gelen bir Türk’ün girişimi olan turkeywhite.com’da çalışmaya başlar. Okul bittikten sonra asp, php yazılım işlerini de öğrenir. Askerlik sonrasında evlenir ve eşinin işi sebebiyle Denizli’ye taşınırlar. Orada bazı internet şirketlerinde çalışır. Bu sırada Ankara’daki ekiple bağlantısını hiç koparmaz, yüz yüze olmasa da telefon ve internetle sürekli iletişim içinde bulunurlar. Üniversitedeki dağcılık arkadaşları bir gün şirketi kurmak için adımları atmaya başladıklarında Ankara’ya çağırırlar. Eşi bankadaki işinden ayrılır, arkadaş çevresi olduğu için oradan ayrılmaları kolay olmamıştır. Tolga arkadaşlarıyla beraber çalışmanın vereceği güvenle internette tam ne yapacaklarını bilmeden ailesini Denizli’den Ankara’ya taşır. Tolga şirket kurulduktan sonra alan adı işine bakar. Belli bir süre tasarım ve programlamaya elini değdirmiş olsa da onlara çok zaman kalmaz.

Gelincik sokaktaki ilk ofiste ilk çalışmalara başlarlar, açık ofis sisteminde, tek masa etrafında toplanıp bütün günlerini internet üzerinde geçirmeye başlarlar. İlk düşündükleri iş modeli freeinfosearch.com’du. İngilizce içerik birleştirerek trafik oluşturmayı planlamışlardı. Tümay üniversitede 3ncü sınıfta arkeoloji konusunda ders projesi olan basit bir dizin oluşturmuştu. Bu İngilizce dizin internette önemli kaynakları bir çatı altında topluyordu. Arkeoloji konusunda önemli bağlantıların bir arada bulundurmak aslında kendisinin buna ihtiyaç duyduğundan dolayı olmuştu. İnternette o kadar çok kaynak olmaya başlamıştı ki bu dizinin değeri gün geçtikçe artıyordu. Önemli kaynakları bir arada tutmaya başlaması trafik oluşturmaya başlamıştı. Zamanla bu sitenin trafiği olduğunu ve site üzerine koyduğu ortaklık programlarının da çalıştığını gören Tümay aslında o zamanlardan itibaren iş modelini keşfetmişti. Eğer kaliteli trafik oluştururlarsa bunu nasıl gelire çevirebileceklerini biliyorlardı. Altavista, yahoo, looksmart, goto.com sitelerinin nasıl çalıştığını iyice analiz ettikten sonra amazon.com’un iş ortaklığı programından para kazanmaya başlar. Üniversitede okuyan bir öğrenci için oldukça iyi gelir elde edince bunu yakın arkadaşlarıyla da paylaşır. Gündemi disiplini olmayan şekilde internette neler yapabileceklerini konuştukları toplantı dizisi bu projeyle başlamış oluyordu.

Tümay’la Başar İzmir’de Liseden tanışıyorlardı. Başar’la Çağatay’ın annesi öğretmen ve onlar daha önceden uzaktan tanışmış olmalarına rağmen ilk defa üniversitede bir araya gelirler. Çağatay’la Tümay bir dağ tırmanışı sırasında İzmir ekibinin onlara bir kaza için yardıma gelmesiyle, Burçin ve Tolga’yla bir önceki dönem üniversiteden, Tuna’la dağcılık kulübünden tanışırlar. Ekip 6 kişidir. Tümay, Burçin, Başar, Tuna, Tolga, Çağatay. Hepsinin kesiştiği yer ODTÜ dağcılık kulübüdür. Beraber birçok tırmanışa katılırlar. Aynı spor kültürüyle uzun süre birlikte çalışırlar. Beklide şirket kültürü bu sırada oluşmaya başlamıştır. Dağa çıkarken hayatınızı bir iplikle bağladığınız kişiye iş hayatında güvenmek çok daha kolay olacaktır.

6 ortak 2000 yılında freeinfosearch.com iş modelini yurtdışında yapıldığından yani kanıtlanmış bir iş modeli olduğunu düşündüklerinden uygulamaya geçtiler. Freeinfosearch.com projesine de böyle başlarlar. Üyelere eposta göndererek doğrudan pazarlama yapmaya başlarlar. Üyelikte izinli pazarlamaya dikkat ediyorlar, sadece üye olanlara eposta gönderiyorlardı. 1-2 sene içinde üye sayısı yüksek rakamlara ulaşmıştı. 2000 yılının Kasım, Aralık aylarında aylık 300 USD gelirleri olmuştu. 2001’in ilk aylarında 400 USD olmuş ama 146 USD lık çekleri geri dönmüştü.

