Posts Tagged ‘internet girişimciliği’
Sabah gazetesi İşte İnsan eki soru cevap
July 29th, 2010 • Uncategorized
Tags: genç girişimciler, girişimcilik, internet girişimciliği, sabah gazetesi
Yeni mezunlar için tren ve gelecek vaat eden, kurulumu çok sermaye gerektirmeyen iş önerileriniz nelerdir?
Üniversitelerimizde eğitim sistemi mezun olduktan sonra kurumsal bir şirkette çalışmaya başlamak üzerine yönlendirmek üzerine kurulmuş durumda. Girişimcilik konusunda çok yönlendirme olmadığını düşünüyorum. Başka şirketlerde tecrübe kazanmak kendi işini kuracak olan gençlere pozitif katkı sağlar, ancak üniversite hayatı boyunca risk almamayı öğreten bir sistem girişimci yetiştirmiyor. Yeni ekonominin getirdiği fırsatlar gençlerin önünde kapılar açıyor. 20 sene öncesiyle kıyasladığımızda ilk sermaye gereksinimi oldukça azalmış durumda. Bilginin değeriyse arttı. Mezun olan gençler eticaret konusunda çok düşük maliyetlerle girişim yapabilirler. Burada dikkat etmeleri gereken noktaları bu konuda bilgi derinliklerini arttırarak öğrenebilirler. Eticaret sektörünün önümüzdeki 10 sene içinde çok büyük bir gelişme göstereceğini düşünüyorum. Bu konuya odaklanmak doğru olur.
Yeni mezunlar bir işe girişmeden önce ne gibi ön hazırlık ve araştırmalar yapmalıdır?
Bir iş alanına girmeden önce o sektörde uzmanlaşmak çok kritik bir değişkendir. Uzmanlaşmak için ya o alanda uzun süre çalışmış olabilirsiniz veya sektör hakkında çok detaylı bir araştırma yapmalısınız. Detaylarını ve tüm incelikleri bilmelisiniz. İş yapılacak alanda, rekabeti, ciroları, karlılık marjlarını, insan kaynağı ihtiyacını, yurtdışındaki oyuncuları ve diğer bilgileri bilmeleri gereklidir. Bunun için girişim yapmak istedikleri sektörü belirledikten sonra araştırma yapmaları onların uzun vadede hata yapma olasılıklarını azaltacaktır.
Nelere karşı uyanık ve tetikte olmalılar? Sonradan hesaplanmayan durumlarla karşılaşmamaları adına dikkatlerini nelere çekmemiz gerekiyor?
Yeni bir girişim yapanlar tüm risklere karşı korumasız olduklarını bilmelidirler. Sadece rakiplerini ve sektörlerindeki gelişmeleri takip etmeleri yeterli olamaz. Ülkedeki ekonomik durum, kur politikası, dış ticaret rejimi bile yaptıkları işi etkileyebilir. Bunun yanı sıra gelişen yeni teknolojiler, verimlilikte sağlanan artış vb. konularda yaptıkları işi etkiler. İş planı yaparken tüm riskleri hesaplamak mümkün olmaz. Her zaman hesaplanmayan durumlarla karşılaşılabilir. İşte burada geminin kaptanı nasıl karar alacak çok önemlidir. Ben yeni mezun arkadaşlara mutlaka danışma kurulu oluşturmalarını, tecrübeli yönetici, yatırımcı, girişimcileri bu kurula dahil etmelerini öneririm.
Genç girişimcileri destekleyen hem danışmanlık hem de finansal açıdan faydalı olabilecek mekanizmalar hakkında bilgi verir misiniz?
Etohum girişimcilere ihtiyaçları olan tüm alanlarda destek olmak amacıyla kurulmuştur. Başlangıç sırasında akıl hocalığı, danışmanlık, hukusal, finansal destek, ofis imkanı ve yatırımcı bulunmasına kadar giden süreçlerde etohum girişimcilere destek oluyor. Girişimcilerin www.etohum.com sitesinden detaylı bilgileri almaları mümkün. Bunun yanı sıra Kosgeb’in ve devlet’in tekno girişim sermayesi desteklerini unutmamak lazım. Kosgeb ve teknogirişim sermaye desteği başlangıç aşamasındaki bir çok girişimciye çok güzel olanaklar sunuyor. Bunlar hakkında internet sitelerinde detaylı bilgiye ulaşmaları mümkün.
Platin dergisi soru – cevap
July 26th, 2010 • Uncategorized
Tags: girişimcilik, internet, internet girişimciliği, iş modelleri, platin dergisi, röportaj, Türkiye piyasası
1- Bu çerçevede 2010′da yıldızının parladığını düşündüğünüz 5 internet tabanlı girişim projesinin hangileri olduğunu belirtmenizi ve bu projeleri neden seçtiğinizi yanısıtan birer paragraflık yorumunuzu almayı rica ediyorum.
2010 yılında kapalı alışveriş kulübü markafoni 1 milyonun üzerinde müşteri sayısını geçerek eticaret pazarında önemli bir yere konumlandı. Grupanya grup satınalma modelini Türkiye’de başarıyla hayata geçirdi. Önümüzdeki dönemde başarılarının devam edeceğini düşünüyorum. Pabbuc.com son bir sene içinde satışlarını inanılmaz oranda arttırdı. Ayakkabının internetten satılmasının olduça zor olması bu ekibi yıldırmadı, hızla büyümeye devam ediyor. Bendeistiyorum.com günlük bir ürün iş modelinde yıldızı parlıyor. Woot’un amazon tarafından satın alınması bu iş modelini önümüzdeki aylarda güncel yapacak. Karniyarik.com “fiyatı olan herşeyi arıyoruz” iş modeliyle karşılaştırma sitelerini farklı bir bakış açısı getirdi. Uzun vadede bu girişimi dikkatle takip etmek lazım.
2- Web tabanlı projeler ve girişimler söz konusu olduğunda Türkiye, dünyayla kıyaslandığında nasıl bir konumda? Türkiye’ni bu konudaki avantajlı-dezavantajlı yönleri neler? Bu alandaki yatırımların artması için neler yapılmalı? Gelişimin önündeki engeller neler?