2000 yılı Kasım ayında Türkiye’de küçük bir ekonomik çalkalanma daha sonra 2001 krizi olmuştu. 6 ortaklı bu oluşum henüz şirket kurmamışlardı. İnternet üzerinde para kazanmaya başlamışlardı ve hedefleri İngilizce içerik konusunda trafik yaratmaktı. 2000‘li yılların başında sadece Türkiye’de değil tüm dünyadaki, özellikle Amerika’daki internet şirketlerinde de büyük bir ekonomik kriz oldu. Borsanın hızlı çökmesiyle beraber 1995 ‘lerden bu yana İnternet şirketlerine yönelik yükselen ilgi birden bitme noktasına gelmişti.

Öğrencilikten yeni çıkmış ortaklar için bu kötü şartlar aslında çok önemli değildi. Sadece aylık 500 USD kazanmaları ofis masraflarını kazanmalarına yetiyordu. Ortakların çoğu bekâr olduğu için imkânlarını zorlayabiliyorlardı. Gece gündüz çalışmaları ve beraber aynı evi paylaşmaları mümkündü. Kriz sonrasında Amerika’da ayakları yer basan iş ve gelir modelleri uygulanmaya başlayacaktı. Bu aslında bir fırsat doğuruyordu. Performans tabanlı reklâmların etkinliği artacaktı. Affiliate marketing yani iş ortaklığı projeleri ortaya çıktıkça oluşturdukları trafiği gelire çeviriyorlardı. Freesearchinfo.com’da 6 ortak editör olarak çalışıyordu. İçerikleri ve yönetimi yapıyorlardı. Ofisin ilk tutulması ve daha sonraki masrafları için gerekli sermayeyi Burçin ve Tümay koymuşlardı. 20-30.000 TL yi geçmeyen ilk sermayeleri onları ancak 4-5 ay ayakta kalmalarını sağlayabilirdi. Ekipten kimse programcı değildi, ancak html ve basit programlama tekniklerini öğrenmeye başlamışlardı. Hiç elemanları yoktu tüm işleri kendileri yapıyorlardı. Bulaşığı dönüşümlü olarak yıkıyorlardı, alışverişe çıkıyorlardı.

2001’de Amerika’da çok yükselen borsa balonun patlaması iş ortaklığı modellerinden kazandıkları çeklerin ödenmemesine yol açamaya başladı. Trafik oluşturup alışverişe veya ortaklara trafiğe çevirdikleri iş modelinde bu sebepten dolayı sorunlar oluşmaya başladı. Ortaklar bu şekilde trafik konusunda yeni yöntemler aramaya başlarlar. Alan adlarının aslında doğrudan trafik oluşturabileceğini öğrenirler. Gardeningtools.com alan adı doğrudan tarayıcı adres kutularına yazıldığını ve bununda hedef kitleyi siteye getirdiğini görürler. Alan adlarının bu sihirli gücü onları bu sektörü daha yakından incelemeleri gerekliliğini gösterir. Kriz sırasında birçok alan adı yenilenmeden düşüyordu. Bu alan adlarının nasıl satın alabileceklerini onlarca denemeden sonra öğrenmeye çalışırlar. Birden ana iş alanları alan adları olmuştur. Kriz sırasında çeklerinin ödenmemesi onları yepyeni bir alana doğru itmiştir.

Organik trafik oluşturmaya ve bunu gelire çevirmeye başladıkça alan adı sektöründeki bilgilerini ve odaklanmalarını daha da arttırırlar. Alan adlarını aldıkça bu isimlerin daha sonra değerleneceğini ve satabileceklerini düşünürler. Türkçe isimlerin nerdeyse çoğu boş olduğu dönemde alan adlarını almaya başlarlar. Zamanı dolmuş düşen İngilizce isimler için bir sistem geliştirirler. Tümay bir bayram tatilinde ofise kapanır ve düşen alan adlarının sistematiğini çözer. Bu alan adları Türkiye zamanına göre her gün 14:00’da belli olduğu için sabahtan çalışmaya başlayıp o zamana kadar satın alacakları isimleri belirlemeye başlarlar. Her gün sabahtan bu işi yapıp öğle yemeğinden sonra alan adlarını satın almaya başlarlar. Bu işlemleri ilk önceleri elle yapmaya çalışırlar. 6 ortak aynı zamanda en hızlı şekilde alan adlarını alamaya çalışırlar. Ofiste 5 bilgisayar olduğu için Çağatay Tümay’ın evindeki bilgisayar başına gider ve 4-5 adımda satın alma formunu doldurmaya çalışırlarmış. Her bir seferde bir alana adı aldıkları için bu yöntemin çok zor olduğunu anlamışlar. 14:05’e kadar çoğunlukla hiçbir isim kalmadığı için bu yöntemi geliştirdikleri teknolojiyle verimli hale getirmeye başlarlar. Satın aldıkları alan adları için html’den “landing pages” “karşılama sayfaları” oluşturmaya başlarlar. Gardeningtools.com bu alan adlarının ilklerindendir. Sayfalara farklı kategoriler yapıp organik trafiği gelire çevirmeye başlarlar. Dağcılıktan arkadaşları olan Serkan’a düşen alan adlarını alabilmeleri için bir programcık yazdırırlar. 2000 li yılların teknolojisiyle yabancı rakipleriyle rekabet edebilecek bir teknolojiye sahip olurlar.