İnternet iş modelleri farklı ülkelerde geliştirildikten sonra ARGE projelerinden farklı olarak çok daha hızlı olarak diğer ülkelerde hemen uygulanabiliyor. Türkiye’nin en büyük avantajı hızlı gelişen internet piyasası ve genç nüfusu. Bu alana yatırımların artması için başarılı örnekleri arttırmamız ve başlangıç aşamadaki girişimlere destek olmamız gerekiyor. Gelişimin önünde zihinsel engellerimiz dışında başka engel göremiyorum. Bunun dışındaki tüm zorluklar çözülür.
3- Başarılı bir internet girişimi projesi, ne gibi kriterlere sahip olmalı? Başarının sırrı nedir? Web tabanlı projelerin kâr edebilmesi için nasıl bir yapılanma olması gerekiyor?
Başarının değişkenleri, yere, zamana ve kişilere göre değişse de ortak bazı özellikler var. Bilgi, odaklanma, süreklilik. Girişim yapılacak alanda uzman olmak ve çok çalışmak, yani bilgi birikimi. Tek konuya odaklanmak 2-3 girişimi birarada yapmamak, tek pazar alanına odaklamak, müşteriyi dinlemek. Başlangıç noktasından sonuna kadar sürekliliği sağlamak.
4- Türkiye’de daha çok hangi alana yönelik internet girişimci projelerinin öne çıktığı görülüyor?
Eticaret oldukça güncel bir konu. Hem yatırım maliyetleri hem de uygulanabilirlik açısından başlangıç için doğru bir sektör olduğunu düşünüyorum. Bunun dışında yurtdışındaki başarılı iş modellerinin benzerlerinin uygulandığını görüyoruz. Pazarın bu aşamasında bunda hiç bir sakınca görmüyorum, gelişime pozitif etki yapacağını düşünüyorum.
5-2010 ve sonrasında Türkiye ve dünyada daha çok hangi alan-sektörlerde internet girişimi projelerinin yaygınlaşacağını düşünüyorsunuz?
Mobil internet ve mobil cihazlara yönelik sosyal etkileşimli iş modelleri artarak devam edecek. Kişilerin ön plana çıktıkları girişimleri görmek mümkün olacak. Elektronik ticarette bir çok yeni modeli görmemiz mümkün olacak.
6-İnternet girişimciliğine dair Türkiye ve dünyaya dair istatistiki verilerinizi paylaşır mısınız? ( İnternet girişimcisi sayısı, web tabanlı projelerin sektörel büyüklüğü, en çok hangi sektörlerde web girişimciliğinin olması vs…)
İnternet girişimciliğine yönelik ülkemizde yapılmış çok fazla araştırma yok. Bu alan yeni gelişiyor. Dünyadaki istatistiki bilgilerle karşılaştırmak yanlış olabilir. Girişimci sayımızın hızlı oranlarda arttığını görmek mümkün. Bu konudaki maddi desteklerin artmasıyla önümüzdeki 5 sene içinde kendi şirketini kuran gençlerimizin sayısında büyük artışlar olacağını düşünüyorum.
Doğru iş modelini bulmanın 8 adımı
July 5th, 2009 • 5 comments Uncategorized
Tags: başarılı internet girişimi, internet girişimciliği, iş modeli, iş planı
İş modeli ekonomik, sosyal ve / veya diğer konularda katma değerler yaratmak üzere tasarlanmış planlı faaliyet sistemidir. İş planı, iş hedeflerini, neden ulaşılabilir olduklarını, bu hedeflere nasıl ulaşılacağını ve iş modelini anlatan dökumandır.
İş planınızı yapmadan önce iş modelinizi çok iyi kurgulamalısınız. Önemli soruları kendinize veya ekibinize sorar ve cevaplarını bulursanız zaten bir sonraki adımda hazırlayacağınız iş planının çoğunuda bitirmiş olursunuz. İş modelinizi anahtar sekiz bileşeni vardır. Bu sorular sizi doğru yola atacaktır.
Teorik adıyla “değer öneriniz” veya “müşteri sizden neden satın alacak?” sorusunu ilk olarak kendinize sorun. Sadece biz daha iyisini yapacağız cevabıyla sakın yetinmeyin. Pazardaki en önemli üç sorunu ve bunlara sizin getirdiğiniz çözümleri yazın. İlk adımı böylece atmış olacaksınız. Daha önceki iş modellerinin sebep olduğu acıyı nasıl dindireceğinizi anlatın. Sizin iş modeliniz neyin ilacı olacak bunu anlatmalısınız. “Daha iyi, daha güzel, daha kaliteli” gibi ölçümlenemez sıfatlardan kaçının. Modelinizin temellerinin sağlam olması için değer önerinizi açıklıkla ve inandırıcı şekilde anlatabilmelisiniz.
“Gelir modeliniz” veya “Nasıl para kazanacaksınız?” ikinci olarak bu soruya cevap verin. Sakın bu soruya twitter, facebook veya youtube para kazanmak için mi kurulmuştu diyerek kaçamak yollara başvurmayın. Emin olun ki eninde sonunda bu soruyla yüzleşmek zorunda kalacaksınız veya sosyal amaçlı bir dernek veya vakıf kurabilirsiniz. Bu da bir yöntem olabilir. Nasıl para kazanacağınızın net cevabı olsun. Ürün satacağız, üyelikten gelir elde edeceğiz, şirketlere hizmet satacağız, komisyon alacağız, tıklama başına para alacağız, reklam gelirlerimiz olacak, sponsor bulacağız. Bir çok cevap olabilir. Gelir modeli sağlam olan iş modelleri ciro yaratırlar, ciro oluşturan her iş modeli yatırımcının ilgisini daha çok cezbeder. Trafik oluşturacağız sonra ana işimize ucuz bir akım sağlayacağız diye bir gelir modeli olmaz. Sakın bu tür cevaplar vermeyin. Trafik oluşturmak istiyorsanız satın alırsınız. Reklam yaparsınız. Ana iş modelini yapmak için ara modeller uydurmayın.
Üçüncüsü “Pazar fırsatları” veya “Hangi pazarda hizmet etmeyi planlıyorsunuz ve pazarın büyüklüğü nedir?” Bu soru sizin ölçeklenebilir olup olmadığınızı da ortaya çıkartacaktır. Yatırımcılar her zaman büyük pazarlarda ölçeklenebilir iş modellerine daha fazla ilgi duyarlar. Ölçeklenebilirlik iş modelinin potansiyel ekonomik büyümesini temsil eder. İstanbul’da Sultanahmet bölgesine gelen turistlere internet üzerinden rehber satmayı düşünüyorsanız bu iş modeli ölçeklenebilir değildir. Bölgenin alabileceği turist sayısı bellidir. Pazarın büyümesi mümkün değildir. Fiziki şartlar büyümenize engeldir. O bölgeye gelecek turist sayısı bellidir. Rakipsiz bile olsanız cironuzun geleceği yer bellidir. Bunun yanı sıra internet üzerinden seyahat kıyaslama sitesi açacak olursanız pazar birden tüm dünya turizm potansiyeline kadar çıkar. Siz birden büyük bir pazarda potansiyeli olan bir internet şirketi halini alabilirsiniz. Küçük pazarlarda kimsenin olmamış olması orasının potansiyel olduğunu göstermeyebilir. Bu pazarın büyüklüğünü tahmin etmelisiniz. Rapor yok, araştırma yok cevapları kabul edilemez. Bunu mutlaka tahmin edebilir, istatistiki yöntemleri kullanarak hesaplayabilirsiniz. Bilmiyorum ki? Bana gösterir misiniz? İlkokul öğrencisinin sorusudur. Soruyu sorduktan sonra cevabını bulmak sizin görevinizdir. Hiç bir yatırımcı sizin nasıl çalıştığınızla ilgilenmez, sonuçlarınıza ve cevaplarınıza bakar. Gece gündüz 24 saat çalışıyor olmanız, ağlayıp sızlanmanız hiç kimsenin problemi değildir. Sorunun cevabını bileceksiniz. Pazarınızın büyüklüğünü ve bu pazardaki fırsatları açıklıyabiliyor olmalısınız. İstanbul’a gelen turist sayısını, İstanbul’un tatil pazarından aldığı ciroyu, büyüme eğrisini ve kapasitesini bilmelisiniz. Ben bunları hemen yarın öğrenirim, bu soruların cevaplarını bulmak kolay, önemli olan iş modelimiz çok ilginç görmüyor musunuz? dedikten sonra kendi kendinize söylenmeye başlamamanız gereklidir.
Pazarın büyüklüğünü ve fırsatları gördünüz, peki ya rekabet? “Rekabet ortamı” veya “Sizin girmeye çalıştığınız pazarda sizden başka kim faaliyet gösteriyor?” “Bizim rakibimiz yok, diğer firmalar rezalet onları rakip bile kabul etmiyoruz” demek doğru değildir. Rakiplerinizi hiç bir zaman küçümsemeyin. Pazarda faaliyet gösteren tüm oyuncuları tanıyın. Sun Tzu tarafından MÖ 6ncı yüzyılda yazılmış olan Savaşma sanatı iş dünyasının başucu kitabı olmuştur. Bunu ekonomik rekabete uydurmak doğru olabilir.
“Sonuçta, düşmanı ve kendinizi iyi biliyorsanız, yüzlerce savaşa bile girseniz sonuçtan emin olabilirsiniz. Kendinizi bilip, düşmanı bilmiyorsanız, kazanacağınız her zafere karşın yenilgiyle de tanışabilirsiniz. Ne kendinizi ne de düşmanı bilmiyorsanız sizin için gireceğiniz her savaşta yenilgi kaçınılmazdır.’ (III. Bölüm 19. Madde)”
Siz rakiplerinizi bilmiyorsanız emin olun ki sonuçtan emin olamazsınız. Sizle aynı işi yapan bile olmasa dolaylı yollardan rekabet ettikleriniz vardır. Bunları ortaya koyun. Türkiye’de içecek pazarında kola’nın ikamesi çaydır. Çayın rakibi kahve değil belki de koladır. Rekabet analinizini yapmadan sakın savaş meydanına çıkmayın.
5nci adımda rekabet ortamında “Şirketiniz hangi özel faydayı veya avantajı pazara getiriyor?” bu sorunun cevabını bulun. Rekabet avantajınız nedir? Bu fiyat, hız, kalite, tekolojik buluş olabilir. Userspots kullanılabilirlik analizi yapıyor. Bunu tek yapan firma değil. Bence rekabet avantajı bilinen bir iş modelini satın alınabilecek fiyatlara çekiyor. Aynı şekilde sunumax’da çekim fiyatlarını küçük bir şirket için satınalınabilir düzeylere indiriyor. Küçük bir şirket bile sunumax’la video reklamını çektirebiliyor.