Bu işleri yaparken çevrelerine neyle uğraştıklarını anlatmakta oldukça zorlanıyorlardı. Hepsi bir ofiste bütün gün çalışıyorlardı ama neyle uğraştıklarını açıkladıklarında kimse onları anlamıyordu. Sadece internet sektöründe gelişmiş düzeyde bilgisi olanlar nelerin olduğunu görebiliyorlardı. Arkadaş çevreleri onlarla dalga geçebiliyorlardı. Oysa onlar yaptıkları işi biliyorlar ve nereye gidebileceğini tahmin edebiliyorlardı. Şirketlerinin kuruluşu sırasında dağcılık kulübünde yaptıklarını rol model olarak almışlardı. 2000’lerin başında gelirleri çok değildi, birbirlerine borç vererek ayakta durmaya çalışıyorlardı. 2 yıl bu iş modelini sürdürmeye devam ettiler. Gelirleri her ay artmaya devam ediyordu. 2002 yılında aylık gelirleri binlerce doları bulmaya başlamıştı. Tam bu sırada şirketi kurmaları gerektiğini anlamışlardı. Şirketlerinin adının ne olması gerektiğini aralarında kısa bir süre konuştuktan sonra dot.com işi yapıyoruz o zaman nokta.com olmalı diye karar verirler. Nokta.com alan adını drop zamanı satın alırlar. Bu isme 500 USD verirler. Şirketleri için isimleri hazırdır “Nokta.com”

Eğer internet işini seviyorsanız ev gibi bir ofiste çalışmak çoğu zaman insanı motive eder. Ruhu olmayan birçok ofisin aksine saatlerce çalışabileceğiniz bir ortam sizi ertesi güne hazırlar. Nokta.com ortakları yurtdışındaki birçok şirketle çalıştıkları için bu kültürün şirketin verimliliğinde ne kadar etkili olabileceğini çok yakından görüp Ankara’daki ofislerinde uygulamaya geçtiklerini gördüm. Kahvaltıdan sonra üst kata kahve içmeye ve internet üzerine sohbetimize devam ettik. Burçin’in odasında toplandık. Tüm ortaklarla beraber kuruluş zamanları öncesine gitmeye başladık. Hepsi aslında işlerin koşturmasından beklide bugüne kadar bu tarihsel bakışı yapmamışlardı. Bazı tarihleri hatırlamakta zorlandılar.

Dağcılık felsefesi Nokta.com şirketinin kurulmasında önemli rol oynuyor. Bu konuda bilgim yoktu, gerçekten 6 ortaklı bir şirketin uzun süre içinde nasıl dağılmadığını ve bu kadar başarılı olduğunu araştırmak için internette dağcılıkla ilgili dokümanları inceledim. Gezgin.com’dan dağcılıkta eğitimin rolünün çok büyük olduğunu, iyi bir dağcı olmak için sadece büyük tırmanışlar yapmanın yeterli olmadığını, kişisinin her anlamda kendisini geliştirmesi gerektiğini öğrendim. Dağcılık sadece bir ortamda değil doğanın tümüyle uğraşmakla, düşüncenin birleşmesi, sosyalleşmeyle mümkün olabileceğini ve paylaşmacı ruhun dağcılıkta önemli olduğunu okudum. Dağcılıkta başlayan arkadaşlığa “ip arkadaşlığı” deniliyor. Bu arkadaşlığın hep kalıcı olduğu, dağda ip kopmadıkça sonsuza kadar sürdüğü dağcılık uzmanlarınca söyleniyor. Dağcılığın kısaca bir yaşam felsefesi olduğunu öğrenmiş oldum. 6 ortak birbirleriyle uzun yıllar bu ip arkadaşlığıyla yol alıyorlar ve doğanın onların önlerine hep engeller çıkartması gibi çetin piyasa şartlarında rakipleriyle mücadele etmeyi biliyorlar.

Dikkat ettiğim diğer nokta ortakların yaşamlarında eğitim önemli, yapmayı sevdikleri konu üzerinde uzmanlaşıyorlar. Hayatın onlara dayattığı bazı konulardan vazgeçebiliyorlar. Zor kararları alabiliyorlar. 6 ortak özellikle üniversitedeyken çok çalışkan değiller, genellikle haylazlık yapabiliyorlar. Dersler yerine dağcılık konusuna eğiliyorlar. Üniversite öncesi eğitimleri oldukça iyi ve tümü yüksek öğrenimlerini bitiriyor, ancak sınıflarının birincileri değiller. Aralarında bilgisayar mühendisi yok, interneti bir fırsat olarak görüp kedilerini bu konuda geliştiriyorlar. Ekip olarak birlikte olduklarında yapamayacakları iş olmadığını düşünüyorlar.

Tuna Orbay 1973 doğumlu, Karadeniz Ereğli Anadolu Lisesinden mezun olduktan sonra ODTÜ Jeoloji bölümünü kazanıyor. Aslında Jeoloji okumaya değil, üniversite ODTÜ olduğu için ve dağcılık yapmak istediği için gidiyor Ankara’ya. Tuna babasıyla belgesel seyrederken karar vermiş dağcı olmaya, okulla pek ilgisi olmadığı için bölümü 7 senede bitirmiş. Jeoloji bölümünde okurken sadece arazi çalışmalarını severmiş. Teknik derslere girmezmiş. Lisede okurken bilgisayarı yokmuş, Sega oyun cihazı varmış. Komşularında Commodore 64 varmış. Küçüklükten beri bu şekilde ilgi duymuş bilgisayarlara. İnternet’le ODTÜ’de tanışıyor, Fotran 77 dersi alıyor. Bir arkadaşı 1995 yılında onu bilgisayar laboratuarına götürür ve gopher, www ve html’le orada tanışırlar. O yıllarda internet bağlantısı o kadar yavaştı ki NBA ‘den bir fotoğrafın inmesini beklemek saatler alabiliyordu. Tuna bu sıkıntıya gelememiş kalkmış bilgisayar başından. Üniversite sırasında bu ilgi onun kendisini geliştirmesi ve delphi dilini öğrenmesiyle sonuçlanmış. Ev arkadaşına yardım ederken, yazılım bilgisini geliştirmiş. 6 ortak bir araya geldiklerinde İnternet’le olan ilgisi artmaya başlamış. 1997 -1998 yılında staj diye gittiği yerde işe başlamış ancak hep kendi işini yapmak istemiş. Mesai saatleri ve başkasının emrinde çalışmak ona uymamış. Kendi işini yapmak için istifa etmiş ve bu sırada bol bol boş zamanı olmuş. Coğrafi bilim teknolojileri dalında yüksek lisansa başlamış bitirmemiş daha sonra askere gitmiş. Askerden sonrası diğer arkadaşlarıyla beraber internet işi kurmasına kadar devam ediyor.

Burçin Didinedin 1970 Ankara doğumlu, anne tarafı Sinop baba tarafı Bulgaristan göçmeni. Aileden herhangi bir zenginlik gelmiyor. Liseyi Ankara Atatürk Lisesinde okuyor. Çocukluk yıllarında halaoğulları elektroniğe ilgili olduğu için onlarla zaman geçirir. Radyolar, devreler yaparlar, Commoder 64’le oyun oynarmış. Beklide bilgisayara ilk ilgi bu yıllarda başlıyor. Liseden sonra ODTÜ inşaat mühendisliğini kazanıyor. 1994 yılında üniversiteden 1 yıl uzatmalı olarak mezun oluyor. Mezun olduktan sonra yurtdışına çalışmak için gidiyor. 1,5 sene Moskova’da, 2000 yılına kadar eski Rus cumhuriyetlerinde Türkiye’ye gidip gelerek inşaat mühendisliği yapıyor. Bu iş tecrübesi Burçin’e iş geliştirme, teklif verme, iş yaptırma ve şirket yönetimi konusunda yardımcı oluyor. İnşaat başlarken adam bulma, teklif alma, verme, daha sonrakiler için sistemin kurulmasını sağlama yeni mezun bir üniversiteli için inanılmaz deneyimler oluyor. Belki o zaman bunun farkında olmasa bile bir şirketin tüm yönetim kademelerini tek başına gerçekleştirmeyi öğreniyor. 6 ortak arasında en çok iş tecrübesini Burçin yurtdışında şirket kurulmadan önce yaşıyor. Bu geçirdiği zor yıllar Nokta.com’un hızlı büyümesinde olumlu katkıda bulunuyor. Yurtdışında kaldığı süre içinde Burçin kendi işini yapmayı düşünüyor ve 2000 yılında bedelli askerlik için geri döndüğünde bunun ilk adımlarını atıyor. 10 kişinin yapması gereken işleri 2 günde yaptığını bu patronlarında daha da büyük beklentiler getirdiğini ve iş yükünün her sefer daha da arttığını söylüyor. Geri döndüğünde 2 işte çalışmaya başlar, gündüz 18:00’e kadar bir inşaatta daha sonra gece 3:00’e kadar başka bir inşaatta çalışır. Bu tempo onu patlama noktasına getirene kadar çalışmaya devam eder. Ofiste çalıştığında doğrudan patronlarla olduğundan onların bakış açısını görme ve anlama fırsatını bulmuş.