Tamam 6ncı soruya gelebildiyseniz şimdi “ürün veya hizmetlerinize hedef kitlenizi çekebilmek için nasıl bir pazarlama faaliyeti düşünüyorsunuz?” sorusuna bakalım. Pazarlama stratejiniz nedir? İş modelinizi nasıl başarıya ulaştıracaksınız. Reklam yapmayacağız ağızdan ağıza yayılacağız dediğinizde bile bunun bir stratejisini ortaya koymalısınız. Gerilla pazarlama yapacağız sadece bir başlık olabilir. Ne yapacaksınız, ne zaman, ne sıklıkta yapacaksınız? Net cevaplar hazırlayın. Blogculara duyuracağız, vay ! Çok güzel blogculara haa! Hangi blogculara ? Niçin sizi yazacaklar ne kadar kişiye ulaşacaksınız? “Sosyal medya’da duyuracağız” “Vay ne de güzel fikir çok etkilendim gözlerim yaşardı” Twitter’a, friendfeed’e, facebook’a iki grup açıp bunun büyümesini bekliyecekseniz ve bunuda pazarlama planı olarak düşünüyorsanız vay vay ki halinize. Planlama yapmalısınız, sosyal ortamda ne farklılık yaratacaksınız onu düşünün. Neden sizin grubunuzu ve oluşturduğunuz profilinizi insanlar takip etsinler? Kim yönetecek bu stratejiyi? “Google adwords yapacağız, elimizde son seminerden 100 USD’lık hediye çeki var onu kullanacağız” “Aferim size bravoo” bütün pazarlama planınız ortakların seminerde aldığı hediye çeklerine dayanıyor ve kafanıza estikçe sosyal medyadan duyuru yapıyorsunuz. “İşte budur rüzgar ne yöne eserse siz o yöne savrulacaksınız”
7nci soru ekibinizin tüm bunları gerçekleştirirken ve büyürken hangi organizasyon yapısını seçeceğiyle ilgili. Her zaman yatay bir yapı sizi başarıya ulaştırmayabilir. İnternet şirketlerinde herkes eşittir, biz kardeşiz sen de bende aynı işi yapıyoruz nasılsa demeyin. Çalışanlarınız varsa sorumluluk ve yetkilerini bilsinler, kendilerini ortak sanmasınlar. Evet ilk çalışanlar oldukları için mutlaka siz onlara ilerleyen zamanlarda positif ayrımcılılık yapabilirsiniz, ancak çalışanlar ortak değildirler. Siz bunu paylaşmıyorsanız ve farklı davranıyorsanız sonra başınıza büyük sorunlar açabilirsiniz. Zorunluluktan “Sana layık bir ücret veremiyoruz ama ilerde seni ortak yapacağız demeyin” “Biz çok yeni bir şirketiz bizimle çalışırsan sana verebileceğimiz ücret budur” diye söyleyin. Eğer bu çalışanı daha sonra ortak olarak kabul etmek isterseniz bu karar vereceğiniz başka bir konudur. İlk çalışanlar da olsalar onlar şirketin kurucusu değildirler. Bu ayrımı yapmaya çalışın. Unutmayın yeni kurulan internet şirketlerinin ilk 6 ay içinde kurumsal kültürleri oluşmaya başlıyor ve bunlar yıllarca boyu değişmeyecek kurallar halini alıyorlar. Bundan dolayı ilk zamanlarda düzgün bir yapı kurmaya çalışın. Daha sonra bunları düşünürüz şimdi işin başındayız demeyin. Büyük düşünün küçük adımlar atın.
8nci madde olarak yönetim ekibinizde kimler olacak bunu belirleyin. Ortakların dışında danışmanlık alacağınız veya yönetimde bulunmasını istediğiniz kişilerde nasıl özellikler arıyorsunuz bunları ortaya koymaya çalışın. Bir çok yeni internet şirketi kendi kendine büyümeye çalışıyor. Yönetim kadrosunu oluşturmak oldukça zor. Yine de iş modelinizi, iş planınızı yaptıktan sonra sunumunuzla danışmanınız veya yönetim kurulunuzda olmasını istediğiniz kişilere teklif edin. Onlar sizin büyümenizde oldukça faydalı olabilirler. Bu maddeyi de sona bırakmayın.
Kod adı “Bıldırcın”
June 21st, 2009 • 15 comments Uncategorized
Tags: bıldırcın, girişmcilik, internet girişimciliği, internet kuralları, Jack Dorsey, twitter, yengeç sepeti, yeni ekonomi
Bugün medyanın ekonomi sayfalarında boy boy yer alan büyük şirketlerin yöneticilerinin 1950 – 60 kuşağı olduğunu düşünürsek, mezun oldukları üniversitelerde okudukları işletme ve ekonomi kitapları 1970’li yıllarda hatta bir kısmı 1960’larda yazılmıştı. Eğer kendilerini sürekli yenilememişlerse şu anda endüstri devriminin yığın üretim kuralları üstüne stratejiler geliştiriyor olmalılar. Kıt kaynaklar, altın, petrol ve üretimin ana başlıklar olduğu yıllardan bu yana çok zaman geçti. Coğrafi mesafeler internet ve yeni teknolojilerle aşılıyor. Pazarlar genişliyor, rakipler farklılaşıyor.
Bu paragrafı yazalı nerdeyse 10 yıl geçti. 1999’daki bir yazımın başından aldım koydum. Değişen hiç bir şey yok. Geçen hafta internetin yenilenen dünyasını ve web 2.0 kavramını anlatmaya elektronik sektöründeki büyük bir marka firmaya gittim. Firmanın yöneticileri ve müşterilerine interneti iş modellerinde nasıl daha etkin kullanacaklarını anlatacaktım. Sunum öncesinde bir kaç soruyla yeni ekonomi konularındaki ilgilerini öğrendim. Sonuç inanılmazdı. Gazeteler, mesajlama ve eposta arasına sıkışmış bir yönetici dinleyicisinden bahsediyoruz. Bugün bir çok yeni internet şirketi bu büyük holding yöneticilerinden randevu almak ve ilk sermaye yatırımı almak için çabalıyorlar. Bu devasa holdinglerle her toplantı beni büyülüyor. Şirketlerin CEO’ları ve genel müdürleri esasında bu yeni ekonomi kavramındaki fırsatı sürekli okuyorlar ve ilgileniyorlar ama hiç bir şey bilmiyorlar. Kulaktan dolma bilgilerle yaklaşıyorlar. Belki de bu sebeple girişimci kuşakla aralarında büyük bir uçurum oluşmuş durumda.
Gelin 2006 yılında twitter’i Türkiye’de kurmak için çabalayan bir Jack Dorsey düşünelim.
- Sosyal bir network ve mikro blog sistemi kurmayı düşünüyorum.
- Ne blogging?
- Mikro blogging
- Nedir o bizim web sitemiz var.
- Bakın efendim bu bir web sitesi değil 140 karakterle internet kullanıcılarının kendilerini takip edenlere metin tabanlı içerikleri okumalarını sağlayan bir sistem
- Yok kardeşim bizim web sitemiz var, öğrenci bir arkadaş var o yapıyor
Ya da
- Sosyal bir network ve mikro blog sistemi kurmayı düşünüyorum.