Başar 1973 İzmir, Göztepe doğumlu. İzmir 60ncı yıl Anadolu Lisesini bitiriyor, 1991 yılında ODTÜ çevre mühendisliğini kazanıyor. Ailesinde girişimci yok, babası devlet memuru. 1997 yılında mezun olduktan sonra TTGV’de işe başlıyor, çevre projelerinde çalışıyor, genellikle araştırma geliştirme konusunda şirketlere gidiyor. Birçok orta ve büyük boy girişimci şirketi orada yakından araştırma fırsatı oluyor. Bu şirket gezilerinde küçük ama inanan firmaların neler başardığını görmek Başar’ı etkiler. Kurumsal büyük şirketleri gezmektense bu küçük şirket ziyaretleri daha çok ilgisini çeker. 2 projede dünya bankası kredileri konusunda kendisini geliştirir. İşten sonra evde dial-up internete bağlanıp sanal dünyadaki fırsatları da gözlemlemeye çalışır. Dağcılık kulübündeki okul arkadaşlarıyla düzensiz yaptıkları beraber iş yapma toplantılarında kendilerinin girişimci olabileceği ve bu işi başarabileceklerine güveni daha da artar. İş yaşamında Çankaya üniversitesinde İşletme Yüksek Lisansı yapar. Nokta.com’da finanstan sorumlu olur. Bunda hem TTGV hem de MBA yapmasının önemli etkisi vardır. Şirket küçükken finansman daha az zamanı alırken büyüdükçe ana işi bu olur.

Kahve, çay derken öğle yemeği zamanı gelmişti. Hem biraz dinlenelim hem de biriken işlere bir bakalım diyerek ara verdik. Güzel bir Ankara gününde mutfağa indik. Nokta’da çalışan tüm arkadaşlarda birer birer geliyorlardı. Ev yemeği yiyen herkes bahçedeki minderlerin üzerine geçiyorlardı. Sanki dinlence arasında çalışıyorlar gibiydiler. Orta kahveleri söyledik çimlerin üzerinde internet sohbetine devam ettik. Yeni projeler, internetin durumu, yabancı örnekler ve Türkiye’deki durum. İşte böyle birkaç saat yemek sonrasında geçirdik. Sonra Nokta.com ortaklarıyla bu sefer ön bahçede oturarak sohbete devam ettik.

2002 Kasım ayında alan adı işine yoğunlaştıktan sonra Nokta İnternet Teknolojileri AŞ’yi kurarlar. Bu yıl onların gelirler anlamında hızla büyüdükleri zamandır. İş modeli artık oturmuştur. “Direct Navigation” ve “Search Engine Marketing”. Doğrudan Yönlendirme modelinde doğru alan adlarını alarak hedef kitlenin ilgilenebileceği reklamları iniş sayfalarında gösteriyorlardı. Bu yıllarda bu iş modeli dünyada yeni yeni oluşmaya başlıyordu. 1995’lerden 2000’li yıllara kadar alan adları genellikle ikinci elde satılmak üzere veya daha sonra kullanılmak amacıyla satın alınıyordu. Metin tabanlı reklamların ve iş ortaklığı programlarının yaygınlaşmasıyla beraber alan adlarının ilk giriş sayfalarına alan adıyla ilgili reklamları koyarak doğrudan yönlendirme modeli ortaya çıktı. Arama motorları o yıllarda metin tabanlı reklamcılık işine girmeye de başlamışlardı. Diğer içerik siteleri de reklam gösterimi konusunda girişimler yapıyolardı. Verimli kampanyalar yürütenler aradaki arbitrajdan yararlanabilirdi. Yani düşük fiyata reklam verip bunu yüksek fiyatlı reklamlara yönlendirmek ve reklamları iş ortaklığı programlarında alışverişe çevirmek. Bunun için iyi bir analiz yapmak ve eğilimleri yakından takip etmek gereklidir. Bu iş modelleri günümüzde de çalışmakla birlikte yapan sayısının hızla artması karlılık oranlarını gitgide düşürmektedir.