- Blogların bir web sitesinden farkı nedir ki? Siz neden bunu yapıyorsunuz ki?
- Mobil cihazların yaygınlaşmasıyla beraber internet kullanıcıları her yerden metin tabanlı paylaşım yapabilecekler
- Hmm akıllı çocuğa benziyorsun sen gel bizde çalış, dolgun maaş veririz.
Bir kısım şirketlerden toplantı için randevu alabileceğini bile düşünmüyorum twitter’in kurucusunun. Hele sektöründe öncü olan telekom oparatörleri kesin şöyle bir cevap yapıştırırlardı.
“Mobil gelirler üzerinden % 50 alırız bunun bir kısmı vergi vb gidiyor zaten geri kalan kısmın giderleri de düşünce sana % 5 gibi bir pay kalır. Biz işbirliği yaptığımız ortaklarımıza para kazandırıyoruz. Eğer kabul edersen sana okkalı bir sözleşme imzalatırız. Bir sorun olursa bizim bir yükümlülüğümüz olmasın. Ha bir de bu olayı sadece bizimle yapabilirsin. “Exclusive” lik olayı yani …”
Daha sonra twitter’in kurucusu Jack Dorsey adını bildiği fakat şirket içinde ne yaptığını bilmediği en az 10 kişiyle daha farklı 8 toplantıya girip, yapmak istediklerini tekrar baştan anlatıp karşısındaki yeni işe başlamış uzmanlara sistemini çalışacağını ikna etmekle geçecek en az 6 ayı bu büyük şirketle geçebilirdi. En son pazarlama bölümüyle yapacağı bir toplantıda
“Bizim yazılımcı arkadaşlarımız var, bunun daha iyisini yaparlar. Pazarlama bütçemiz çok büyük. Basın lansmanı için Ekim ayını düşünüyoruz, istersen gel gelir paylaşımı yapabiliriz.” cevabını duyabilirdi.
Bu yapılan toplantılardan genel müdürün haberi bile olmayabilir, haberi olsa iş modelini anlamayabilir veya milyar TL lik bilançoyla, 4-5 ülkede şirket alımlarıyla uğraşırken bu işe 5 dk fazla ayırmazdı. 2006 yılında üç sene sonra twitter fenomen olunca içerde neden biz bu tür projeleri kaçırıyoruz toplantıları yapılır. Şirket içi reorganizasyon planlanır. Herkes yeni iş modellerini hayata geçirecekmiş gibi yapıp, “bıldırcın” diye bir projeyi başlatabilirlerdi.
Şimdi geri dönelim ve bu pahalı takım elbiseli, kol düğmeli burunlarından kıl aldırmayan yöneticilere bir kaç noktayı hatırlatalım. Bilgi ekonomisinin kuralları sizin 1970’lerde yazılmış işletme kitaplarından farklılaştı. Zaman ve hız boyutları değişiyor. İş süreçleri arasındaki süre kısalıyor. İstekler eş zamanlı kaşılanabiliyor. Mekan ve mesafe boyutu değişiyor ve sosyal ağlarla kurulan bağlantılar sayesinde mekanın önemi azalıyor. Ekonomik değer somuttan soyuta doğru yön değiştiriyor ve en önemli katma değer elle tutulmayan hizmet ve bilgiyle yaratılıyor. Eski ekonomide az bulunan, daha değerliyken yeni ekonomide değer, az olan ile değil bol olanla yaratılıyor. Üretim faktörleri arasına yenileri ekleniyor, yaratılıcılık yetenek ve buluş da üretim faktörleri arasında yer alıyor.
Maalesef ülkemizde gelişmiş bir risk sermayesi piyasası oluşmadığı için yeni girişimcilerin çoğu şirketlerin kapısına fikirlerini hayata geçirmek ve ortalık yapmak üzere gidiyorlar. İş süreçleri yeni şirketleri desteklemeye göre düzenlenmediği için büyük şirketlerin koridorlarında bu girişimciler ya kayboluyorlar ya da işin sonunda firmaların çalışanları haline geliyorlar.
Yeni ekonominin kurallarına uygun olarak büyük holding şirketleri kendilerini yenilemeleri gerekiyor. Son 30 – 40 yılın tekel gibi çalışan markaları internetle beraber rekabetin kabuk değiştirdiğini yakından görmeleri “işbirliği“ kavramının nalıncı keseri gibi sadece kendi çıkarlarına değil, kazan – kazan kuralı olduğunu anlamaları gerekiyor. “Bizim daha iyi elemanlarımız var biz bunun alasını yaparız. Markamız, paramız tüm malzemeler hazır seni ezer geçeriz. Bizim 1 milyon müşterimiz var hepsine eposta gönderirsek zaten sizin iş modelini yaparız bize ne katma değer sağlayacaksınız?” yaklaşımları yerine “Birlikte nasıl çalışabiliriz? Sizin bizden daha iyi bildiğiniz neler var bunları nasıl birleştirebiliriz?” diye sormaları gerekiyor. Büyük bir firmanın oluşturduğu birikimden daha fazlasını bir yeni şirketin sahip olabileceği, odaklandıkları taktirde işlerini büyük şirketlerden daha iyi yapabileceklerini anlayabilmeleri gerekiyor.
Dışardaki yeni şirketlerle işbirliğinin yanı sıra bu markaların çalışanlarına internetteki bir çok özelliği yasaklamasına hatta bir kısım şirketlerin erişimi engellemelerine anlam vermek mümkün değil. Bilgisayar ve oyun denilince ülkemizde ciddi olmayan istenmeyen bir hava yaratılır. Ciddi toplantılarda bilgisayar oyunlarından bahsedilmez, oyun oynayan sevilmez, küçümsenir. Oysa bu sektör dünya eğlence sektörünün lokomotifi olmuştur. Playstation, Wii, Xbox devasa şirketlerin ciddi sektörler içinde ürettikleri ürünlerdir. İnternet kokulacak veya yasaklanacak bir mecra değildir, çalışanları bu konuda daha çok eğitim verdikçe bu aracı daha verimli işleri için kullanacaklardır. Bu yasakları getiren şirket yöneticileri aslında kendileri internette boş zaman geçirdikleri için çalışanlarınında boşa zaman harcayacaklarını düşünerek bu yasaklamaları getirmektedirler. İşte yine geldik aynı yere değişen kurallar ve yeni ekonominin getirdiği kavramlar. Bu konuda kendini güncellemeyen kol düğmeli yöneticilere korkunun ecele faydası olmayacağını anlatmak gereklidir.