Nokta.com’un %70 işi alan adları % 30 işi de reklamcılık konusunda olmaya başlar. Kimsenin düşünmediği alan adlarını satın almaya başlarlar. İş İngilizce ve diğer dillerdeki tüm alan adları içindir. Türkiye’de kurulu olmalarına rağmen hedefleri uluslararası bir şirket kurmak istemektedirler. Anahtar kelimeleri, deyimleri, kelime gruplarını analiz etmeye alınmamış alan adlarını keşfetmeye ve bu konudaki bilgi birikimlerini arttırmaya başlarlar. Doğrudan yönlendirme konusundaki birikimleri arama motoru pazarlaması konusunda onlara yardımcı olur. Tümay bu konuda yurtdışındaki toplulukla tanışır. Amerika’da da çok az sayıda girişimci bu işi yapmaktadır. Kapalı bir grup olan bu sektörde belki 40 belki 50 kişi vardı diyorlar o yıllarda. Teknolojiden anlayan, içlerine fazla kişi almayan bir toplulukmuşlar. İlk tanıştıkları bu sektör girişimcileri Nokta.com’a çok yardımcı olurlar. Snapnames.com kurucusu bugün alan adı işinden 100 milyonlar kazanan girişimcisi alan adları konusunda Nokta’yı şevklendirir yol gösterir. 2002 yılında 2000 – 3000’e yakın alan adına ulaşırlar. 2003 yılında bu rakamı hızla arttırlar, 10binlere ulaşırlar. 2004 – 2005 yılında alan adlarını artık yazılımlarla kontrol eder hale gelmişlerdir. İlk zamanlarda Excel dokümanlarıyla çalışırken alan adlarını bu basit teknolojiyle yönetmişler, tabi veri tabanları büyüdükçe bunları Tuna’nın akıllı yazılımlarıyla idare etmeye başlamışlar.

2002 yılında alan adları konusunda gelişmeler oldukça ve bu konuda yaptıkları yatırımları arttıkça yurtdışında ofis kurmaya ve 2003 Temmuz ayında Tümay’ın San Francisco’da şirket kurması için Amerika’ya gitmesi karar verirler. Eylül ayında Tümay bu ikinci ofislerinde çalışmaya başlar. Bu sırada Ankara’daki ofiste büyümeye başlamıştır. Ortaklar dışında ilk çalışanları idari müdürleri, mali müşavirleri ve muhasebe müdürleri olan Yalçın bey olur. Daha sonra Türk ofislerimizin vazgeçemediğimiz oyuncusu çaycısını ve diğer arkadaşları da yavaş yavaş takıma dâhil ederler. 2004 ve 2005 yıllarında agresif olarak büyümeye başlarlar. Bu yıllarda alan adı park etmesi konusunda Nokta “Applied Semantics” adlı firmayla çok yakın olarak çalışmaktadırlar. Firma Nisan 2003 yılında Google tarafından satın alınır. Birden kendilerini Google’un Premium ortağı olarak bulurlar. Gelirlerde artış olmaya başlar. Google’un büyümesiyle Nokta’da gelişir. Overture 2003 Haziranında Yahoo tarafından satın alınır. Metin tabanlı reklâmcılığa olan ilgi ve dolayısıyla doğrudan yönlendirme, alan adı park etme işi daha da önem kazanmaya başlar.

Kaliforniya’da şirketin olması Nokta’ya çok şey kazandırmaya başlamıştır. Endüstrinin geliştirildiği merkezde (State of Art) olduklarından konferanslara, toplantılara düzenli katılmaya ve sosyal çevrelerini geliştirmeye başlarlar. Tümay ve Başar Amerika’da yaşamaya Türkiye’ye gidip gelmeye başlarlar. Ofislerinde idari yöneticileri San Francisco’da sürekli bulunmaktadır. Bu açılımla beraber alan adı sektöründe büyümeye devam ederler. Rekabet hızla artar ve ikinci el piyasası oluşmaya başlar. Bugün 200.000 yakın alan adına ulaşan Nokta.com dünyada önemli bir oyuncu haline gelir. Yurtdışında elde ettikleri tecrübeleri Türkiye piyasasına uygulamak isterler. Web 2.0’la beraber ziyaretçilerin daha çok katılımcı oldukları iş modellerinin ülkemizde de uygulanmasını planlarlar. Nokta.com alan adı piyasasında olduğu için araştırmaları, arama motorları verilerini yakından inceleyebilmektedirler. Bunun sonucu olarak yükselen eğilimleri yakından takip etmektedirler. Youtube’un Türkiye’de hızlı ziyaretçi sayısının artması, delicious.com gibi sitelerinin fırsat olduğunu görürler. Ekipten Tuna bu konuda bir çalışma yapıp ortaklarına dağıtır. Daha sonra bu araştırmanın sunumunu yapar. 2004 yılı sonunda Türkiye’ye girmeyi daha ciddi düşünmeye başlarlar.