Sonra dönüp neden Türkiye’den dünya markası çıkmadığını soruyoruz. Ekonomik düzen tam bir yengeç sepeti. Bir şeyler yapmaya çalışan girişimcilere destek olunmadığı gibi bir kaç başarılı yeni şirketi hemen ayaklarından aşağı çekmek için bekleyen bir ortam var. Kendimiz kendimize engel olmazsak bu ülkeden internet sektöründe başarılı girişimler çıkmaması için hiç bir sebep yok. Kendimizi küçük görmeyip haftanın 7 günü çalışma temposuna hazır olup gelişmiş ülkelerdeki rakiplerimizi yakalamak için çalışırsak herşey elimizden gelir.
Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
June 13th, 2009 • 1 comment Uncategorized
Tags: girişimcilik, hedef belirleme, hedefler, internet girişimciliği, kriterler, performans
Bir internet fikri buldunuz bir çok aşamadan geçirdiniz ve yapmaya karar verdiniz. Bravo! İlk aşamayı geçtiniz şimdi sizi oyunumuzun ikinci aşaması sizi bekliyor. Daha zor engelleri aşmanız gerekecek. Bu aşağıdaki “Beni Oku” dokümanı size gelecek aşamalarda yardımcı olacaktır.
Ne zordur bu “beni oku” metin dosyalarını okumak. “kurarım kardeşim ben bu programı sen bir çekil kenara hele bir” varsayalım ki fikrinizi bir çok avcıdan koruyarak veya onların filtresinden geçirerek “eh belki tutabilir” aşamasına getirdiniz. Açılmamış bir internet projesi seviyesindesiniz o zaman bir numaralı performans olayına geçeceksiniz, yok siz siteyi beta, gama, alfa felan yaptıysanız o zaman siz iki nolu bölüme buyrun.
Neden performans ölçülsün ki ?
Zaten görmüyor musunuz gece gündüz çalışıyoruz. Geçen gece yattığımda saat 3 felandı. Yani inanılmaz bir çalışma temposunda çalışıyorum, görmüyor musunuz?
Hatta hem bir işte çalışıyorum hem de bu internet projesini yapıyorum, sen de ne yaptın müdür?
Elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz bunu görmüyor musun?
Elinizde haritanız ve pusulanız olursa ne zaman, nereye, hangi hızda varacağınızı da bilirsiniz. Harita ve pusula olmadan da yaparım diyenler olur, bırakın yapsınlar. Hedeflerinizi belirlerken unumamanız gereken üç önemli nokta var.
• Ölçülebilir
• Ulaşılabilir
• Cesaretli
Projeniz açılmış olsun veya olmasın tüm hedefleriniz ve performans kriterleriniz ölçülebilir olmalı. Örnek: sitenin üye sayısı, geliriniz, trafik, işbirliği yaptığınız şirket sayısı buna örnek olabilir. Eğer fikir aşamasındaysanız ölçülebilir hedefler koymak biraz daha zor olabilir ancak yine de fonksiyon setlerinizi açıkça ortaya koyup bir bitiş tarihi yazabilirsiniz. İşte size ölçülebilir hedef.
Hedefleriniz ulaşılabilir olmalı. Ne çok düşük ne de çok yüksek hedefler koymalısınız. 100 metreyi 10 sn altında koşmanız yüksek bir hedef, 30 dk altında koşmak ise çok alçak bir hedeftir. Planladığınız hedeflere ulaşabilmek sizi motive eder, bunun yanı sıra projeniz hızlanır.
Cesaretli olmalısınız, ölçülebilir ve ulaşılabilir hedefler cesaretlendirici olmalıdır. Sizi motive etmeli ve vardığınızda yeni limanlara sizi götürebilecek kadar itici olmalıdır. Heyecanlı olun ama bu heyecanı uzun süre korumak için elinizden gelen tüm çabayı gösterin. Bu bir maraton uzun bir nefese ihtiyacınız olacak. Elinde bir sopa birden hayallerinizi gerçekleştirecek periye çok büyük bir olasılıkla rastlamayacaksınız.
Ekibinizle beraber performans değerlendirme toplantıları yapın. Bunu ciddiye alın. Zaten çalışıyoruz işte bu kadar oluyor demeyin. Neden yapamadığınızı sorgulayın. Tüm hedefler için bir sorumlu ve son tarih koyun. Değerlendirme toplantılarını periyodik olarak yapın. Çok sık yaparsanız bu size çalışmak için fırsat vermeyebilir, çok uzun sürelerde yaparsanız bu da ölçümlemeyi yapmanızda zorluk çıkartır. Yeni internet şirketlerinde veya fikir aşamasından girişime doğru yol alan ekiplerde bir aylık periyodlar uygun olur. Her ay performans toplantılarında neleri yaptığınızı ve yapamadığınızı gerçekçi olarak değerlendirin. Bu toplantılarda yapamadığınız işler için bahane uydurmayın, nasıl yapacağınıza dair çözümler üretin. Ekip toplantılarında sakın yapamadığınız noktalar için arkadaşlarınızla tartışmayın. Suçlamayın, çözüm üretin.
1. Açılmamış bir internet projesi için: Şimdi eğer projeniz açılmadıysa örnek olarak neleri hedef koyabilirsiniz.
a. Süreçlerinin dokumantasyonu (üyelik, satın alma, sadakat programı): Tüm sitenin adım adım akışının çıkartılması. Üyelik nasıl olacak. Eposta onayı olacak mı olmayacak mı? Hangi sorular sorulacak, puan mekanızması nasıl çalışacak. Akış diyagramlarıyla tüm detayları açıkça dokümante etmeniz gerekmektedir. Bunları projenin sahibi olarak sizden başka kimse düşünmez. Sakın bu detayları bir programcıya veya tasarımcıya bırakmayın.
b. İlk versiyonun tanımlanması: İlk vesiyon özelliklerini sıralayın. Bu versiyon içinde nelerin olacağını tek tek madde madde yazın. Bu versiyonun tamamlanması belki hayallerinizdeki siteyi ortaya çıkarmayacaktır ama internette hayata geçen bir proje çok daha önemlidir. Bu bakımdan fonksiyon setleri ve özellikler tek tek yazılmalıdır. İlk versiyona çok özellik yüklemeyin, kısa sürede en basit ihtiyaçları karşılacayak sayfayı hazırlayın yeterli olacaktır.
c. Veri tabanı tasarımı: Programcılar yazılıma dalmadan önce versiyon versiyon neler yapacaklarını çok iyi bilmelidirler. Veri tabanı tabanı tasarımı önemli bir bölümdür. Yazılıma doğrudan girişmeden önce üzerinde detaylıca düşünülmelidir. Yeni bir internet projesinin hedefleri arasında veri tabanı tasarımının ne zaman bitirileceği yer alabilir.
d. Site tasarımı (html, psd): Site tasarımı ilk versiyondaki özelliklerle uyum sağlamalı, fazla fonksiyon setleri konulmamalıdır. Sitenin tasarımının psd olarak bitirilmesi sonra bunun html veya css’e çevrilmesi yeni projelerde önemli bir yer tutar. Gözle gözüken hatta en zevkli kısım bu tasarım bölümüdür.
e. Beta çalışabilen site: Tüm özellikler, yazılım vb. Tamamlandıktan sonra kapalı veya açık bir beta sitenin açılma tarihi çok önemli bir performans göstergesidir.
f. Beta sürecinde kullanıcı sayısı: Beta süreci içinde kaç kişiyi üye yapacağınızı isterseniz önemseyebilir, isterseniz hedef olarak yazmayabilirsiniz. Ancak bu madde kriterler arasında akılda bulundurulabilir.
g. Beta sürecinden gerçek versiyona geçiş: Beta süreci sonsuza kadar sürmez bununda belli bir süresi vardır. Hataları düzeltip, versiyona geçmek için kendinize bir hedef belirleyebilirsiniz.
Bir proje hayata geçtiyse sayılarla hedef koymak daha kolaylaşır. Artık sanal dünyanın ortasında bir ada olarak yerinizi almışsınızdır. Bu gemiyi alıp bir yere ulaştırmak zorundasınız. “Nereye gideceğini bilmeyen kapatana hiçbir rüzgar yardım etmez“ Haritanız elinizde nerede olduğunuzu ve ne kadar süre içinde nereye gideceğinizi bilmeniz gereklidir. Yoksa kuzey rüzgarı sizi güneye, güney rüzgarı kuzeye atar. Ortada bir yerde kalır durursunuz.
2. Projeniz beta aşamasında veya tamamen açılmış olabilir: Açık bir internet projesi için hangi maddeler örnek hedef olabilir? İşte 6-7 örnek
a. Satış, ciro, gelirler: En sevdiğim madde. Sitenizi açtınız, ne kadar süre içinde kaç lira kazanmayı hedefliyorsunuz. Satış rakamlarınız sizin için en motive edici kriter olmalıdır. Çok çalışıyoruz ama para kazanamıyoruz bahanesini geçin. “Çok müşteriyle konuştuk ama satış olmuyor“ bahanesini duymak bile istemiyorum. Satış yapacaksınız. Ağzından girip burnundan çıkıp satışı gerçekleştireceksiniz. Bunun lamı cimi yok.
b. Müşteri ziyareti: Bankacılıkta haftalık müşteri ziyareti sayısı bazen önemli göstergelerden birisidir. Ne kadar çok yeni müşteriye giderseniz satış yapma ihtimaliniz o kadar artar. Eski müşterileri ziyaret ederseniz, hem ilişkinizi korumuş olur hem de bilgilerinizi güncellersiniz. Yeni ürünleriniz varsa satabilirsiniz. Eğer B2B satış yapan bir iş modeliniz varsa haftada ziyaret edebileceğiniz müşteri sayısı bir çok faktöre göre değişebilir; içinde bulunduğunuz sektör, yaşadığınız il, kapasiteniz vb. B2C iş yapıyorsanız ulaşabileceğiniz potansiyel müşteri sayısıda kriter olabilir. Bunları istatistiklerinizden takip edebilirsiniz. Sepetine bir ürün eklediyse bu güzel bir gösterge olabilir. Sepetin son aşamasına gelip çıkıyorsa işte size potansiyel müşteri sayısı.
c. Ödeyen müşteri sayısı: Bir önceki maddede yer alan potansiyel müşterilere ulaşmak önemlidir ama eninde sonunda gol atmanız lazım. Aylık satış yapacağınız farklı müşteri sayısı en önemli kriter olabilir. Bu madde doğrudan sizin ciro hedefinizi etkileyecektir. Bir çok ürününüz varsa ciro – müşteri sayısı bağlantılı olmakla beraber aynı hedefler değildir.