Alan adı işi bu sırada büyümeye devam etmektedir. Bir çok ülkenin alan adları konusunda yatırıma başlarlar. Almanya, İspanya, Meksika vb. ülkelerin alan adalarına yatırım yaparlar. Ülke temelli raporlardan hangi adları satın almaları gerektiklerini takip ederler. Bazı ülkelerde başarısız olup o ülkelerden çıkış yaparlar. 2005 yılında Türkiye’de neler yapacaklarını detaylı olarak karar verirler. 2004 yılında başlayan web 2.0 ateşi onları Türkiye’de proje yapmalarını hızlandırır. Ortaklar yeni proje üretme sorumluluğunu yüklenirler. Termometre, doviz.com ilk versiyonlar olarak ortaya çıkarlar. Çağatay sinemalar.com’u üstlenir.

Bu yeni projeler öğrenme sürecini başlatır. Enterprise 2.0 kavramı nokta ekibinin şirket içinde verimli olarak çalışabilecekleri yöntemleri geliştirmelerini sağlar. Firmada kullanacakları bir yazılım arayışı içine girerler. 5 – 6 ürünü detaylı olarak test ederler. Birçok proje yönetimi yazılımı olmasına rağmen nokta’nın isteklerine tam cevap vermemektedir. Şirket içi eposta gönderiminin devam etmesi, bu iletilerin düzgün depolanamaması, paylaşıma açık olmaması, ortak kullanım zorluğu gibi birçok faktör istedikleri yazılımı aramalarına kadar devam eder. En sonunda Jot.com’a karar verirler. 1 ay sona jot.com google tarafından satın alınır. 2006 baharında şirketin gelecek vizyonunu tespit etmek için nokta.com’daki herkesin aktif olarak katıldıkları bir çalışma başlatırlar. Bunun sonucunda yeni nesil teknolojilerde lider şirket olmasını amaçlayan, yatay hiyerarşik bir düzeni olan bir sonuç ortaya çıkar.

2006 sonunda küçük takımlar oluşturup sorumluluklar bu ekiplere verilmeye başlanır. Ortaklar yetkilerini bu oluşturulan proje gruplarına devretmeye başlarlar. Kurucular işin operasyonundan işin yönetimi ve geliştirilmesi kısımlarına çekilirler. Aynı yıl halka ilişkiler çabalarını arttırarak basında tanıtımlarını yaparlar. Bundan sonraki projeleri belirlemede kullanıcının içeriği geliştirdiği iş modellerine önem verirler. Türkiye’de kullanıcının ürettiği içerik projelerini incelerler. Fotokritik.com fotoğraf topluluğunun içerik ürettiği bir platform. Nokta’nın kullanıcıların geliştirdiği içerik modeline tam uyuyordu. Ozan Hazer bu siteyi 2004 yılında kurmuş. Nokta, Ozan’la iletişime geçerek fotokritik.com’u 2006 Eylül ayında bünyelerine katıyorlar ve ilk satın almalarını gerçekleştiriyorlar. 2006 Kasım ayında yine birkaç aydır görüşmeleri devam eden izlesene.com’u satın alırlar. Blogcu.com bu satın almaları takip eder. Bu yeni işleri almadan önce bir çok konuda tecrübeleri olmadığını fakat hızlı hareket ederek bu eksikliklerini tamamladıklarını anlarlar. Ekiplerin birçok konuda hata yapsalar da geliştirme ve sitelerin yönetimlerini öğrenebileceklerine yönelik güvenleri artar.

Ortaklar piyasayı inceleyip beraber karar alırlar. Hep beraber toplanıp önemli konularda birbirleriyle konuşarak oybirliğiyle karar veriyorlar. Aralarında bir anlaşmazlık olursa tüm fikirler konuşulduktan sonra ayrılık olan noktalarda kişilerin ikna edilmesine önem veriliyor. Bir bakıma Avrupa Birliği yönetimindeki gibi tüm ülkelerin kararlardaki oybirliği mekanizmasına çok benziyor. Bir işbirliği ve anlaşma kültürü oluşmuş.

Yatırımları yaparken ve Türkiye’deki projelere girerken hep güvendikleri interneti bildiklerine olan güven oluyor. 3 ana proje ortaya çıktıktan sonra ekiplere bölünerek yönetimi bu takımlara vermeleri gerçekleşiyor. Önemli stratejik kararları sadece 6 ortak alıyor, diğer tüm işler ve karar mekanizması bu takımlara devrediliyor. Projelerde anormal durumlar ortaya çıkmadıkça ortaklar sisteme müdahale etmiyorlar. Ortakların karar mekanizmaları aynı şekilde ekiplerde de uygulanıyor. Her projenin bir ekip lideri olmasına rağmen eğer takımda kararlara bir kişi bile itiraz etse onun ikna edilmesi ve inanması gerekiyor. Nokta proje tabanlı ekiplerin yanı sıra teknoloji, tasarım grubu gibi diğer yatay bölümlere de ayrılıyor. Matris bir yapıda bir organizasyon yapısının olduğunu söyleyebiliriz.

Hikaye burada sonlanmıyor, Nokta.com’un projeleri, gelecekte neler yapmak istedikleri ve ekipte bulunan diğer arkadaşların bakış açılarını ilerleyen aylarda yazmaya devam edeceğim.

(Not: Hikaye’de bazı noktalarda düzeltmeler olacaktır, Tumay, Burcin, Tuna, Başar, Çağatay ve Tolga’ya hikayelerini paylaştıkları ve bu kadar uzun süre bekledikleri için teşekkür ederim)



19 Responses (Add Your Comment)

  1. Tümay ve ekibinin çok çok başarılı olacağını 2001 yılında anlamıştım.Onların bu azimleri hepimize örnek olmaya devam ediyor.Uzun hikayelerini tek solukta okudum,dualarım Tümay ve ekibiyle…

  2. Bence hikayeye birde görsel bir zaman çizelgesi hazırlamak gerek. :)
    Alan adı konusunda başarı çok güzel.

    Bide bu dağcılık ve ip arkadaşlığı konuları çok güzel. Nasıl başlanır ne yapılır bize bir ön ayak olsunlar. Dağcılıkla ilgili kesin bir siteleri vardır.

    Saygılar,

  3. Çok güzel, uzun ve doyurucu bir yazı olmuş. Ellerine sağlık

  4. Atilla Oğuzhan Durgun July 28, 2009
    at 1:15 am

    Güzel bir başarı hikayesi.Başarılarının devamını diliyoruz.

  5. Gerçekten çok bilgilendirici ve doyurucu bir yazı olmuş. Uzun süredir böyle okunası yazılar arıyordum. Devamının gelmesi dileğiyle. Elinize sağlık.

  6. Çok Güzel bir hikaye ve güzel bir anlatım. Nokta’ nın kurucularına nereden nereye geldiklerini tüm açıklığıyla anlattıkları için teşekkür etmek istiyorum. Çoğu girişimcilik hikayesinde yalnızca iyi şeyleri dinliyoruz; burada olduğu gibi süreci ve zorlukları öğrenemiyoruz.

  7. Tolga Güneş dreamviewer değil de dreamweaver öğrenmiştir herhalde. Bu minik yazım hatasının dışında mükemmel bir yazı Burak Hocam tebrik ederim.

  8. Çok iyi bir, başarının hikayesi çok güzel bi anlatımla.Teşekkürler…

  9. domain konusunda çok başarılılar ama reklam konusunda kesinlikle yeteneksizler. virgul reklamlarını sitemde bir saat bile tutamadım

  10. Hikayenin öğreticiliği bir yana bir model olarak sabırla yürütülen işlerin başarıya ulaşacağını da gösteriyor.

    Ama bir yandan da Türkçe alan adlarında tekelleşmeyi de getiriyor. 1o dolara alınabilecek pek çok domain artık alınamıyor. Küçük işlerle başlayacak onbinlerce girişimci asıl alanlarını değil ikincili anlam taşıyan alan adlarını tercih etmek zorunda kalıyor. Yeterince başarılı olup nokta.com dan alan adını satın alacak seviyeye geldiklerinde ise bunu yapamıyorlar çünkü tüm indexler Google cacheleri eski site adlarıyla oluşuyor.

    Kısacası iş modeli olarak bir İşletmeci olarak bu hikayeyi keyifle okudum ama onlarca site açıp batıran ve sonunda beşinde bilinen ikisinde Türkiye ölçeğine çıkabilen bir Internet yazarı olarak işin diğer yanını da üzüntüyle izliyorum. Domain emlak piyasasının bu yan etkisini de okurlara hatırlatmak için yazmak istedim Burak Hocam.

    Bu güzel anlatım için size teşekkürlerimi sunarım.

Trackbacks:


Leave a Reply

Formatting: You can use these tags: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>