d. Karlılık: Bir çok müşteriye satış yapabilirsiniz, ciroyuda tutturmuşsunuzdur ama kar marjı düşük cep telefonlarından satmışsınızdır ya da eticaret sitenizden altın külçe satıyorsanız ciro hedefi tamamdır ama karlılık %1 lerde kalmıştır. Karlılıkta tüm diğer düğmelerle beraber hareket ettirilmelidir. Aynı anda hedeflere ulaşmak lazımdır. ( Ne kadar güçleşti oyun yahu. Tüm hepsini yapamayız ki. Elimizden gelen çabayı gösteriyoruz. Görmüyormusun müdür? Dün bütün gece çalıştım durdum, sende yanımdaydın )
e. İstatistikler (trafik, sayfa görüntülenme, ortalama zaman) Sitenizin istatistiklerini ne küçümseyin ne de abartın. Binlerce kişi sfitemize geliyor diye etrafınızdakilere anlatmaya kalkarsanız yalanınız yatsıya kadar yanar. Gerçek rakamlarınızı söylerseniz hiç bir zaman sorun yaşamazsınız. Günlük olarak istatistiklerinizi takip edin. Soru geldiğinde hangi rakamı paylaşacağınızı hangisini gizli tutacağınızı tüm ekip bilsin. Bakar öğrenirim aşağı yukarı şu kadardır diye cevap vermeyin. Bu bilmiyorum demekten daha kötüdür. Zaten sitenizin genel istatisiklerini de bilin. Detaylı istatistiklere dönüp bakabilirsiniz. Tüm bu rakamlar sizin en güzel performansınızı gösterecektir. Size olan ilgi arttıkça siteniz daha çok ziyaret edilecek veya sitede kalınan süre artacaktır. Geleceğe yönelik eğilimleri rakamlarla tahmin edebilirsiniz.
f. Üye sayısı: İstatistikler sitenin ziyaretçi sayısı, ortalama zaman, sayfa görüntülenmeyi ölçerken, siteniz üyelik alıyorsa bu rakamda önemli bir gösterge olacaktır. Kendi isteğiyle üye olanların sayısı hedefleriniz arasına girebilir. Aynı şekilde ayrılan üyelerin yüzdesini de takip etmelisiniz. Havuzu yukardan doldururken aşağıdan kaçak olmamalı.
g. Yeni ürün sayısı: Her iş modeline uygun olmamakla beraber, yeni ürün geliştirme sayısı da hedefler arasına girebilir. Bazı zamanlar yelpazenizi arttırmak satışlara positif etki yapabilir. Bu madde tamamen iş modeline ve şirkete göre değişebilir.
h. Yeni versiyon, yeni özellikler: Yeni versiyonunuzun fonksiyonlarını ve yapacaklarınızı aynı açmadan önce yaptığınız gibi açıkça yazmalısınız. Ne zaman hangi özellikleri koyacağınızı bilmelisiniz. Yazılımcılar elimizden geldiğince hızlı yaparız, en kısa sürede bitiririz gibi süreler verebilirler izin vermeyin, onlardan son tarihler isteyin. “10 Haziran 2010 Perşembe saat 17:00 de bu versiyonu açıyoruz“ cümlesinin altına onaylarını mutlaka alın. Muhlak tarihler vermeyin. Kesin tarihler olsun. “Haziran’da bitiririz, hafta sonu çalışıcam, yarın akşam bir bakayım“ hedef olamaz.
i. Altyapı verimliliği: Açık bir internet sitenin yüklenme hızı önemli bir değişken olabilir, bu verimliliğin arttırılması yazılı hale getirilebiliyorsa hedef olabilir. Sitelerin işlevlerini hızlı yerine getirmeleri önemli sonuçlar doğurur.
j. İşbirlikleri, ortaklıklar: Müşteri ziyaretleri gibi önceden işbirliği yapabileceğiniz üçüncü tarafları belirlemeli bunları hedefleriniz içine koymalısınız. Bu taraflarla tanışmalı, toplantılar yapmalı ve karşılıklı fayda sağlayacak modeller ortaya koymalısınız. İş birliği yapacağınız firma, site veya şirket sayısı ve yaptıklarınız performanslarınız arasında yer alır.
k. Pazarlama: Reklam harcamalarınız, ROI oranları önemli gösterge olabilirler. Bunun yanı sıra basın bültenlerinizi gönderdiğiniz ve yayınlanmasını sağladığınız haber sayısı, sosyal mecrada sizden ne kadar bahsedildiği rakamsal olarak gösterilebiliyorsa sizin performans toplantınızda konuşulabilecek bir madde olabilir. Yaptığınız işleri anlatacağınız blog yazarı sayısı, yer aldığınız dergi makalesi belki bazı internet şirketleri için hedef olabilir.
Performanslarınızı üçer aylık belirleyebilir aylık hedefler koyup bunları gerçekleştirmek için haftalara bölebilirsiniz. Daha sonra her ay sonunda önceden belirlenmiş bir tarihte aylık performansınızı oturup ekip arkadaşlarınızla veya bir yönetim kurulunuz varsa onlarla mutlaka ciddi bir toplantıda konuşmalısınız.
Hedeflerin ne kadar yakınında veya uzağında olduğunuzu değerlindirmelisiniz. Eğer hedeflerin çok üstünde veya altındaysanız o zaman revize etmeniz gerekebilir. Hedefleri koyun ancak onların üzerine oynamayın yani gerçekleştirebilme yeteniğiniz varken gelecek aya bir müşteriyi sarkıtmayın. Her hedefin bir sorumlusu ve gerçekleştirilme tarihi olmalıdır. Unutmayın bu şirket sizin, başkası için çalışmıyorsunuz. Kendinize hesap verin.
“Hedefleri koyarız sorun değil, tamam hepsi benim aklımda zaten, daha önce de yazmıştık bunları” gibi cümleleri söylettirmeyin. Bir sayfalık özet hedef tablosu, arkasına detaylı 2-3 sayfalık açıklamaları koyun ve altına imzalarınızı atın. Bu önemlidir, imzalanmış dokümanları dosyalayın, toplantıdan önce masanın üzerine koyun. Sorumlusu 1 ay içinde neler yaptığını anlattıktan sonra hedeflerin ne kadarına ulaştığını eğer altındaysa bundan sonraki ay neler yapacağını anlatsın.
Bahane üretme toplantıları yapmayın. Her toplantı sonucunda bir çözüm, uygulayacak kişiler ve gerçekleştirilme tarihleri ortaya konulmalıdır. Toplantılarınız eğlenceli ama laubali olmasın, ciddi fakat sıkıcı olmasın, herşeyin üzerinden geçin ama uzun tutmayın. Bunları başaramıyorsanız bir araya gelip Playstation oynayın.
Özetle: “Nereye gideceğini bilmeyen kapatana hiçbir rüzgar yardım etmez“